Cezaevlerindeki mevcut nüfus kapasiteyi yüzde 42 aşarken, sivil toplum örgütleri sağlık hizmetlerinden temel haklara erişime kadar birçok alanda sorunların ağırlaştığına dikkat çekiyor.
Bora Toprak Kasapoğlu'nun haberine göre; Türkiye’de infaz düzenlemeleri ve tahliyelere rağmen cezaevlerindeki yoğunluk giderek artıyor. Ceza ve Tevkifevleri Genel Müdürlüğünün 2026 verilerine göre 304 bin 278 kişilik kapasiteye sahip 402 ceza infaz kurumunda 433 bin 520 kişi bulunuyor. Kapasite yüzde 42 aşılırken, sivil toplum örgütleri ve milletvekilleri aşırı kalabalıklaşmanın sağlık hizmetlerinden mahpusların ruhsal durumuna, temel haklara erişimden şüpheli ölüm ve intihar vakalarına kadar birçok sorunu ağırlaştırdığına dikkat çekiyor.
Cezaevlerindeki doluluk gerekçesiyle yapılan infaz düzenlemeleri kapasite sorununu çözmeye yetmedi. Cezaevlerindeki doluluk oranları, 2021’de yapılan yasa değişikliğinin ardından yaşanan kısa süreli düşüş dışında, son 10 yılda kademeli olarak arttı.
10’ncu yargı paketiyle 19 bin 800 kişiye tahliye yolu açıldı. Eski Adalet Bakanı Yılmaz Tunç da, 11’nci yargı paketiyle cezaevinden tahliye olanlara ilişkin “Meclis'te yapılan düzenleme, bu eşitsizliği ortadan kaldırdı ve bu düzenlemeden şu ana kadar 38 bin 57 kişi yararlandı, 50 binden fazla değil" dedi.
Bununla birlikte, kapasiteden daha fazla insanın bulunduğu hapishanelerde birçok konuda sorunlar gün geçtikçe artmaya devam ediyor.
Ceza ve Tevkifevleri Genel Müdürlüğü’nün (CTE) 2026 verilerine göre, toplam kapasitesi 304 bin 278 olan 402 hapishanede, 368 bin 293 hükümlü ve 65 bin 227 tutuklu olmak üzere toplam 433 bin 520 kişi bulunuyor. Verilere göre, hapishanelerde bulunan insan sayısı mevcut kapasiteden yüzde 42 fazla.
CTE verilerinde, hapishanenin 412 bin 76'sını erkekler, 21 bin 444'ünü kadınlar oluşturuyor. Yaş gruplarına göre dağılımda, 12 ile 18 yaş arasında 4 bin 636 çocuk ceza infaz kurumlarında bulunuyor. Bunların 4 bin 404'ü erkek, 232'si kız çocuklardan oluşuyor. Bu yaş grubundaki çocukların bin 401'i hükümlü, 3 bin 235'i tutuklu bulunuyor.
Cezaevlerinde 65 yaş ve üzerinde 6 bin 869 kişi bulunuyor. Bu kişilerin 6 bin 244'ü hükümlü, 625'i tutuklu; 6 bin 594'ü erkek, 275'i kadın. En kalabalık yaş grubunu ise 282 bin 931 kişiyle 18 ile 40 yaş arasındakiler oluşturuyor. 40-65 yaş grubunda 139 bin 84 kişi cezaevinde bulunuyor.
Adalet Bakanlığı hapishane istatistikleri göre, 2015 ile 2025 arasındaki 10 yıllık dönemde hapishanelerin doluluk oranı yüzde 136 arttı.
Lozan Üniversitesi 2025'te yaptığı araştırmaya göre, Avrupa Konseyi'ne üye 46 ülke içinde en fazla hapis cezası uygulayan ülke Türkiye oldu. Türkiye'de 2025'de 100 bin 458 kişiye hapis cezası verildi.
CİSST Savunuculuk Koordinatörü avukat Melis Gebeş, hapishanelerdeki kapasite artışının yarattığı sorunlara yönelik olarak, “Aşırı kalabalıklaşma, insan onuruna uygun tutulma koşullarını ve mahpusların temel haklara erişimini zayıflatan bir insan hakları sorunudur. Bugün Türkiye’deki hapishanelerde bu sorunun ulaştığı ciddi boyutu veriler de açıkça ortaya koyuyor” ifadelerini kullandı.
