AKP, MHP ve DEM Parti'nin ortak imzasıyla TBMM Başkanlığı'na sunulan, CHP, HÜDA PAR ve Yeni Yol Partisi'nin de imza attığı "Milli Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun Teklifi" bugün TBMM Adalet Komisyonu'nda ele alınacak. Teklifin içeriği ise hukukçular tarafından tartışılmaya devam ediyor.
KÖK YASA İŞLEVİ GÖRECEK
Teklifin bir çerçeve yasa, yani kök yasa niteliğinde olması nedeniyle ilerleyen süreçte farklı kanunlarda da değişiklik yapılmasının önünü açacağı belirtiliyor.
MHP Genel Başkan Yardımcısı Feti Yıldız da teklifin TBMM Başkanlığı'na sunulmasına ilişkin AKP ile düzenlenen ortak basın toplantısında, "Bundan sonra Siyasi Partiler Kanunu, Seçim Kanunu, İnfaz Hukuku'nda mutlaka değişiklikler yapılacaktır" ifadelerini kullanmıştı.
"BELİRLİLİK İLKESİ YOK SAYILIYOR"
Cumhuriyet gazetesine değerlendirmelerde bulunan Avukat Afşin Hatipoğlu, teklifin Anayasa'ya aykırılık taşıyan yönleri bulunduğunu savunarak, yasada belirlilik ilkesinin gözetilmediğini söyledi.
Hatipoğlu,
"Yasada üç yetkili mercii tayin edilmiş. Bunlar güvenlik kurumları, Milli Güvenlik Kurulu ve sadece adı verilen komisyon. Güvenlik kurumlarının silah bırakma tespiti yapacağı belirtiliyor ancak bunun nasıl yapılacağı açıklanmıyor. 'Bağlantılı her türlü oluşum' ifadesi de son derece belirsiz. Dernekler, düşünce kuruluşları bu kapsama giriyor mu? Örgüt şeması nasıl belirlenecek? Bunların hepsi soru işareti" dedi.
HANGİ SUÇLAR KAPSAMDA?
Teklifin 1'inci maddesinin ikinci fıkrasına göre PKK/KCK terör örgütü ve bağlantılı oluşumlar kapsamında;
Terör örgütünü kurma veya yönetme,
Örgüte üye olma,
Bilerek ve isteyerek yardım etme,
Örgüt propagandası yapma,
Terörizmin Finansmanının Önlenmesi Hakkında Kanun kapsamındaki suçlara ilişkin soruşturma, kovuşturma ve mahkumiyetlerde erteleme öngörülüyor.
Buna karşılık, 1 Haziran 2005'ten önce işlenen ağırlaştırılmış müebbet veya müebbet hapis cezasını gerektiren suçlar ile kasten öldürme suçu kapsam dışında bırakılıyor.
"MASUMİYET KARİNESİNE AYKIRI"
Hatipoğlu, düzenlemenin soruşturma aşamasındaki kişiler açısından da sorun oluşturduğunu savunarak şu değerlendirmeyi yaptı:
"2005 sonrası müebbet gerektiren suçlar kapsam dışında bırakılmış. Ancak örgüt kapsamında uyuşturucu ticareti, silah kaçakçılığı gibi suçlar da düzenleme kapsamına giriyor. Bunun yanında yasa, soruşturma aşamasındaki kişiyi doğrudan suçlu kabul ediyor. Oysa mahkeme kararı kesinleşmeden kimse suçlu sayılamaz. Bu durum masumiyet karinesi ve lekelenmeme hakkına aykırıdır."
İTİRAZ VE SAVCILIK YETKİSİ TARTIŞMASI
Teklifin 3'üncü maddesine göre;
15 yıl ve altı hapis cezasını gerektiren soruşturmalarda 5 yıl,
15 yılın üzerindeki hapis cezalarında ise 10 yıl erteleme uygulanabilecek.
