CHP lideri Özgür Özel partisinin düzenlediği Emeklilerin Onurlu Yaşam Hakkı Buluşması'nda açıklamalarda bulundu.
İşte o program...
CHP'nin “Emeklilerin Onurlu Yaşam Hakkı Buluşması”nda konuşan CHP Lideri Özgür Özel iktidarın emekli politikasını eleştirerek, "Bu iktidarda kaynak değil paylaşma sorunu var" ifadelerini kullandı.
Özle, "Herkes sözünü tutarsa haftaya bir şey olacak ve ondan sonra çok güzel şeyler olacak. Gelecek hafta o oylamayı hep birlikte izleyelim. Kim emeklinin yanında, kim değil. Kim sefalet maaşına hayır deyip, hiç olmazsa bir telafi zammına evet oyu kullanacak? Onu görelim. Benim sizden tek bir isteğim olur. Sizin için oy vermeyene değil sandıkta oy, sokakta selam vermeyin bundan sonra." dedi.
Özel'in konuşmasından satır başları şu şekilde:
“ÖMÜRLERİNİ BU ÜLKEYE HİZMETLE GEÇİRMİŞ EMEKLİLERİMİZ”
Ömürlerini bu ülkeye, bu devlete, bu millete hizmetle geçirmiş; elleri nasırlanmış, dirsekleri çürümüş, gözlük numaraları büyümüş emeklilerimiz… Rahat etmesi, dinlenmesi, torun sevmesi gereken günlerde en büyük zulmü görmüş olan her bir emeklimizin ellerinden ayrı ayrı öpüyorum.
Türkiye, dünya siyaset tarihinin en büyük haksızlıklarından biriyle, en büyük ihanetlerinden biriyle karşı karşıya kalmıştır. Bu kötülüğü en ağır şekilde yaşayan emeklilerimizi saygıyla selamlıyorum. Hoş geldiniz, sefalar verdiniz.
“BU MEKÂNI GERİ ALABİLMEK İÇİN YEDİ YIL UĞRAŞILDI”
Ankara’da, bu güzel mekândayız. Konuşmasını yapıp Mersin’deki toplantıya katılmak üzere buradan ayrılan Mansur Başkanımız, bu mekânı geri alabilmek için tam yedi yıl boyunca mücadele etti.
Bu yer kimden alındı? Melih Gökçek ailesinden. Mekân, uzun süreli bir anlaşmayla ailenin hâkim olduğu bir vakfa devredilmişti. Aile burayı kullanıyor, kiraya veriyor ve iktidarını bu alan üzerinden sürdürüyordu.
“BAKIRKÖY’ÜN ORTASINDA YÜKSEK DUVARLAR, VİLLALAR”
İstanbul’da 2019 seçimlerini kazandığımızda Ekrem Başkan beni çağırdı. O zaman grup başkanvekiliydim. “Bunu mutlaka görmen lazım” dedi.
Bakırköy’ün ortasında, Florya’da; yüksek duvarların ardında çimler, ortada büyük bir villa, etrafında 12 villa… “Burası kimin biliyor musunuz?” dedi. Büyükşehir Belediye Başkanı’nın ve etrafı AK Partili belediye başkanlarının kullandığı bir yerdi.
Bakırköy Belediyesi bizdeydi ama Bakırköy Belediye Başkanı’nın bile haberi yoktu. AK Partili belediye başkanlarının villaları, havuzları, ortak yemeklerin piştiği, eğlencelerin yapıldığı, lüks bir yaşam alanıydı burası.
“TELEVİZYONLARI GETİRİRİM DEYİNCE APAR TOPAR GİTTİLER”
Ekrem Başkan “çıkın” dediğinde önce direndiler. “Televizyonları getiririm, herkes görür” denilince apar topar ayrıldılar.
Ekrem Başkan orayı İstanbul Planlama Ajansı’na dönüştürdü. Mansur Başkan da Gökçekler’den burayı aldı. Bugün bu güzel güne ev sahipliği yapan yer işte burasıdır.
“BİR AİLENİN DEĞİL, EMEKLİLERİN MEKÂNI”
Burası artık bir ailenin değil. Serveti şüpheli olanların, “çağırsın savcı, anlatayım” diyenlerin değil.
Bülent Arınç’ın “Ankara’yı parsel parsel sattınız” dediği yerlerden biri burasıydı ve söke söke geri alındı. Şimdi emekliler kullanıyor. Helali hoş olsun.
