CHP Genel Başkanı Özgür Özel, partisinin grup toplantısında İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) davasında “itirafçı” olan Murat Kapki’nin “Baskı gördüm. ‘Bir gün bile burada yatmazsın’ demelerine aldandım. Tahliye vaadine kandım. Savcıların yönlendirmesiyle doğru olmayan şeylere imza attım” ifadelerini kullanarak ifadesini geri çektiğini açıklamıştı.
Murat Kapki’nin tahliye talebinde bulunduğu dilekçesini Halk TV yayınladı.
Dilekçede, "Ben 20 yıldan fazla süredir başta İstanbul olmak üzere Türkiye'nin çeşitli illerinde açık hava reklamcılık sektöründe faaliyet gösteriyorum. İstanbulda açık hava reklamcılığında tecrübesi ve bilinirliği en yüksek olan iş insanlarından biri benim. Bunun yanında radyoculuk alanında yatırımlarım da vardır. Çeşitli dönemlerde Gayrimenkul ve araç alım satımları da yaptım” ifadeleri kullanılırken “Bu iddianameye konu edilen ve 61.-62.-63. Eylemde belirtilen alt ihaleleri alan şirket olan BVA Reklam ve Danışmanlık Hizmetleri AŞ'nin %20 ortağıyım” denildi.
"İHALE SÜREÇLERİNDE HER ŞEY YASALARA UYGUN OLARAK YAPILMIŞTIR"
Söz konusu ortaklığının reklamcılıktaki tecrübesinin karşılığında deneyiminin karşılığında kendisine ait olan hisse olduğunu söyleyen Kapki, “Ben ticari hayatım boyunca İBB ile hep çalıştım. Yani benim İBB ile reklam alanı kiralamaya dair ilişkim Ekrem İmamoğlu'nun seçilmesinden çok daha öncesinden beri devam etmektedir. Zaten açık hava reklamcılık sektöründe faaliyet gösteren orta ve büyük ölçekli tüm firmalar için de bu geçerlidir. Ben iş insanıyım, Belediye başkanı kimdir, hangi partidendir gibi konularla ilgilenmem” ifadelerini kullandı.
Dilekçenin devamında, “Herkesle ticaret yaparım. - Belediyenin yaptığı ana ihalelerde ihaleyi Kültür AŞ kazanmıştır. Daha sonra da Kültür AŞ alt kiralama ihalelerini davet usulü yapmıştır. Biz de bu ihalelere teklif vererek ihaleleri kazandık. Aynı şekilde girip kazanamadığımız ihalaler de olmuştur. Başka belediyelerin yaptığı ihalelere de girdik. Kazandığımız da oldu kaybettiğimiz de” denilirken “Yani BVA'nın Kültür AŞ'den ihale almaktan ibaret bir ticari faaliyeti yoktur. Birçok ihaleye katılmıştır. Bu ihale süreçlerinde her şey yasalara uygun olarak yapılmıştır. Zaten ihalelere katılım süreçlerinde şirket adına benim faal bir görevim de yoktur. Benim şirketteki görevim, satış ve pazarlamaya yani şirketin ihaleyi aldıktan sonraki faaliyetlerine ilişkindir” ifadeleri kullanıldı.
İhalelere katılım süreçlerindeki işleri avukat olması sebebiyle Ahmet Köksal’ın sürdürdüğü belirtilen dilekçede, “Ahmet Köksal ve Hüseyin Köksal ile ortaklığım olmuştur. Hüseyin benim 20-30 senelik arkadaşım ve aile dostumdur. Hüseyin normalde tekstil işiyle uğraşmaktadır. Ancak tekstil sektöründe eski karlılık yok diyerek yeni sektörlere yönelme arayışına girmiştir. Bu sıralarda benimle de konuşmuştu. 2020 yılında Hüseyin'le bir görüşmemizde bana reklam ve medya alanına yönelmek istediğini, kuzeni Ahmet'le beraber bu işe girmeyi düşündüğünü söyledi. Ben de ona benim yeni kurduğum bir şirketím olduğunu isterse bu şirkete ortak olabileceğini söyledim. Bu şirket BVA'dır.” sözleri sarf edildi.
