Adıyaman, Ağrı, Batman, Bingöl, Diyarbakır, Hakkari, Iğdır, Mardin, Muş, Siirt, Şanlıurfa, Şırnak, Tunceli ve Van baroları, son günlerde bazı sosyal medya hesaplarına getirilen erişim engellerine ilişkin ortak açıklama yaptı.

14 baro başkanlığının imzasını taşıyan açıklamada; Evrensel Gazetesi, Uluslararası Af Örgütü Türkiye, Barış Akademisyenleri, Medya ve Hukuk Çalışmaları Derneği (MLSA) ile çok sayıda gazeteci, hak savunucusu, sivil toplum kuruluşu ve sosyal medya hesabına yönelik erişim engeli kararlarının kaygıyla karşılandığı ifade edildi.

“TOPLUMUN HABER ALMA HAKKI SINIRLANIYOR”

Açıklamada, ifade ve basın özgürlüğünün demokratik toplum, çoğulculuk ve hukuk devletinin temel dayanakları arasında bulunduğu vurgulandı.

Bu özgürlüklerin yalnızca kişilerin düşüncelerini açıklayabilmesi açısından değil, toplumun haber alma, bilgiye erişme ve farklı görüşlerden haberdar olabilmesi açısından da güvence niteliği taşıdığı belirtildi.

Barolar, belirli bir içeriğin hukuka aykırılığının somut biçimde ortaya konulması yerine bir basın kuruluşunun, gazetecinin, hak örgütünün veya sivil toplum kuruluşunun hesabının bütünüyle erişime kapatılmasının ciddi hukuki sorunlar doğurabileceğini savundu.

11 aylık Büşra bebeğin akıbeti araştırılıyor: Soruşturma genişletildi!
11 aylık Büşra bebeğin akıbeti araştırılıyor: Soruşturma genişletildi!
İçeriği Görüntüle

“SİVİL TOPLUMUN KAMUSAL ALANI DARALTILIYOR”

Açıklamada, sivil toplum kuruluşlarının faaliyetlerinin ve toplumla iletişim kurdukları kanalların engellenmesinin örgütlenme özgürlüğünü de doğrudan etkilediği belirtildi.

Barolar, sivil toplum kuruluşlarının hak ihlallerini gündeme taşıma, toplumsal sorunları kamuoyuna aktarma, demokratik katılımı güçlendirme ve kamu gücünü denetleme açısından önemli aktörler olduğunu ifade etti.

Bu kuruluşların topluma ulaşmasının engellenmesinin yalnızca örgütlenme özgürlüğünü değil, demokratik kamusal alanı da daralttığı kaydedildi.

“BARIŞ VE DEMOKRATİKLEŞME BİRBİRİNDEN AYRILAMAZ”

Türkiye’nin çatışmalı dönemin sona erdirilmesi ve toplumsal barışın sağlanmasına yönelik önemli bir süreçten geçtiği belirtilen açıklamada, barış ile demokratikleşmenin birlikte ele alınması gerektiği vurgulandı.

Barışın yalnızca silahların susması veya çatışmaların sona ermesi anlamına gelmediğini belirten barolar, kalıcı barış için hukukun üstünlüğünün güçlendirilmesi, yargı bağımsızlığının güvence altına alınması, ifade ve basın özgürlüğünün genişletilmesi ve sivil toplumun özgürce faaliyet gösterebilmesi gerektiğini ifade etti.

“ÖZGÜRLÜK ALANLARI GENİŞLETİLMELİ”

Barolar, barış ve demokratik çözüm arayışlarının gündemde olduğu bir dönemde özgürlük alanlarının daraltılmaması, aksine genişletilmesi gerektiğini savundu.

Açıklamada, demokratik toplum değerlerinin güçlendirilmesinin toplumsal güven açısından da önemli olduğu belirtilerek, ifade özgürlüğünü sınırlandıran, basının çalışma alanını daraltan ve sivil toplumun kamusal varlığını zayıflatan uygulamaların demokratikleşme hedefiyle bağdaşmadığı ifade edildi.

“ERİŞİM ENGELLERİ YENİDEN DEĞERLENDİRİLMELİ”

Ortak açıklamanın sonunda 14 baro, toplumun haber alma hakkını, ifade ve basın özgürlüğünü ve sivil toplumun demokratik kamusal alandaki varlığını sınırlayan erişim engellerini “kabul edilemez” olarak nitelendirdi.

Barolar, temel hak ve özgürlüklere yönelik müdahalelerin istisnai olması, somut ve denetlenebilir gerekçelere dayanması ve zorunluluk ile ölçülülük ilkelerine uygun şekilde uygulanması gerektiğini belirtti.

Söz konusu kararların Anayasa, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi ile Anayasa Mahkemesi ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin yerleşik içtihatları doğrultusunda ivedilikle yeniden değerlendirilmesi çağrısında bulunuldu.