Beykoz Spor’un tarihinden ve taraftar kültüründen izler taşıyan marş, kulübün geçmişiyle bugünü arasında bir bağ kuruyor. Sarı-siyah renklere gönül veren taraftarların aidiyet duygusunu anlatan eser, aynı zamanda sahadaki futbolculara moral verecek ve tribünlerde birlik duygusunu güçlendirecek bir çalışma olarak hazırlandı.
Marşın söz, müzik ve yönetmenliğini üstlenen Selçuk Yıldız için ise çalışmanın ayrı bir anlamı var. Beykoz Spor’a olan bağlılığının çocukluk yıllarına dayandığını belirten Yıldız, marşı herhangi bir beklenti taşımadan, kulübüne duyduğu vefa ve sevginin bir ifadesi olarak hazırladığını söyledi.
Yıldız, marşın ortaya çıkış hikâyesini şu sözlerle anlattı:
“Beykoz Spor benim için sadece bir spor kulübü değil, çocukluğumdan bugüne taşıdığım büyük bir sevdanın adıdır. Bu marşı hiçbir beklenti içinde olmadan, kulübüme olan vefamın ve sevgimin bir nişanesi olarak hazırladım. En büyük dileğim, yıllar sonra bile bu marşın tribünlerde binlerce kişi tarafından tek yürek halinde söylenmesi ve Beykoz ruhunu yaşatmasıdır.”
Beykoz Spor’un hafızasını ve sarı-siyah renklere duyulan tutkuyu notalara taşıyan çalışmayı Yıldız, “Bir marş yazmadık; Beykoz’un tarihini, ruhunu ve sevdasını notalara dönüştürdük” sözleriyle özetledi.




