Dünya

Ceuta krizi büyüyor: İspanya-İsrail hattında yeni gerilim!

İspanya’nın Kuzey Afrika’daki özerk kenti Ceuta’da yaşanan düzensiz göç hareketi, Madrid ile Tel Aviv arasındaki siyasi gerilimi yeniden gündeme taşıdı. İsrail’in Ceuta ve Melilla’nın statüsüne ilişkin açıklamaları tepki çekerken, İspanya’nın Gazze politikası, Fas-İsrail yakınlaşması ve göç hareketinin olası siyasi bağlantıları tartışılıyor.

İspanya’nın Kuzey Afrika kıyısındaki Ceuta kentinde yaşanan göç hareketinin ardından Madrid ile Tel Aviv arasında yeni bir gerilim ortaya çıktı. Gazze’deki savaşın başlamasından bu yana İsrail’e yönelik Avrupa’daki en sert eleştirileri yönelten ülkelerden biri olan İspanya’nın politikaları, İsrail yönetimiyle ilişkilerdeki görüş ayrılıklarını derinleştirdi.

Ceuta’ya yönelik göç hareketinin ardından İsrail’in Birleşmiş Milletler Büyükelçisi Danny Danon’un açıklamaları tartışmayı diplomatik boyuta taşıdı. Danon, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda İspanya’nın diğer ülkelere ders vermeden önce Afrika’daki “sömürgeci yerleşim bölgeleri” konusunu açıklaması gerektiğini savundu. Açıklamanın, İspanya’nın Fas kıyılarındaki Ceuta ve Melilla üzerindeki egemenliğine gönderme yaptığı değerlendirildi.

İspanyol Ulaştırma Bakanı Oscar Puente ise İsrail’in açıklamasını, Ceuta’ya yönelik göç hareketinin organize edildiğine ilişkin iddialarla ilişkilendirerek, “İşler giderek daha da netleşmeye başlıyor” ifadelerini kullandı.

İSPANYA-İSRAİL GERİLİMİ DERİNLEŞİYOR

İspanya ile İsrail arasındaki siyasi görüş ayrılıklarının temelinde Gazze savaşı bulunuyor. İspanya Başbakanı Pedro Sanchez, İsrail’in Gazze’deki operasyonlarına yönelik Avrupa’daki sert eleştirileriyle öne çıktı.

Madrid yönetimi, Gazze’de yaşanan sivil kayıplara ilişkin uluslararası soruşturma ve hesap verebilirlik mekanizmalarının işletilmesi çağrısında bulundu. İspanya ayrıca Mayıs 2024’te İrlanda ve Norveç ile birlikte Filistin devletini resmen tanıdı.

İspanya ve İrlanda, İsrail’in insan hakları ve demokratik değerlere ilişkin yükümlülüklerini yerine getirip getirmediğinin değerlendirilmesi kapsamında Avrupa Birliği ile İsrail arasındaki Ortaklık Anlaşması’nın gözden geçirilmesi veya askıya alınmasını gündeme getiren ülkeler arasında yer aldı.

AB-İSRAİL TİCARETİ DE DENKLEMDE

İspanya’nın İsrail politikası diplomatik ilişkilerin yanı sıra ekonomik sonuçları da beraberinde getirebilecek bir tartışma yaratıyor. Avrupa Birliği, İsrail’in en önemli ticaret ortaklarından biri konumunda bulunuyor.

AB ile İsrail arasındaki ticari ilişkilerin geleceğine yönelik olası yaptırım veya kısıtlama adımlarının, iki taraf arasındaki ekonomik ilişkiler üzerinde de etkili olabileceği değerlendiriliyor.

CEUTA VE MELİLLA NEDEN ÖNEMLİ?

Ceuta krizinin diğer önemli aktörü ise Fas. Rabat ile Tel Aviv arasındaki ilişkiler, 2020 yılında imzalanan normalleşme anlaşmasının ardından gelişti.

Fas ile İspanya arasında ise Ceuta ve Melilla nedeniyle uzun süredir devam eden siyasi ve diplomatik anlaşmazlıklar bulunuyor. Fas, iki kenti kendi topraklarının parçası olarak değerlendirirken İspanya, kentler üzerindeki egemenliğinin tartışma konusu olmadığını savunuyor.

İsrail’in son açıklamasında Ceuta ve Melilla’yı “sömürgeci yerleşim bölgeleri” olarak nitelendirmesi, Madrid yönetiminde tepkiye neden oldu.

Avrupa Dış İlişkiler Konseyi’nden kıdemli politika uzmanı Hugh Lovatt ise İsrail’in Ceuta tartışmasını Avrupa ülkelerini “çifte standart” uygulamakla suçlamak amacıyla kullandığı görüşünü dile getirdi.

