Güncel

“Birleşik Bir Muhalefet Yolunda Yan Yana Geliyoruz” buluşması

“Birleşik Bir Muhalefet Yolunda Yan Yana Geliyoruz” başlıklı forumun ikincisi İstanbul'da düzenlendi. Sanatçılar, gazeteciler, akademisyenler, siyasiler, sendika ve STK temsilcilerin konuşma yaptığı panelde Makine Mühendisleri Odası İstanbul Şube Başkanı Ezgi Kılıç, "Tek adam rejimi, toplumun farklı kesimlerini birbirinden kopararak ayakta duruyor. Mücadelelerin engeli ortaktır bu nedenle çözüm de ortaktır" dedi.

“Birleşik Bir Muhalefet Yolunda Yan Yana Geliyoruz” başlıklı forumun ikincisi İstanbul'da düzenlendi. Sanatçılar, gazeteciler, akademisyenler, siyasiler, sendika ve STK temsilcilerin konuşma yaptığı panelde Makine Mühendisleri Odası İstanbul Şube Başkanı Ezgi Kılıç, "Tek adam rejimi, toplumun farklı kesimlerini birbirinden kopararak ayakta duruyor. Mücadelelerin engeli ortaktır bu nedenle çözüm de ortaktır. Demoktratik, laik, bağımsız ve sosyal bir cumhuriyet de ancak bu ortak mücadeleyle yeniden kurulabilir. Bugün burada parçalı muhalefeti birleşik bir toplumsal güce dönüştürmenin yollarını birlikte aramak için bir aradayız" dedi.

Ankara'da geçen hafta ilki düzenlenen “Birleşik Bir Muhalefet Yolunda Yan Yana Geliyoruz” başlıklı forumun ikincisi İstanbul'da Ses Tiyatrosu'nda gerçekleştirildi. Panelde sanatçılar, gazeteciler, akademisyenler, siyasiler, sendika ve STK temsilcileri konuşma yaptı.

Programın açılış konuşmasını yapan Makine Mühendisleri Odası İstanbul Şube Başkanı Ezgi Kılıç, "Bu ülkeyi, bu salonun dışına taşan yüzbinlerle birlikte onarmak ve kurtarmak için bugün burada yanyanayız" dedi.

Ülkenin dört bir yanında büyüyen her direnişin, halkın adalet ve demokrasi özleminin en somut göstergesi olduğunu vurgulayan Kılıç, "Bugün işçiler insanca ücret ve güvenceli yaşam için, emekliler insanca yaşayabilecek bir gelir için, kadınlar eşitlik ve yaşam hakkı için, gençler özgür ve umutlu bir gelecek için, köylüler toprağı ve üretimi için, çevre ve kent mücadelecileri ise doğayı ve yaşam alanlarını savunmak için direniyor. Artık görüyoruz ki bütün bu mücadelelerin engeli ortaktır. Bu nedenle çözüm de ortaktır. Tek adam rejimi, toplumun farklı kesimlerini birbirinden kopararak ayakta duruyor. Bu rejim ancak halkın birleşik mücadelesiyle geriletilebilir. Demokratik, laik, bağımsız ve sosyal bir cumhuriyet de ancak bu ortak mücadeleyle yeniden kurulabilir. Bu buluşmanın amacı, farklı toplumsal talepler etrafında gelişen mücadeleleri ortak bir hedefte buluşturmak, siyasetin yalnızca parlamentoya ve siyasi partilere sıkıştırıldığı anlayışı aşarak, halkın kendi sözünü, iradesini ve örgütlü gücünü büyütecek yeni bir toplumsal mücadele hattını hep birlikte örmektir" ifadelerini kullandı.

Ülkenin, tarihin en ağır ekonomik, siyasal ve toplumsal bunalımlarından birinin içerisinden geçtiğine işaret eden Kılıç, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Ülkemizin içinden geçtiği süreç basit bir sistem değişikliği değil, kökten bir rejim dönüşümüdür. Karşımızdaki sıradan bir iktidar değil, tüm kurumları bir kişinin iradesine teslim eden, hukuku hiçe sayan, Cumhuriyet'in laik, bilimsel ve kamucu ruhunu sistematik olarak devre dışı bırakan bir tek adam rejimidir. Bu rejim, eğitimi piyasalaştırmış, sağlığı metalaştırmış, emeği güvencesizleştirmiş, laikliği tasfiye etmiş, kadınların haklarını elinden almıştır. Planlama ilkeleri, kamu yararı ve kent hakkı hiçe sayılmış; doğal varlıklar, kıyılar, ormanlar, meralar ve tarım alanları sermayenin hizmetine sunulmuştur. Kentler rant odaklı projelerle yaşanmaz hale getirilirken, ekolojik yıkım derinleşmiştir. Barınma temel bir insan hakkı olmaktan çıkarılıp rant ve spekülasyonun konusu haline getirilmiş, fahiş kira artışları ve yüksek konut fiyatları barınma krizi derinleştirerek milyonlarca yurttaşı yüksek kiralar, borçluluk ve güvencesizlikle baş başa bırakmıştır. Sendikal örgütlenmenin önüne engeller konulmuş, düşük ücret, güvencesiz çalışma ve taşeronlaşma yaygınlaştırılmıştır. İşçi sağlığı ve iş güvenliği maliyet kalemi olarak görülmüş, iş cinayetleri olağanlaşmış, her yıl yüzlerce emekçi alınmayan önlemler nedeniyle yaşamını yitirirken, sorumlular cezasızlıkla korunmuştur. Emekliler açlığa mahkum edilmiş, gençler ya güvencesiz işlerde çalıştırılmaya ya da bu toprakları terk etmeye bırakılmıştır.