Cumhuriyet savcısının vereceği kararlara karşı iki hafta içinde itiraz yolu açık olacak.
Hatipoğlu, "Cumhuriyet savcısına hangi işlemleri yapacağı belirtilmeden görev veriliyor. Ayrıca kimlerin itiraz edebileceği de düzenlenmemiş. Bunların açıkça yasada yer alması gerekir" dedi.
EN TARTIŞMALI MADDE: 7'NCI MADDE
Hatipoğlu, teklifin en tartışmalı düzenlemelerinden birinin 7'nci madde olduğunu belirtti.
Maddeye göre Cumhurbaşkanı Yardımcısı başkanlığında bir kurul oluşturulacak. Kurul;
Süreci takip edecek,
Gerekli adli, idari ve yasal düzenlemeleri talep edebilecek,
Erteleme kararlarını dönemsel olarak değerlendirecek,
Hak kayıplarının giderilmesi için sulh ceza hakimlikleri ve infaz hakimliklerinden talepte bulunabilecek.
Beş yıllık ertelemelerde iki yıl, on yıllık ertelemelerde ise üç yıl sonunda siyasi haklar başta olmak üzere bazı hakların kullanılabilmesine imkan tanınması öngörülüyor.
Hatipoğlu, "İlk maddede süreç MGK kararının Resmi Gazete'de yayımlanmasıyla başlıyor. Buna rağmen 7'nci maddede dönemsel değerlendirme yapılacağı belirtiliyor. Ayrıca kurulun mahkemelere talimat verecek şekilde yetkilendirilmesi öngörülüyor. Soruşturma ve kovuşturma adliyenin yetkisindeyken buna eş değer bir kurul nasıl oluşturulabilir? Kim, nasıl hazırladı bu kanunu anlamak güç" ifadelerini kullandı.
"YASADA CİDDİ EKSİKLİKLER VAR"
Hatipoğlu, teklifin uygulamada birçok belirsizlik doğuracağını savunarak şu değerlendirmelerde bulundu:
"Bu yasa içeridekileri çıkarmak ya da dağdakileri indirmek için hazırlanmış bir yasa değil. Cumhuriyet Başsavcılıklarına veya kurul tarafından görevlendirilecek kurumlara başvuru yapılacağı belirtiliyor. Ancak Cumhuriyet savcılığı tekel niteliğindedir. Savcılığın görevini hangi kurumlar üstlenecek? Bu kişiler ülkeye nasıl giriş yapacak? Haklarında soruşturma bulunmayanlar nasıl değerlendirilecek? Yasada inanılmaz hatalar ve ciddi eksiklikler var."
"PKK/KCK HARİÇ" TARTIŞMASI
Hatipoğlu, ilerleyen süreçte Siyasi Partiler Kanunu, Seçim Kanunu ve diğer yasalarda yapılması planlanan değişikliklerin de benzer tartışmaları beraberinde getireceğini savundu.
Devlet Memurları Kanunu'nda terör örgütüyle iltisakın memurluktan çıkarma nedeni olduğunu hatırlatan Hatipoğlu, düzenlemenin uygulanabilmesi için birçok kanunda "PKK/KCK kapsamındakiler hariç" şeklinde istisna getirilmesinin gerekebileceğini öne sürdü.
Hatipoğlu, değerlendirmesini şu sözlerle tamamladı:
"PKK/KCK özelinde yasal düzenlemeler yapılacak demektir. Bu da yasalarımızda ilk kez bir terör örgütüne yönelik ayrıcalık anlamına geliyor. Siyasi Partiler Kanunu, Seçim Kanunu ve diğer kanunlarda terör örgütü üyeliği ve propagandasına ilişkin düzenlemelere 'PKK/KCK hariç' ibaresi eklenmesi gerekecek. Özetle bu teklifle kanunların genelliği ve eşitliği ilkesi çöpe atılmış oluyor. Buradan bir toplumsal uzlaşı çıkmaz."