DEM Parti Demokratik Yerel Yönetimler Kurulu, Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölgesi’nde belediyelere kayyum atanmasının 10’uncu yıldönümü dolayısıyla Diyarbakır’da basın açıklaması düzenledi.
Sezai Karakoç Kültür ve Kongre Merkezi’nde yapılan açıklamaya Diyarbakır Büyükşehir Belediye Eş Başkanları Ayşe Serra Bucak Küçük, Emin Ay, bölge belediye eş başkanları ve yerlerine kayyum atanan belediye eş başkanları katıldı.
Yerine kayyum atanan Batman Belediye Eş Başkanı Gülistan Sönük’ün yaptığı Kürtçe açıklamanın ardından söz alan DEM Parti Diyarbakır İl Eş Başkanı Yunus Muratakın, kayyum uygulamalarına son verilmesi çağrısında bulundu.
“HALKIN KENDİ KENDİNİ YÖNETME HAKKINA MÜDAHALE EDİLMİŞTİR”
Kayyum uygulamasının seçme ve seçilme hakkının ihlali olduğunu söyleyen Muratakın, “2016 yılında başlayan 2019 yılında Diyarbakır, Mardin, Van başta olmak üzere birçok kente yeniden uygulanan ve 2024 yerel seçimlerinden sonra da sürdürülen kayyum politikası halkın seçme ve seçilme hakkının açıkça ihlal edilmesidir. Belediye başkanlarımız ve seçilmişlerimiz somut hiçbir delil olmaksızın gizli tanık beyanları ve demokratik mücadele alanlarında temel hak ve hürriyetlerini kullanırken basın açıklaması, toplantı gösteri yürüyüş hakkını kullanırken uygulamalarından dolayı onlar suça konu haline getirilip gözaltına alındılar. Kayyum uygulamasına bir zemin oluşturma bahane oluşturularak tutuklandılar. Bu uygulamayla Kürt halkının sandıkta ortaya koyduğu irade yok sayılmış. Seçilmiş belediye eş başkanları görevlerinden uzaklaştırılmış, halkın kendi kendini yönetme hakkına müdahale edilmiştir. Başta Selahattin Demirtaş olmak üzere Figen Yüksekdağ ve diğer arkadaşlarımız da aynı gün içerisinde gözaltına alınıp akabinde rehin tutulmuşlardır” diye konuştu.
“YALNIZCA BELEDİYELER DEĞİL HALKIN İRADESİYLE OLUŞTURDUĞU DEMOKRATİK KURUMLAR DA HEDEF ALINMIŞTIR”
Kayyumun yalnızca belediyelere yapılan bir müdahale olmadığına dikkati çeken Muratakın, "Kayyum Kürt halkının demokratik kazanımlarına toplumsal örgütlenmesine, kültürüne, demokratik siyaset alanına yönelik politikaların bir parçasıdır. Bu süreçte yalnızca belediyeler değil halkın iradesiyle oluşturduğu demokratik kurumlar da hedef alınmıştır. Kadın kurumları, kültür ve sanat merkezleri, ana dil çalışmaları, halk meclisleri ve demokratik katılım mekanizmaları kapatılmış ya da işlevsiz deştirilmiştir. Sivil toplum örgütlerine, demokratik kitle örgütlerine ve halkın örgütlü mücadelesine yönelik baskılarla demokratik toplumun örgütlenme alanı daraltılmak istenmiştir. Kürtçe üzerindeki engellemeler ve Kürt kültürüne yönelik müdahaleler bu politikanın yalnızca idari değil aynı zamanda toplumsal ve kültürel sonuçlar olduğunu göstermiştir. Oysa Kürdistan'da yaşayan halkların dili, kültürü, kimliği ve demokratik iradesi tanınmadan eşit ve özgür bir ortak yaşam inşa edilemez" denildi.
“BARIŞTAN SÖZ EDERKEN DİĞER YANDAN SEÇİLMİŞ YÖNETİCİLERE MÜDAHALE KABUL EDİLEMEZ”
“Belediyeler halkındır. Halkın seçtiği yöneticilerin yerine atanmış kişilerin getirilmesi demokratik temsil hakkının ortadan kaldırılmasıdır” diyen Muratakın, “Bugün Türkiye'de demokrasi ve barış tartışmalarının yürütüldüğü bir dönemdeyiz. Ancak barışın inşası halkların iradesinin ve demokratik kazanımlarının halklarının tanınmasını gerektirir. Bir yandan demokratik toplumdan ve barıştan söz ederken diğer yandan seçilmiş yöneticilere demokratik kurumlara ve halkın örgütlü iradesine müdahale kabul edilemez. Barış yalnızca çatışmasızlık değildir. Barış halkların eşitliği, kimliklerinin ve dillerinin özgürlüğü, demokratik siyasetin güvence altına alınması ve halkların kendi kendini yönetme hakkının tanınmasıdır. Bu nedenle kayyum uygulamalarının sona erdirilmesi yalnızca yerel yönetimlere ilişkin bir talep değil, demokratikleşmenin ve kalıcı barışın temel koşullarından biridir" ifadelerini kullandı.
“KAYYUM UYGULAMASINA DERHAL SON VERİLMELİDİR”
Yerlerine kayyum atanan belediye başkanlarının görevlerine iade edilmesi gerektiğini bildiren Muratakın, "Buradan bir kez daha çağrımızı yineliyoruz. Kayyum uygulamasına derhal son verilmelidir. Halkın seçtiği belediye eş başkanlarının görevleriyle derhal iade edilmelidirler. Yerel yönetimlerin demokratik özerkliği ve halkın yönetime doğrudan katılım hakkı anayasal güvence altına alınmalıdır. Kürt halkının ana dilinde eğitim, kültür, sanat ve hizmet alma hakkının önündeki bütün engeller kaldırılmalıdır. Kayyum döneminde kapatılan kadın kurumları kültür merkezleri, ana dil kurumları ve halkın demokratik katılım mekanizmaları yeniden açılmalıdır. Demokratik kurumlara, sivil toplum örgütlerine, demokratik siyaset alanına yönelik baskılara son verilmeli" diye konuştu.
“HALKIN İRADESİNE KAYYUM OLMAZ”
Önceki kayyum döneminde tutuklanan belediye başkanların serbest bırakılması çağrısında bulunan Muratakın, “Kayyum döneminde belediyelerin kaynakları taşınmazları ve kamu malları üzerindeki işlemler şeffaf bir biçimde incelenmeli, halkın kaynaklarına ne olduğunun hesabı sorulmalı, sorumlular hakkında derhal soruşturma başlatılmalıdır. Bizler Kürt halkının iradesinin tanındığı halkların eşit ve özgür yaşadı. Kadınların eşit temsil edildiği ana dillerinde özgürce eğitim alınıp konuşulduğu demokratik kurumların güvence altında olduğu bir toplumsal yaşamı savunuyoruz. Kürdistan'da ve Türkiye'nin bütün kentlerinde demokrasi halkın kendi geleceği hakkında söz sahibi olmasıyla mümkündür. Halkın iradesine kayyum olmaz. Kayyum uygulanmasına derhal son verilmelidir” dedi.