Sağlık hizmetlerinin aşırı kalabalıklaşmadan doğrudan etkilendiğini aktaran Melis Gebeş, “Revir muayeneleri ve hastane sevkleri gecikebiliyor, bulaşıcı hastalıkların yayılma riski artıyor. Mahpusların eğitim ve sosyal faaliyetler gibi hak ve imkânlardan yararlanması zorlaşıyor. Sürekli kalabalık, gürültü ve kişisel alan yoksunluğu ise mahpusların ruhsal sağlığını olumsuz etkiliyor ve hapishane içindeki gerilimi artırıyor” dedi.
Aşırı kalabalıklaşmanın hapishane yaşamının tümünü etkilediğini belirten Gebeş, “Mahpus sayısındaki artış karşısında fiziki alanlar, personel sayısı ve hizmet kapasitesi yetersiz kalıyor” dedi. Gebeş, mahpusların yerde veya dönüşümlü olarak yatmak zorunda kaldığını; yeterli kişisel alana ve mahremiyete sahip olmadığını belirtti. Melis Gebeş, “Tuvalet, banyo ve havalandırma gibi ortak alanların artan mahpus sayısını karşılamaması da barınma ve hijyen koşullarını ağırlaştırıyor” değerlendirmesine yer verdi.
Gebeş, hasta, engelli, yaşlı, kadın, çocuk ve LGBTİ+ mahpuslar gibi özel ihtiyaçları bulunan mahpusların bu koşullardan daha ağır biçimde etkilendiğini ifade etti.
Gebeş, CİSST’e ulaşan başvurularda mahpusların, revire çıkmak için uzun süre beklediklerini, hastane randevularının ve sevklerin geciktiğini aktardı. Melis Gebeş, sağlık personelinin, sevk araçlarının ve sevklerde görev alacak personelin yetersizliğinin, aşırı kalabalıklaşma sonucunda sağlık hizmetlerine erişimin daha da güçleştiğini ifade etti.
Aşırı kalabalıklaşmanın başka hak alanlarını da etkilediğini vurgulayan Gebeş, şunları kaydetti:
“Hapishane idareleri, personel veya fiziki alan yetersizliğini gerekçe göstererek mahpusların havalandırma, spor, atölye, kurs ve kütüphane gibi imkânlardan yararlanma sürelerini kısaltabiliyor veya bu faaliyetleri daha seyrek düzenleyebiliyor. Böylece haklar açıkça ortadan kaldırılmasa bile bu haklara erişim uygulamada son derece sınırlı hâle gelebiliyor.”
DEM Parti Kocaeli Milletvekili Gergerlioğlu, 10 kişilik yerde 60 kişinin yattığı koğuşlar olduğunu belirtti. Türkiye’de artık cezaevi değil, cezaevi kampüsleri yapıldığını belirten Gergerlioğlu, buna rağmen kapasitenin yetmediğini ifade etti. Toplumda sosyal adaletin çökmesinin, uyuşturucu ve kumar gibi bağımlılıkların artmasının suç oranlarını yükselttiğine dikkat çeken Faruk Gergerlioğlu, siyasi suçlarda da tutuklamaların bir tedbir değil, ceza olarak uygulandığını ve bunun mahpus sayısını artıran etkenlerden biri olduğunu vurguladı.
Mahpusların haklarına ilişkin uygulamalarda “keyfiyet” olduğuna dikkat çeken Gergerlioğlu, siyasi ve adli mahpuslar arasında ayrım yapıldığını belirtti. Adli mahpusların yarım saat görüntülü konuşabildiğini ifade eden Gergerlioğlu, siyasi mahpusların sadece haftada 1 kere 10 dakika görüntüsüz telefonla konuşabildiğini vurguladı.
Hapishanelerdeki hak ihlallerine ilişkin konuşan Gergerlioğlu, en başta sağlık konusunda hak ihlalleri yaşandığını belirtti. Gergerlioğlu, “Gerek o koğuşunuzdaki sağlıksız ortamın fizyolojinizi ve psikolojinizi bozması gerekse de hastalandığınız zaman cezaevlerine geç çıkmanız veyahut da daha önemlisi hastaneye sevklerinizin belirgin şekilde uzaması hastalıkların tanısını zorlaştırıyor, geciktiriyor” ifadelerini kullandı.
Mahpus sayısındaki artışın, mahpusların psikolojik durumlarını da olumsuz etkilediğini belirten Gergerlioğlu, intihar oranlarının arttığını ifade etti. Gergerlioğlu, “Bakanlık gerekli açıklamayı yapmıyor. Şüpheli ölüm ve intihar vakaları vatandaş şikayet ederse gündem oluyor” dedi.