Ülke yolsuzluk ve kara para endekslerinde zirvelerdeyken, insani gelişmişlik ve eğitimde ise diplerde yer almaktadır. Karşımızda tarihimizin tüm usulsüzlük ve yolsuzluklarını borçlanma ve faiz ödeme düzeylerini, rant politikalarını, vergi adaletsizliklerini kat kat aşan, halkın yaşamını hayat pahalılığı, işsizlik ve yoksullukla mahveden bir kötülükler ve felaketler iktidarı bulunmaktadır. Ve son dönemde yaşanan yargı operasyonları, mutlak butlan tehditleri ve toplumsal muhalefete yönelik baskılar, bu rejimin demokratik hiçbir kural tanımadığının en açık kanıtıdır. Ülkemiz ABD'nin Orta Doğu politikalarıyla uyum içinde adım adım, seçimlerin dahi göstermelik hale geldiği siyasal islamcı monarşik bir rejime doğru sürüklenmektedir.

"Bütün baskılara rağmen bu toplum teslim olmadığını" vurgulayan Kılıç, "Gençler, kadınlar, işçiler, emekçiler, emekliler, köylüler ve yaşam haklarını savunanlar, hakları, özgürlükleri ve gelecekleri için mücadeleden vazgeçmiyor" dedi.

"Ülkenin dört bir yanında büyüyen her direnişir, halkın adalet ve demokrasi özleminin en somut göstergesi" olduğunu ifade eden Kılıç, sözlerini şöyle sürdürdü:

"İşçiler insanca ücret ve güvenceli yaşam için, emekliler insanca yaşayabilecek bir gelir için, kadınlar eşitlik ve yaşam hakkı için, gençler özgür ve umutlu bir gelecek için, köylüler toprağı ve üretimi için, çevre ve kent mücadelecileri ise doğayı ve yaşam alanlarını savunmak için direniyor. Bu mücadelelerin her biri haklıdır, meşrudur ve hepimizin ortak değeridir. Ama artık görüyoruz ki bütün bu mücadelelerin engeli de ortaktır. Bu nedenle çözüm de ortaktır. Tek adam rejimi, toplumun farklı kesimlerini birbirinden kopararak ayakta duruyor. Biz ise tek tek direnişleri ortak bir mücadele hattında buluşturmak, tüm toplumsal muhalefet güçleriyle ortak birer mücadele cephesi kurabileceğimiz ölçüde bu düzeni değiştirebiliriz. Bu rejim ancak halkın birleşik mücadelesiyle geriletilebilir. Demokratik, laik, bağımsız ve sosyal bir Cumhuriyet de ancak bu ortak mücadeleyle yeniden kurulabilir.

İşte tam da bu nedenle bugün burada yalnızca bir değerlendirme yapmak için değil, parçalı muhalefeti birleşik bir toplumsal güce dönüştürmenin yollarını birlikte aramak için bir aradayız. Bu buluşmanın amacı farklı toplumsal talepler etrafında gelişen mücadeleleri ortak bir hedefte buluşturmak, siyasetin yalnızca parlamentoya ve siyasi partilere sıkıştırıldığı anlayışı aşarak, halkın kendi sözünü, iradesini ve örgütlü gücünü büyütecek yeni bir toplumsal mücadele hattını hep birlikte örmek için burada bir aradayız. Bugünkü toplantıdan beklentimiz, burada ortaya çıkacak fikirlerin, önerilerin ve ortak iradenin ülkenin dört bir yanına taşınması, mahallelerde iş yerlerinde, fabrikalarda, kampüslerde ve yaşamın olduğu her yerde, 'Kurtuluş yok tek başına, ya hepberaber ya hiçbirimiz' diyebilmemizdir."

KOZANOĞLU: KARARLI BİR MÜCADELE VERMEK ZORUNDAYIZ

İktisatçı Prof. Dr. Hayri Kozanoğlu da demokratik haklarla ekonomik hakların birbirinden kopmaz bir bütün olduğunun altını çizdi. Hayri Kozanoğlu şöyle devam etti:

"Bu süreçte bunun önemi çok daha fazla. Ekonomik haklarına sahip olamayan, yani geçinecek yeterince geliri, yaşam standartlarını sürdürecek bir nakit akışı olmayan insanların, tenceresini yarın nasıl kaynatacağını bilemeyen insanların demokratik ve toplumsal mücadelelere, hak mücadelelerine katılması da zordu. Ama aynı şekilde demokratik özgürlükler olmaksızın ifade hakkımız, örgütlenme hakkımız, gösteri hakkımız olmaksızın ekonomik taleplerimizin karşılanması da mümkün değildir. Onun için özgürlükle eşitliği, ekonomik haklarımızla demokratik haklarımızı birbirinden ayırmadan kararlı bir mücadele vermek zorundayız."

SİYASİ TUTUKLULAR AYAKTA ALKIŞLANDI

Buluşmada, tutuklu gazeteci Merdan Yanardağ'ın cezaevinden panel için gönderdiği mesaj okundu. Panelde, Merdan Yanardağ, 19 Mart Operasyonları ve Gezi direnişi davası kapsamında tutuklu bulunanlar ile Deniz Göktaş'a selam gönderildi. Deniz Göktaş ve diğer tutuklular katılımcılar tarafından ayakta alkışlandı.

Panelde, Haydar Ergülen, tiyatro sanatçısı Ayşegül Yalçıner ve siyasal iletişimci Suat Özçelebi de birer konuşma yaptı.