Nureddin Yıldız’ın 13 Mayıs 2025’te Boğaziçi Üniversitesi’ne konuşmacı olarak davet edilmesinin ardından Kuzey Kampüsü’nde düzenlenen protestolarla ilgili açılan davada 15 sanığın yargılanmasına başlandı.
Protesto sırasında polis ile öğrenciler arasında arbede yaşanmasının ardından yürütülen soruşturmada 82 kişi hakkında, “yeterli delil bulunmadığı” gerekçesiyle kovuşturmaya yer olmadığı kararı verilmişti. Savcılık daha sonra bu kişiler arasından 15 kişi hakkında ayrı bir iddianame hazırladı.
İstanbul 30. Asliye Ceza Mahkemesi’nde görülen davada savcılık, sanıkların 2911 sayılı Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Kanunu’na muhalefetten cezalandırılmasını istedi. Bazı sanıklar hakkında ayrıca “görevi yaptırmamak için direnme”, iki kişi hakkında ise yüzlerini kısmen kapattıkları ve “örgütü andıran flama” taşıdıkları iddiasıyla ek suçlamalar yöneltildi.
DURUŞMA SALONUNDA YER KALMADI
İlk duruşmaya 13 sanık ile avukatları katıldı. Salonun kapasitesinin yetersiz kalması nedeniyle bazı sanıklar izleyici bölümünde otururken, avukatlar ve gazetecilerin bir bölümü duruşmayı ayakta takip etti.
Sanık ve avukatları, savunmalara geçilmeden önce dosya üzerinden derhal beraat kararı verilmesini talep etti. Savcılık ise bu talebin reddedilmesini istedi.
Mahkeme, dosyada bulunan görüntü kayıtları ile soruşturma belgelerinin kovuşturma aşamasında yeniden değerlendirilmesi gerektiği gerekçesiyle derhal beraat talebini reddetti.
AVUKATLARDAN İDDİANAMEYE ELEŞTİRİ
Sanık avukatı Mustafa Atahan Öztürk, iddianamede müvekkillerine yöneltilen somut eylemlerin açık biçimde ortaya konulmadığını savundu.
Öztürk, aynı olay kapsamında başka sanıkların da yargılandığı dosyalara dikkat çekerek Çağlayan’daki İstanbul Adliyesi’nde görülen benzer davalarda verilen beraat kararlarının da değerlendirilmesini istedi.
Savunma tarafı ayrıca iddianamede suç tarihinin 20 Ağustos 2025 olarak gösterildiğini, oysa suçlamaların 13 Mayıs 2025’teki protestoya dayandığını belirterek bu çelişkinin giderilmesini talep etti.
SANIKLAR PROTESTOYA KATILDIKLARINI KABUL ETMEDİ
Duruşmada hakim, sanıklara protestonun yapıldığı alanda bulunup bulunmadıklarını, herhangi bir eyleme katılıp katılmadıklarını ve oradaysalar neden orada olduklarını sordu.
Sanıkların bir bölümü, ders çıkışında kampüsteki kalabalığı gördüklerini ve merak ettikleri için alana gittiklerini anlattı. Bazı sanıklar, Nureddin Yıldız’ın protesto edildiğini alana geldikten sonra öğrendiklerini belirtti.
Sanıklar savunmalarında slogan atmadıklarını, pankart taşımadıklarını ve polise karşı sözlü ya da fiziki bir eylem gerçekleştirmediklerini söyledi.
“ÇIKIŞ İÇİN KORİDOR AÇILMADI”
Sanıklardan bazıları, polis tarafından çevrelerinin sarılmasının ardından alandan ayrılmalarının mümkün olmadığını savundu.
Bir sanık, grubun tamamen çevrelendiğini ve insanların dağılabilmesi için herhangi bir geçiş alanı oluşturulmadığını belirterek, polis tarafından yapılan bir dağılma uyarısını da duymadığını söyledi.
“Görevi yaptırmamak için direnme” suçlaması yöneltilen başka bir sanık ise grubun çevresinin polis tarafından kapatıldığını ve çıkış imkanının bulunmadığını savundu.
“TERS KELEPÇEYLE GÖZALTINA ALINDIK”
Sanıkların bir bölümü de gözaltı sırasında yaşananları anlattı.
Savunmalarda, polis tarafından çevrelenen grubun içinden çıkmak istedikleri halde güvenli bir geçiş noktası açılmadığı ve bazı sanıkların ters kelepçeyle gözaltına alındığı öne sürüldü.
Sanıklardan biri, “Okulun çevresi tamamen kapatıldığı için bir yere gitme imkanımız olmadı. Defalarca çıkmak istememize rağmen güvenlik koridoru açılmadı ve ters kelepçeyle gözaltına alındık” dedi.
Aynı sanık, aynı olayda birlikte bulunduğu bazı kişiler hakkında KYOK kararı verildiğini, buna rağmen kendilerinin yargılanmaya devam ettiğini söyledi.
FLAMA SUÇLAMASINA İTİRAZ
Hakkında flama taşıdığı iddiasıyla ek suçlama bulunan sanıklardan biri ise olay sırasında elinde herhangi bir flama veya pankart olmadığını savundu.
Sanık, görüntülerde bir flamanın ağaca yaslandığını, ancak kendisinin bunu almadığını veya taşımadığını ifade etti. Gözaltına alınırken darbedildiğini ve ters kelepçelendiğini de ileri sürdü.
Sanığın avukatı, mevcut görüntülerde müvekkilinin flama taşıdığına ilişkin bir tespit bulunmadığını savundu.
SANIKLARIN FOTOĞRAFLARI ÇEKİLECEK
Mahkeme, dosyadaki görüntülerin bilirkişi incelemesine gönderildiğini ancak raporun henüz dosyaya ulaşmadığını belirtti.
Ara kararında mahkeme, görüntülerde yer alan kişilerle sanıkların karşılaştırılabilmesi amacıyla sanıkların farklı açılardan yüz fotoğraflarının mahkeme kaleminde bilirkişi aracılığıyla çekilmesine karar verdi.
Mahkeme ayrıca müştekilerin dinlenebilmesi için görev yaptıkları kolluk birimlerine yazı gönderilmesine hükmetti.
Duruşma 3 Kasım 2026 saat 10.00’a ertelendi.




