Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş, 29’uncu Uluslararası Beypazarı Festivali’nin açılışına katıldı. Yavaş, festivalde yaptığı konuşmada festivallerin temel amacının yöresel kültürün dünyaya tanıtılması olduğunu belirtti.
Beypazarı’nın Galatlar, Frigyalılar, Romalılar, Bizanslılar, Selçuklular ve Osmanlılardan Cumhuriyet dönemine kadar uzanan çok sayıda tarihi esere ev sahipliği yaptığını ifade eden Yavaş, Dikmen köyü ve İnözü Vadisi’ndeki tarihi kalıntılara dikkat çekti.
Dikmen köyünde Roma ve Bizans dönemlerine ait eserlerin toprak altından çıkarıldığını belirten Yavaş, İnözü Vadisi’nde Frig mezarlarının yanı sıra Türklerin Anadolu’ya gelişinden önceki erken Bizans dönemine ait mağaraların bulunduğunu söyledi. Yavaş ayrıca, Kilise bölgesinde Amerikalıların Galatlar ve Bizans dönemlerine ilişkin araştırmalar yaptığını belirtti.
“YEMEKLERİMİZ BİNLERCE YILLIK GEÇMİŞTEN SONRA BUGÜNKÜ TADINI ALDI”
Beypazarı’nda Selçuklu, Osmanlı ve Cumhuriyet dönemleriyle devam eden kültürün ortak bir yapı oluşturduğunu belirten Yavaş, yöresel yemeklerin de binlerce yıllık geçmişin ardından bugünkü lezzetine ulaştığını söyledi.
Geleneklerin, göreneklerin ve adetlerin de bugünkü kültürü oluşturduğunu ifade eden Yavaş, bu kültürün bozulmadan gelecek kuşaklara aktarılması gerektiğini vurguladı.
Yavaş, belediye başkanlığı döneminde Türkiye’de ilk kez yemekler, geleneksel değerler ve üretim biçimleri için coğrafi işaret aldığını belirterek, bugün belediyeler, valilikler ve kaymakamlıkların kendi geleneksel değerleri için coğrafi işaret aldığını söyledi.
Bu uygulamaların amacının binlerce yılda oluşan kültürün gelecek kuşaklara aktarılması olduğunu ifade etti.
“İPEK YOLUMUZ NE FAY HATTI ÜZERİNDEDİR NE DE KARDAN KIŞTAN ETKİLENİR”
Tarihi Kentler Birliği Başkanı olarak kültürel mirası Türkiye genelinde yaşatmak için çalışmalarını sürdürdüklerini belirten Yavaş, İpek Yolu Belediyeler Birliği ve İpek Yolu belediye başkanları olarak binlerce yıllık geçmişe sahip İpek Yolu belediyelerini ve yolu yeniden canlandırmak istediklerini söyledi.
Yavaş, geçmişte yol yapımında kervanların kullandığı güzergahların tercih edildiğini belirterek, kervanların en güvenli yollardan geçtiğini ifade etti.
Göynük’ten başlayarak Ankara’ya kadar uzanan İpek Yolu’na ilişkin bir anısını paylaşan Yavaş, Cumhuriyet’in kurulmasının ardından İstanbul’dan Ankara’ya ve Anadolu’ya ulaşacak bir yol yapılmasının gündeme geldiğini söyledi.
O dönemde Ankara’ya ulaşan üç güzergah bulunduğunu belirten Yavaş, bunların Kastamonu, Bilecik ve bugün İpek Yolu olarak bilinen güzergah üzerinden geçtiğini aktardı.
Yavaş, hangi yolun geliştirileceğinin tartışıldığı sırada “En çok araba nereden geçiyorsa oradan yapalım” düşüncesinin ortaya çıktığını belirtti. O dönemde Meclis’te bulunan Bolu milletvekilinin Bolu’ya giderek en fazla aracın geçtiği güzergaha büyük bir yol yapılacağını söylediğini aktaran Yavaş, Boluluların araçları güzergah üzerinde gidip getirerek yolun oradan yapılmasını sağladığını anlattı.
Günümüzde aynı güzergah üzerinde otoyollar ve tüneller bulunduğunu belirten Yavaş, bu tünelin fay hattı içerisinde olduğunu ifade ederek, “Oysa bizim İpek Yolumuz ne fay hattı üzerindedir ne de zaman kardan, kıştan etkilenir” dedi.
“150 YILLIK YAŞAM BİÇİMİNİ HALA GÖREBİLİRSİNİZ”
Binlerce yıllık geçmişten gelen değerlerin geleceğe aktarılmasının önemine değinen Yavaş, geleneksel yemeklerin ve kültürün bozulmaması gerektiğini söyledi.
Festivallerde bu değerleri ön plana çıkardıklarını belirten Yavaş, “Oyunlarımızla, yemeklerimizle, adetlerimizi yaşatarak geleceğe taşımak istiyoruz. Bunun için festivaller çok önemli” dedi.
Yavaş, Tarihi Kentler Birliği olarak festivaller kapsamında Milli Mücadele Rotası’nın yanında somut olmayan kültürel mirası da canlandırmaya çalıştıklarını belirtti.
Türkiye’de ilk kez Yaşayan Kültür Müzesi’nin kendi dönemlerinde açıldığını ifade eden Yavaş, müzenin daha sonra Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından desteklendiğini söyledi.
Somut olmayan kültürel mirasın gelenekler, görenekler, yaşam biçimi, esnaf kültürü ve ahilik kültürünü kapsadığını belirten Yavaş, bunların gelecek kuşaklara aktarılması gerektiğini vurguladı.
Beypazarı’nın yaşayan kültürünün yol boyunca görülebileceğini ve deneyimlenebileceğini belirten Yavaş, ilçenin özelliğinin 150 yıllık yaşam biçiminin halen görülebilmesi ve fiilen yaşanabilmesi olduğunu ifade ederek konuşmasını tamamladı.