Dilekçenin devamında şu ifadelere yer verildi:
“BİRÇOK KURUMUN AÇTIĞI İHALELERİ TAKİP ETTİK”
“Hüseyin ve Ahmet şirketin başlangıçtaki finansmanını sağlayacak ben de reklam alanındaki deneyimimi ortaya koyacaktım. Bu aslında benim içinde mantıklıydı, çünkü ben de parçalı ve dağınık ve benim üzerimden yürüyen reklam faaliyetlerimi kurumsal bir yapıya büründürmek ve işleri profesyonel şekilde yürütmek istiyordum. Bu şekilde ortak olduk. Şirketin kuruluş ve yapılandırma süreçlerini tamamladıktan sonra da ihalelere girmeye başladık. “
“Sadece Kültür AŞ ihalelerine değil, hem ilçe belediyelerinin hem Karayollan Genel Müdürlüğünün hem TCDD'nin hem de AYEDAŞ'ın ve daha birçok kurumun açtığı ihalaleri takip ettik, teklifler verdik. TCDD ihalesini tam alacakken TCDD ihaleyi iptal edip, kiralama yöntemiyle başka firmaya verdi. Karayolları Genel Müdürlüğü hiç ihale ilanı bile açmadı. AYEDAŞ'ın elektrik direkleri ihalesinde en yüksek teklifi verdik ama AYEDAŞ evrak eksiğiniz var diyerek ihaleyi bize vermeyip Oktay TAN'ın şirketine verdi. Aynı yıllarda Zeytinburnu Belediyesi'nin Giantboard ihalesini aldık. “
“Çekmeköy Belediyesinin reklam ihalesine teklif verdik ancak kazanamadık. Ankara'da Başkent Elektirik'in açtığı elektrik direkleri reklam ihalesine girdik ancak kazanamadık. Kayseri Belediyesi'nin Tramvay yolu üzerindeki reklam alanlarının ihalesine girdik, ihale açık arttırma usulüydü. İhale bedeli 14 milyon TL'den başladı 34 milyona kadar çıktık ama Kayserili bir firma 36'ya ihaleyi aldı. İhaleyi kazanamasak da Kayseri Büyükşehir Belediyesi, bizim sayemizde çok para kazanmış oldu. “
“GELİRLERİMİZİN TÜMÜNÜ ABB ÜZERİNDEN ELDE ETTİĞİMİZ DOĞRU DEĞİL”
“Yani bizim sadece İBB'den ihale aldığımız ya da İBB'nin yaptığı ihalelere katılmak ve bu ihaleleri otomatikman kazanmak için kurulmuş bir şirket olduğumuz iddiası doğru değildir. Gelirlerimizin tümünü İBB ya da Kültür AŞ ihaleleri üzerinden elde etiğimize dair değerlendirme doğru değildir. “
“Bu ihalelerin bulunması konusunda şirkette genel müdüre bağlı bir ihale birimimiz vardır. İhale ilanlarını takip ederler, henüz ilana çıkmasa bile belediye meclisinde reklam faaliyetinin ihale edileceğinin konuşulduğu belediyeleri yakından takip ederler. Ortaya bir ihale ilanı çıkınca da genel müdürümüz ihaleyi bana sunar. Ben reklam alanındaki tecrübem ve deneyimim sayesinde ihalenin karlı olup olmayacağını, ihale konusu reklam alanlarının kaç paradan satılabileceğini yaklaşık olarak hesaplarım. Ardından da genel müdürümüze, söylediğim çerçevede %50- %60 doluluk oranıyla bu işten ne kadar para kazanılacağının hesabını yaptırırım. Mantıklı olursa ihaleye gireriz.”
“ ÖRGÜT ÜYESİ OLSAM BENİM PARA KAZANDIĞIM ŞEYİ BENDEN ALIRLAR MIYDI?”
“İhale bedelini de bu şekilde belirleriz. Benim açık hava reklamcılıktaki en bilindik özelliğim, bir yerin ne kadar paraya kiralanacağını ve satılacağını öngörmektir. Bunu uzun yılların tecrübesine borçluyum. Ahmet ve Hüseyin'in benle ortaklık yapmalarındaki temel etken de budur. Başlangıçta şirketin ortağı Ahmet'ti. Ahmet avukat olduğundan ihalelerin evrak işlerini takip ederdi. Ben de imza atmam gerekiyorsa atardım. Hüseyin ise tekstil alanındaki şirketlerinde işleyişi oturttuktan sonra şirkete ortak olarak gelecekti. Hatta bu süreç uzun sürünce aramızda ufak tartışmalar da oldu. Çünkü Ahmet'le çok iyi anlaşamazdık. Neticede 2024 yılının Mayıs ayında Hüseyin ortaklığa girdi.”
