Cem Vakfı Genel Müdürü Süleyman Kılıç, Hacıbektaş’ta bulunan ve Kemal Kılıçdaroğlu’nun adını taşıyan kültür merkezinin isminin değiştirilmesine ilişkin yazılı bir açıklama yaptı. Kılıç, alınan kararın yalnızca bir tabela değişikliği olarak değerlendirilemeyeceğini belirterek, bunun Alevi toplumunun ortak hafızasına yönelik sembolik bir müdahale olarak görüldüğünü ifade etti.
Kılıç, açıklamasında öncelikle kültür merkezinin yapılış sürecine dikkat çekti. Kemal Kılıçdaroğlu’nun merkeze kendi adının verilmesini hiçbir zaman talep etmediğini belirten Kılıç, söz konusu ismin bölge halkının, Alevi kurumlarının, demokratik kitle örgütlerinin ve projeye emek veren yurttaşların ortak iradesiyle verildiğini kaydetti.
“DAYANIŞMAYLA İNŞA EDİLDİ”
Açıklamada, kültür merkezinin 2015 yılında dönemin Bakırköy Belediye Başkanı Dr. Bülent Kerimoğlu’nun öncülüğünde hayata geçirildiği belirtildi. Merkezin belediye bütçesinden herhangi bir kaynak kullanılmadan, Alevi-Bektaşi iş insanlarının, canların ve yurttaşların dayanışmasıyla inşa edildiği vurgulandı.
Kılıç, “Bu nedenle bugün kaldırılan yalnızca bir isim değildir. Görmezden gelinmek istenen; Alevi toplumunun ortak emeği, dayanışması, eşit yurttaşlık mücadelesi ve toplumsal hafızasıdır” ifadelerini kullandı.
“KILIÇDAROĞLU'NUN ADI BİR MÜCADELEYİ TEMSİL EDİYOR”
Kemal Kılıçdaroğlu’nun Cumhuriyet Halk Partisi’nin ilk Alevi Genel Başkanı olduğuna dikkat çekilen açıklamada, Kılıçdaroğlu’nun adının yalnızca bir siyasi kimliği değil, aynı zamanda Alevi toplumunun görünürlük mücadelesini, demokratik temsil arayışını ve rızalık kültürünü de simgelediği belirtildi.
Açıklamada, “Onun adı; kardeşliği, kirvelik bağlarıyla güçlenen toplumsal dayanışmayı ve Alevi toplumunun yıllar boyunca sürdürdüğü eşit yurttaşlık mücadelesini temsil etmektedir” denildi.
“HACIBEKTAŞ SIRADAN BİR YER DEĞİL”
Kılıç, Hacıbektaş’ın yalnızca bir ilçe olmadığını, Alevi-Bektaşi geleneğinin, hakikat arayışının, yolun ve demokratik değerlerin en önemli simgelerinden biri olduğunu ifade etti.
Bu nedenle alınan kararın birçok kişi tarafından basit bir isim değişikliği olarak değil, belirli bir dönemin temsil ettiği siyasi ve toplumsal birikime yönelik sembolik bir müdahale olarak değerlendirildiğini belirten Kılıç, açıklamasını şu sözlerle tamamladı:
“Siyaset geçer, makamlar değişir. Ancak ne Alevi toplumunun hafızası silinir ne de tarihle inatlaşılır. Yol bir, sürek binbirdir. Rızalıkla kurulan gönül köprüleri ve halkın ortak emeğiyle yükselen değerler, tabelalar değiştirilerek yok edilemez.”