Lovatt’a göre İsrail yönetimi, Filistin konusunda kendisine yöneltilen eleştirileri başka ülkelerin toprak anlaşmazlıklarıyla karşılaştırarak bu eleştirilerin etkisini azaltmaya çalışıyor.

“İSTİHBARAT MÜDAHALESİ İHTİMALİ TARTIŞILIYOR”

İstanbul Aydın Üniversitesi Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler Bölümü Öğretim Üyesi Dr. Hazar Vural, Ceuta’da yaşananların yalnızca anlık bir gelişme olarak değerlendirilmemesi gerektiğini söyledi.

İspanya’nın Gazze konusunda İsrail’e yönelik tutumunun iki ülke ilişkilerinde belirleyici olduğunu belirten Vural, Ceuta’daki düzensiz göç hareketinin de bu çerçevede değerlendirilmesi gerektiğini ifade etti.

Vural, “Ceuta’da bir anda başlayan, on binlerce insanın dahil olduğu düzensiz göç hareketinin, büyük ölçüde istihbarat müdahalesiyle gerçekleştirilen asimetrik bir girişim olduğu düşünülüyor” değerlendirmesinde bulundu.

Vural, İsrail’in uzun vadeli stratejiler izlediğini savunarak, İspanya’nın iç güvenliğine yönelik tehditlerin de bulunduğunu öne sürdü.

“İSPANYA’DA SİYASİ BASKI ARTIYOR”

İspanya’nın yaklaşan seçim sürecinin de gelişmeler açısından önem taşıdığını belirten Vural, Başbakan Pedro Sanchez üzerindeki siyasi baskının arttığını söyledi.

Vural, Sanchez’in eşiyle ilgili devam eden davaların yanı sıra Ceuta’daki göç hareketinin ve İtalya’dan gelen bazı taleplerin İspanya hükümetini zor durumda bırakabileceğini ifade etti.

Ceuta’daki gelişmelerin Sanchez hükümetini ekonomik, güvenlik ve siyasi açıdan baskı altına alabilecek bir gelişme olarak değerlendirilebileceğini belirten Vural, olayın hükümet ve güvenlik güçlerinin müdahalesiyle kısa sürede kontrol altına alındığını söyledi.

GÖÇÜN SİYASİ ARAÇ OLARAK KULLANILDIĞI İDDİASI

Ceuta’da yaşananlar, düzensiz göç hareketlerinin devletler arasındaki siyasi mücadelelerde araç olarak kullanılıp kullanılamayacağı tartışmasını da yeniden gündeme taşıdı.

Avrupa’nın farklı bölgelerinde daha önce bazı ülkeler, rakip devletleri göçmenleri sınırlarına yönlendirmek ve siyasi baskı oluşturmakla suçladı. Ancak Ceuta örneğinde de göç hareketinin arkasında belirli bir devletin bulunduğuna ilişkin iddiaların henüz kesinleşmiş bir gerçek olarak değerlendirilmemesi gerektiği vurgulanıyor.

“HUKUKİ BİR ZEMİN OLUŞTURULMASI GEREKİR”

Dr. Vural, Ceuta’daki gelişmelerin İsrail ile ilişkilendirilmesi için hukuki bir zeminin oluşturulması gerektiğini belirtti.

İspanya’nın resmî olarak böyle bir iddiada bulunması ve olayın soruşturulması gerektiğini söyleyen Vural, göçmenler arasında başka aktörlerden bilgi veya para aldığı tespit edilen kişilerin bulunması halinde bunun ilerleyen süreçte İsrail’e yönelik suçlamalara konu olabileceğini ifade etti.

Vural, planlı ve programlı bir müdahalenin ortaya konulması halinde bunun uluslararası hukuk açısından sonuçlarının olabileceğini savundu.

GERİLİM AVRUPA’YA YAYILIYOR

Ceuta tartışması, İspanya ile İsrail arasındaki ilişkilerin ötesinde Avrupa’nın Gazze politikası konusunda yaşadığı ayrışmayı da yeniden gündeme getirdi.

Gazze savaşının başlamasından bu yana İsrail’in Avrupa kamuoyundaki imajı ve Avrupa ülkelerinin İsrail politikaları yoğun biçimde tartışılırken, İspanya hükümeti Filistin konusunda daha sert bir tutum izleyen Avrupa ülkeleri arasında yer alıyor.

Ceuta’daki göç hareketinin arkasında herhangi bir devletin bulunduğuna ilişkin iddialar ise henüz kesinleşmiş değil. Tartışmanın önümüzdeki süreçte İspanya-İsrail ilişkilerinin yanı sıra Fas, Avrupa Birliği ve Kuzey Afrika’daki göç politikaları açısından da yeni başlıklar ortaya çıkarması bekleniyor.