“BU KAMPÜS TÜM EMEKLİLERE AÇIKTIR”
Bu salon ve bu kampüs, tüm imkânlarıyla daha da geliştirilecek. Kendileri için yapılan lüks odaların yerine, bu alan Türkiye’deki emeklilerin ve onların değerli temsilcilerinin kullanımına açık olacak.
Kabul etmeseler de emekli sendikası vardır, olacaktır. Engeller kaldırılacaktır. Mücadele eden, sesini duyurmak isteyen, bir araya gelip güç verecek herkes bu mekânı kullanacaktır.
“DEVLET MİLLETLE BİR SÖZLEŞME YAPTI”
Yıllar önce devlet, milletle bir sözleşme yaptı. Dedi ki: “Sen çalış. Ben her ay maaşından keseceğim. Günü geldiğinde seni emekli edeceğim, seni dinlendireceğim ve yerine gençleri işe alacağım.”
"BUGÜN BU SÖZLEŞMENİN NASIL BOZULDUĞUNU HEP BİRLİKTE YAŞIYORUZ"
“Şimdi sen çalışırken hem emekliliğine hem bugünün emeklilerine bakacaksın”
Şimdi sen çalışırken hem kendi emekliliğin için çalışacaksın hem de bugünün emeklilerine bakacaksın. Günü gelince de bu devlet sana bakacak.
Bu prim, her birinizin maaşından kesildi. Serbest çalışanlar ise kendi cebinden yatırdı. Yatıramadığını faiziyle, günü gelince ödedi.
“BUGÜNÜN RAHATI VE YARININ GÜVENCESİ İÇİN ÖDEDİNİZ”
O primler, hem o günün emeklisi için hem de bugün kendinizin rahatı, huzuru için ödendi, biriktirildi. Yıllarca bu düzene güvenerek prim yatırdınız.
Ama bu düzende, yıllarca ödediğiniz primlere rağmen, birileri iktidara gelince ağızlarındaki baklayı çıkardı.
“EMEKLİLERE KALKINMADAN PAY VERİLMEZ DEDİLER”
Ne dediler? “Emeklilere kalkınmadan pay verilmez, refah payı verilmez, büyümeden pay verilmez.”
Emeklileri, “milli geliri artıran değil, azaltan unsur” olarak tanımladılar. Ne kadar pis bir niyetleri olduğunu kendi ağızlarıyla söylediler.
“5510 SAYILI YASA İLE BUGÜNÜ BİLE İSTEYE HAZIRLADILAR”
Sonra 5510 sayılı yasayı yaptılar. Aylık bağlama oranlarını belirlerken, yasanın her satırına bir şeytanlık gizlediler. Bugünün şartlarını bile isteye, hesaplayarak hazırladılar.
“BİR BUÇUK ASGARİ ÜCRET OLAN MAAŞ NEREYE GİTTİ”
Bugün gelinen noktaya bakın. Bu iktidar gelmeden önce, beğenmedikleri o dönemde; rahmetli Ecevit’in, rahmetli Mesut Yılmaz’ın ve Sayın Bahçeli’nin ortak olduğu hükümette en düşük emekli maaşı bir buçuk asgari ücretti.
Bugün asgari ücreti beğenmiyoruz. Size hiç dokunulmasaydı, bu düzen içinde bugün 42 bin lira maaş alıyor olacaktınız.
“HARÇLIK VERİR GİBİ 1.000 LİRA”
Ama bugün gelinen yer 18.975 lira. Üzerine, emekliyle alay eder gibi, harçlık verir gibi 1.000 lira eklemeye kalkıyorlar.
Dün ne büyük mücadeleler, ne büyük itirazlar yapıldı. Bugün ise “emekli 20 bin lirayla geçinecek” diyorlar.
“EV KİRASININ MAAŞTAN YÜKSEK OLDUĞU BİR DÖNEM”
Ev kirasının emekli maaşından yüksek olduğu bir dönemdeyiz. Emekli bütün maaşını kiraya verse yetmiyor.
Kiraya verirse aç kalacak, karnını doyurmaya çalışırsa sokakta kalacak.
“TELEVİZYONLAR SOKAKTA KALANLARI GÖSTERİYOR”
Televizyonlar gösteriyor. Sokakta kalanları, 200 liralık otellerde sürünenleri, perişan olanları…
Bu şartlar altında Türkiye’de az önce dinlediğim konuşmaların her biri, bir öncekinden daha etkileyiciydi.
“UTANMAYALIM MI?”
Bir de soruyorlar: “Utanmayalım mı?”
Vallahi siz utanmayın. Sizi bu duruma getirenler, bu maaşı size reva görenler utansın.