“Biz ihaleleri 2020 yılında ve 2023 yılında aldık. Bu ihalelerle ilgili kanunsuz hiçbir faaliyetimiz olmamıştır. Ben zaten İBB'ye ait reklam alanlarını 2019 öncesinde de kiralamaktaydım. Hatta 2019 yılındaki İBB başkanlık seçiminin iptal edildiği dönemde, o zaman İBB başkanlığına Ali Yerlikaya vekalet etmekteydi. Ben o zamanlar yetkilisi olduğum SMO Reklam ve Danışmanlık hizmetleri AŞ ile İBB'ye bağlı şehir hatlarının Kadıköy İskelesindeki reklam alanlarını kiralamıştım. Bu kiralamada ihale dahi olmamıştır. Bu reklam alanlarının bana verildiği tarih 20.06.2019'dur.Yani İBB başkanlığı için yapılacak tekrar seçiminden 3-4 gün öncedir.
Sonradan İBB'yi Ekrem İmamoğlu tekrar kazanınca, Ak Parti dönemini kastederek seçimden 3-4 gün önce kendi adamlarına reklam yerlerini dağıtmışlar diye de laf çıkmıştır. Neticede de Ekrem İmamoğlu'nun ekibi İBB'de faaliyete başlayınca benim elimdeki Kadıköy Reklam İskelesi reklam alanının da sözleşmesini feshetmişlerdir. Yani ben İmamoğlu'ndan önce Belediyeden yine iş alıyordum. Hatta İmamoğlu geldikten sonra, yaptığım işler iptal edildi. Böyle bir örgüt olsa ve ben bu örgütün üyesi olsam benim para kazandığım şeyi benden alırlar mıydı?”
“YAN YANA BİLE GELMEDİĞİMİZ BELLİ OLACAKTIR”
“İddianamede benim örgüt üyesi olduğum ve Murat Ongun'un benim yöneticim olduğu iddia ediliyor. Bir kere Murat Ongun'la ben birbirimizi sevmeyiz. Bunca zamandır da 1-2 kez selamlaşmak ve usulen bayram tebriği için aramak dışında hiçbir sohbetimiz ve karşılaşmamız olmamıştır. HTS ve baz kayıtlarının daraltılması sonucunda yan yana bile gelmediğimiz belli olacaktır.”
“Ayrıca emniyet aşamasında bana sorulan tape'lerde Ak Parti eski dönem il başkanının oğlu ile yaptığım telefon konuşmasının içeriğinde de Murat ONGUN'la aramın hep çok kötü olduğunu söylediğim bellidir. İddianameye ise bu tape konulmamıştır. Aslında bu benim lehime bir delildir. Benim aynı örgütten olduğum hatta benim yöneticim olduğu iddia edilen Murat Ongun'la birbirimizle görüşmüyor oluşumuz bizim bir örgüt olmadığımızın en büyük ispatıdır.”
“Ayrıca iddianamede örgütün amacı olarak anlatılan şey de Ekrem İmamoğlu'nun CHP'yi ve belediyeyi kazanmak ve buradan da cumhurbaşkanlığını kazanmaktır. Bu siyasi bir amaçtır. Ama benim siyasi duruşumla bu amacın alakası yoktur.”
“BU PİYASADAKİ HERKES BENİM CHPLİ OLMADIĞIMI BİLİR"
“Bu piyasadaki herkes benim CHPli olmadığımı bilir. Benim cumhurbaşkanından plaket almam, beraber yemek yemem gibi konular geçmişte bir takım gazeteciler tarafından gündem de edilmiştir.”
“Ayrıca benim Ekrem İmamoğlu ile de tanışıklığım ve görüşmüşlüğüm yoktur. Hayatımda İmamoğlu'nu 2 kez gördüm. Biri Belediyenin iştiraklere verdiği iftar yemeğidir. Yaklaşık bin kişilik bir etkinliktir. Burada Ekrem Beyle el sıkışmışlığım vardır. Bir kere de bir cenazede aynı ortamda bulunduk ama selamlaşmadık. Bunun dışında hiçbir yerde hiçbir suretle görüşmem olmamıştır.”
“HAKKIMDA İFADE VERENLERİN ÇOĞU BANA İFTİRA ATMIŞTIR”
“İddianamede hakkımda beyan veren bir kısım gizli tanık, tanık, müşteki ve şüpheliler vardır. Benim Beylikdüzü Mado'da diğer sanıklarla ve Ekrem İmamoğlu ile haftada 2-3 gün buluştuğum, buraya herkesin elinde çantayla para getirdiği söylenmektedir. Ben hayatımda Beylikdüzü Mado'ya gitmedim. Hatta Beylikdüzü'nde Hüseyin'in şirketi dışında hiçbir yere gitmedim. Şirkete de en fazla 1-2 defa gitmişimdir. Bu gidişlerimde de Hüseyin dışında kimseyle görüşmedim. Zaten HTS-Baz kayıtlarım da Beylikdüzüne gitmediğimi göstermektedir.”
