Ekonomist Prof. Dr. Öner Günçavdı, sermaye piyasalarında yaşanan gelişmeleri ve Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek’in açıklamalarını değerlendirdi. Günçavdı, benzer krizlerin ortaya çıkmasını önlemek amacıyla görev yapan kurumların neden zamanında müdahale edemediğinin araştırılması gerektiğini savundu.

Krizlerin yalnızca piyasa bozucu eylemler üzerinden değerlendirilmemesi gerektiğini belirten Günçavdı, sistem içerisinde krizin daha erken aşamada önlenmesini sağlayacak mekanizmalarda bir açık olup olmadığının ortaya konulması gerektiğini söyledi.

“SPK BU KONUDA BİLGİ SAHİBİYDİ”

Günçavdı, Sermaye Piyasası Kurulu’nun (SPK) daha önce konu hakkında bilgi sahibi olduğunu öne sürerek, eski SPK Başkanı Ömer Gönül döneminde yapılan açıklamalara dikkat çekti.

Günçavdı, “Bu gösteriyor ki SPK bu konuda bilgi sahibi. Ve ona rağmen yaptığı uyarı ve tehditlere rağmen ilgili şirketlerde herhangi bir davranışlarında düzenlemeye gidildiğini biz görmedik. Ve konu bu noktaya geldi” dedi.

SPK’nın neden gerekli müdahaleyi yapamadığının sorgulanması gerektiğini savunan Günçavdı, “Sistemde nerede bir açık var ki bu kriz olmadan engellenemedi. Ne oldu ki SPK bu işlevini yerine getiremedi?” diye konuştu.

“ÇOK SORU VAR”

Yaşananların yalnızca borsadaki şirketler üzerinden değerlendirilmemesi gerektiğini belirten Günçavdı, yüksek fiyatlardan işlem gören hisselerin para piyasalarında teminat olarak kabul edilip edilmediğinin de araştırılması gerektiğini söyledi.

Çalışanı ve sermayesi bulunmayan şirketlerin yüksek fiyatlardan işlem görmesi durumuna dikkat çeken Günçavdı, para piyasalarındaki aktörlerin bu hisseleri içeren enstrümanları neden teminat olarak kabul ettiğinin sorgulanması gerektiğini ifade etti.

Tasarruf finansman şirketlerinin topladığı kaynakların riskli enstrümanlara nasıl yönlendirildiğinin de araştırılması gerektiğini belirten Günçavdı, yaşanan sorunların düzenleme eksiklikleriyle bağlantısının incelenmesi gerektiğini savundu.

“YATIRIMCININ ZARARINI TESPİT ETMEK ÇOK ZOR”

Tasfiye sürecinde yatırımcıların zararının nasıl belirleneceğinin de önemli bir soru olduğunu belirten Günçavdı, öncelikle portföylerdeki varlıkların gerçek değerinin ortaya çıkarılması gerektiğini söyledi.

Günçavdı, portföylerdeki varlıkların gerçek fiyatının belirlenmesinin ardından yüksek fiyattan yatırım yapanlarla daha düşük fiyattan yatırım yapanların zararlarının farklılaşabileceğini ifade etti.

Borsada manipüle edildiğini belirttiği fiyatların bilinmemesinin satış sürecini de zorlaştıracağını söyleyen Günçavdı, portföylerdeki varlıkların gerçek değerinin ortaya çıkarılmasının önemine dikkat çekti.

PORTFÖY GİDERLERİNE DİKKAT ÇEKTİ

Tasfiye sürecinde portföy yönetim ve işletim giderlerinin yatırımcılar üzerindeki etkisine de değinen Günçavdı, İş Bankası ve Ziraat Bankası üzerinden portföylerde bulunan senetlerin satılmasının öngörüldüğünü ifade etti.

Borsa güne sert düşüşle başladı: BIST 100 yüzde 1,13 geriledi!
Borsa güne sert düşüşle başladı: BIST 100 yüzde 1,13 geriledi!
İçeriği Görüntüle

Günçavdı, bu süreçte yatırımcıların yönetim ve işletim masraflarını ödemeye devam edeceğini belirterek, tasfiye sürecinin mali boyutunun da değerlendirilmesi gerektiğini söyledi.

“KURUMLARIN BAĞIMSIZLIĞI İŞLEVSEL HALE GETİRİLMELİ”

Benzer sorunların tekrar yaşanmaması için kurumların yasal olarak sahip olduğu bağımsızlığın fiilen de işler hale getirilmesi gerektiğini savunan Günçavdı, kurumların siyasi etkilerden bağımsız ve profesyonel biçimde çalışmasının önem taşıdığını dile getirdi.

Günçavdı, “Eğer kurumların bağımsızlığını, yasalarla verilmiş bağımsızlıklarını işlevsel hale getirmezseniz bunlar gelecekte de olur” dedi.

Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’nin kurumların işleyişine etkisine ilişkin kendi değerlendirmesini de paylaşan Günçavdı, Cumhurbaşkanı’nın gelişmelerden geç haberdar olduğunu düşündüğünü söyledi.

Ekonominin büyüklüğü ve çeşitliliği nedeniyle tüm süreçlerin tek merkezden yönetilemeyeceğini belirten Günçavdı, farklı kurumların ve danışmanların farklı yönlerde hareket edebilmesinin sorunlara yol açabileceğini savundu.

Günçavdı, çözüm olarak siyasetten bağımsız ve profesyonel kurumların güçlendirilmesi gerektiğini ifade ederken, Merkez Bankası’nın bağımsızlığı konusunda geçmişte yaşanan tartışmalara da atıfta bulundu.