Siyaset

CHP Kadın Kolları Genel Başkanı Gülsever’den iktidara 'İstanbul Sözleşmesi' çağrısı

CHP Kadın Kolları Genel Başkanı Ayten Gülsever, Türkiye'nin İstanbul Sözleşmesi'nden çekilmesinin kadınların şiddetten korunmasına yönelik mekanizmaları zayıflattığını vurguladı. Gülsever, "Buradan iktidara açık çağrımızdır, kadınların yaşam hakkını koruyan politikaları derhal hayata geçirin. 6284 sayılı Kanun’u eksiksiz uygulayın. Cezasızlık kültürüne son verin. En önemlisi, İstanbul Sözleşmesi’ni yeniden yürürlüğe koyun" çağrısında bulundu.

CHP Kadın Kolları Genel Başkanı Ayten Gülsever, CHP Genel Merkezi'nde düzenlediği basın toplantısında İstanbul Sözleşmesi'nin yürürlüğe girişinin yıl dönümünde değerlendirmelerde bulundu.

Türkiye'nin İstanbul Sözleşmesi'ni ilk imzalayan ülke olduğunu hatırlatan Gülsever, sözleşmeden Cumhurbaşkanı kararıyla çekilmesinin kadınların yaşam hakkını koruyan hukuki ve kurumsal güvenceleri zayıflattığını belirtti. İstanbul Sözleşmesi'nin yalnızca uluslararası bir metin olmadığını vurgulayan Gülsever, "Şiddete uğrayan her kadının umudu, her çocuğun güvenliği ve devletin kadınları şiddetten koruma yükümlülüğünün açık ifadesidir" dedi.

"BU RAKAMLAR BİRER SAYI DEĞİL, HER BİRİ HAYALLERİ YARIM KALAN BİR KADINDIR"

Kadına yönelik şiddetle mücadelede devletin sorumluluğuna dikkati çeken Gülsever, kadınların yaşam hakkının siyasi tercihlerin konusu olamayacağını ifade etti. Gülsever, 2026 yılının ilk altı ayında 150 kadının öldürüldüğünü, 151 kadının ise şüpheli şekilde yaşamını yitirdiğini belirterek, "Bu rakamlar birer sayı değildir. Her biri hayalleri yarım kalan bir kadındır, annesini kaybeden bir çocuktur" ifadelerini kullandı.

Şüpheli kadın ölümlerindeki artışın kaygı verici boyutlara ulaştığını söyleyen Gülsever, "Şüpheli ölüm nedir? Deliller neden yeterince toplanmıyor? Bu dosyaların kaçı etkin şekilde soruşturuluyor, kaçı cinayet olarak aydınlatılıyor" diye sordu.

Kadın cinayetlerine ilişkin ayrıntılı resmi verilerin kamuoyuyla paylaşılmadığının da altını çizen Gülsever, daha önce şikayette bulunan, hakkında koruma kararı bulunan ya da uzaklaştırma kararına rağmen öldürülen kadınlara ilişkin verilerin açıklanmasını istedi. 6284 sayılı Kanun'un etkin uygulanmadığını da ifade eden Gülsever, koruma kararlarının zamanında alınıp alınmadığını, elektronik kelepçe uygulamasının yeterince kullanılıp kullanılmadığını ve risk analizlerinin bilimsel yöntemlerle yapılıp yapılmadığını gündeme getirdi.

"KADINLARIN YAŞAM HAKKINI GÜÇLENDİREN HANGİ ADIM ATILDI?"

İstanbul Sözleşmesi'nden çekilmenin ardından kadınları daha güçlü koruyacak yeni bir mekanizma oluşturulmadığını kaydeden Gülsever, "Kadına yönelik şiddeti önlemek için hangi yeni politika geliştirildi? Kadınların yaşam hakkını güçlendiren hangi adım atıldı? Bu soruların kamuoyunu tatmin edecek bir cevabı yoktur" dedi. Kadın cinayetlerinin temelinde toplumsal cinsiyet eşitsizliği, ekonomik bağımlılık ve cezasızlık kültürünün bulunduğunu ileri süren Gülsever, kadınların karar alma mekanizmalarında daha fazla temsil edilmesi gerektiğini belirtti.

Ekonomik bağımsızlığın kadınların şiddet ortamından uzaklaşabilmesi açısından kritik önemde olduğunu ifade eden Gülsever, kadın istihdamının artırılması, eşit işe eşit ücret ilkesinin uygulanması ve sosyal destek mekanizmalarının güçlendirilmesi çağrısında bulundu.

"HİÇBİR KADIN ŞİDDET NEDENİYLE HAYATTAN KOPARILMAYANA KADAR MÜCADELEMİZ SÜRECEK"

Ayten Gülsever, açıklamasının sonunda iktidara seslenerek, sözlerini şöyle tamamladı:

"6284 sayılı Kanun'u eksiksiz uygulayın, cezasızlık kültürüne son verin, toplumsal cinsiyet eşitliğini tüm kamu politikalarının temel ilkesi haline getirin ve İstanbul Sözleşmesi'ni yeniden yürürlüğe koyun.

Cumhuriyet Halk Partisi Kadın Kolları olarak söz veriyoruz, kadınlar özgürce ve güven içinde yaşayana kadar, hiçbir kadın şiddet nedeniyle hayattan koparılmayana kadar, adalet herkes için eşit biçimde işleyecek bir Türkiye kurulana kadar mücadelemiz sürecektir. Bugün bir kez daha hep birlikte haykırıyoruz, İstanbul Sözleşmesi yaşatır. Yaşasın kadın dayanışması. Yaşasın eşitlik, özgürlük ve adalet mücadelemiz."