“Benim şirketimin merkezi Gayrettepe'de bulunan FERKO plazadadır. Benim günlük hayatım Acarkentteki evimle Ferko arasında mekik dokumak şeklindedir. Daraltılmış baz kayıtlan getirilirse söylediklerimin doğruluğu tespit edilecektir. Ferko'nun 1 km ve 300 metre yakınında başka şahıslarla sinyal vermiş olmam mümkün ve normaldir. Ancak bu sinyaller, yan yana geldiğim anlamına gelmez. Ben Akmerkez'e, Zorlu'ya yemek yemeye giderim. Oralardaki sinyallerimle banka pos hareketlerim eşleştirilse dahi bu yerlere kaç kere ve ne amaçla gittiğim anlaşılacaktır. Zira ben bu yerlere ancak yemek yemeye giderim.”
“Hakkımdaki diğer ifadeler ise tamamen alakasız ve ilgisiz konulardaki soyut ve temelsiz isnatlardır. Benim tablo almam, saat almam, maket araba biriktirmem, biblo biriktirmem gibi konular yani hobilerim sanki ben illegal işler yapıyormuşum gibi bir algi yaratmak için basında kullanılmıştır. Hakkımda ifade verenlerin çoğu, kendi paçasını kurtarmak için bana yönelik bir takım iftiralar atmıştır. Hiçbirinin gerçekle ilgisi yoktur. Zaten bu konuda delil de yoktur.”
“İTİBAR SUİKASTİNE UĞRUYORUM”
“Hakkımdaki iddialar ben 2020 yılına kadar hiç gelir elde etmemişim de 2020 yılından sonra bir anda zenginleşmişim gibi kurgulanmıştır. İhale sonucunda aldığım kar payı bellidir. 20 yıllık ticari geçmişim ile sahip olduğum malvarlığı arasında orantısızlık yoktur. Ben Acarkentte ilk evimi 2014 yılında aldım. 2020 yılında henüz ihale dahi almadan önce Acarkentte dublex villa aldım. Akasya AVM projesinden 2 ayrı evim yine 2020'den önce alınmıştı. Bunların bazıları kardeşim Serhat üzerine bazıları Annem Güler Kapki üzerinedir. MASAK Raporuna ise bunlar hiç yansıtılmamıştır”.
“Bana valizlerle çanta taşındığı, sahte faturalarla vergi kaçırdığım gibi iddialar hayal ürünü ve çarpıtmadır. Benim özellikle araç ve gayrimenkul alımında ya da kişisel borç/alacak ilişkilerinde nakit para transferleri yapmışlığım elbette vardır. Ancak bunun illegal bir paranın taşınması olarak anlatılmasın kabul etmiyorum. Ahmet Çiçek'in bu konudaki ifadesi manidardır. Beni kamera bantlama görüntülerinin olduğu otelde gördüğünü ve teşhis ettiğini ileri sürmüştür. Kurgu şudur: Ben ihaleden kazandığım parayı sözde sahte faturayla nakde çevirmişim. Bu nakit parayı da çantayla otele götürmüşüm. Ahmet Çiçek bu kurgu neticesinde serbest kalmıştır. Savcılık, sorgumda bana oteldeki kişinin sen olduğunu tespit ettik, hatta senin yakın arkadaşların da teyitledi demiştir. Bahsi geçen otel, kamera bantlama görüntüleri diye servis edilen oteldir.”
“Ancak oteldeki bahsedilen kişinin ben olmadığım ortaya çıkmıştır. Mehmet Ali Çalışkan'ı ben diye yutturmaya çalışmışlardır. Ben hayatımda o otelde hiç bulunmadım. Ben bu otele hayatımda hiç gitmedim. Ama Ahmet Çiçek'in ifadesi nedeniyle sanki otele gitmişim yanımda da para götürmüşüm gibi bir algı oluşturuldu. 1 yıldır bu ve benzeri Iddialarla itibar suikastine uğruyorum.”
“Ahmet Çiçek'in iddiaları Kültür AŞ'den Ihale alan BVA adlı şirketime yönelik dahl değildir. BVA'da bir tane bile sahte fatura, yanıltıcı fatura ya da herhangi bir usulsüzlük yoktur. Zaten böyle bir tespit de yoktur.”