Basın meslek örgütleri, gazetecilere yönelik gözaltı ve tutuklamalar ile medya kuruluşlarına kayyım atanmasına karşı 24 Ekim Cumartesi günü saat 14.00’te İstanbul, Ankara, İzmir ve birçok kentte eş zamanlı protesto düzenleyecek. “Sansüre hayır, habere özgürlük” sloganıyla gerçekleştirilecek eylem öncesinde ANKA Haber Ajansı’na konuşan basın meslek örgütü temsilcileri ve gazeteciler, toplumun ortak mücadeleye katılması çağrısında bulundu.
TÜRENÇ: “ARTIK BIÇAK KEMİĞE DAYANDI”
Basın Konseyi Başkanı Pınar Türenç, erişim engelleri ve gazetecilere yönelik adli uygulamaların basın özgürlüğü üzerinde ağır bir baskı oluşturduğunu belirtti. Cumartesi günü yapılacak ortak eylem için çağrıda bulunan Türenç, şu ifadeleri kullandı:
“Türkiye'de habere yasak geliyor. Bu yasaklara karşı çıkmak için cumartesi günü ortak bir eylem çağrısı yaptık. İstanbul, Ankara, İzmir, Eskişehir ve Yozgat gibi birçok ilimizde halkı yanımızda olmaya çağırıyoruz.”
Gazeteciliğin halkın haber alma hakkı için yapıldığını vurgulayan Türenç, “Halk kendi hayatına, haberine ve hakikatine sahip çıkmalı, gazeteciyi korumalı” dedi.
Meslekte 40 yılı aşkın süredir çalıştığını belirten Türenç, bugüne kadar böyle bir baskı altında hissetmediğini ifade ederek, “40 yılı aşkın süredir bu mesleği yapıyorum, hiç böylesine bir baskı altında hissetmemiştim. Bu son süreçte gerçekten çok zorlanıyoruz ve artık bıçak kemiğe dayandı” diye konuştu.
Türenç, “Haberime dokunma, kalemime dokunma, özgürlüğüme dokunma” sözleriyle basın özgürlüğüne yönelik çağrısını yineledi.
SARILAR: “BASIN ÖZGÜRLÜĞÜ, HALKIN HABER ALMA ÖZGÜRLÜĞÜDÜR”
Gazeteci Süleyman Sarılar, basın meslek örgütlerinin ortak eylem kararını önemli bulduğunu belirterek basın özgürlüğünün yalnızca gazetecileri ilgilendirmediğini söyledi.
Sarılar, “Türkiye'de basın özgürlüğü, aslında halkın haber alma özgürlüğüdür; yani sadece bizim özgürlüğümüz değildir. Bizler halkın anayasa ile güvence altına alınmış haber alma hakkının bir aracısıyız” ifadelerini kullandı.
Gazetecilerin yaptıkları haberler nedeniyle hedef alındığını savunan Sarılar, gazeteciliğin adeta suç sayıldığını belirterek, “Gazetecilik adeta suç sayılıyor. Bunun nesi suç? Nasıl bu kadar kolayca gazetecileri gözaltına alıp tutuklayarak hapse atıyorlar, anlamak mümkün değil” dedi.
Sarılar, toplumun gazeteciler ve sivil toplum örgütleriyle birlikte bu uygulamalara karşı çıkması gerektiğini vurguladı.
DURMUŞ: “MESELE, MİLYONLARCA İNSANIN HABER ALMA HAKKININ YOK EDİLMESİ MESELESİDİR”
Türkiye Gazeteciler Sendikası Genel Başkanı Gökhan Durmuş, Halk TV’ye kayyım atanmasının ardından kanalda çalışan yaklaşık 200 gazetecinin geleceğinin belirsizleştiğini belirtti.
Durmuş, “Bu mesele sadece Halk TV’de çalışan 200 gazetecinin işsiz kalması meselesi değil; milyonlarca insanın haber alma hakkının yok edilmesi meselesidir” dedi.
Son dönemde erişim engellerinin de yoğunlaştığını ifade eden Durmuş, yaklaşık 1-1,5 ay içerisinde 1270 sosyal medya hesabına erişim engeli getirildiğini söyledi. Bu hesaplardan yalnızca 115’i hakkında mahkeme kararı bulunduğunu belirten Durmuş, diğer hesaplarla ilgili mahkeme kararı olmadığını öne sürdü.
Durmuş, söz konusu hesapları takip eden toplam kişi sayısının 35 milyon olduğunu belirterek, “Burada da haber alma hakkının gasp edilmesi durumu söz konusu” ifadelerini kullandı.
24 Ekim’de İstanbul, Ankara ve İzmir başta olmak üzere birçok kentte alanlarda olacaklarını belirten Durmuş, “Gazeteciliği korumak amacıyla alanlarda olacağız; 'Sansüre hayır', 'Habere özgürlük' diyeceğiz. Mesele sadece gazetecilerin meselesi değil, aynı zamanda halkın haber alma hakkıdır” diye konuştu.
TAYLAN: “BİR YERDE DUR DENİLMEZSE SIRA DİĞER KANALLARA GELECEK”
Gazeteci Murat Taylan, gazetecilik faaliyetlerinin ve basın kuruluşlarının ciddi bir tehdit altında olduğunu belirterek, Halk TV’ye kayyım atanmasını “bardağı taşıran son damla” olarak nitelendirdi.
Basın meslek örgütlerinin ortak eylem çağrısını önemli bulduğunu söyleyen Taylan, “Bir yerde 'dur' denilmezse, geriye kalan birkaç televizyon kanalına da sıra gelecek” dedi.
Taylan, yapılması gerekenleri iki başlıkta ele alarak, “Şu an yapmamız gereken iki şey var: Birincisi, yeni kanalların kapanmasını engellemek; ikincisi, kapananların açılmasını sağlamak. Hem Tele1 hem de Halk TV'deki kayyum ataması kararlarının geri çekilmesini ve bu hukuksuz kararların iptal edilmesini sağlamalıyız” ifadelerini kullandı.
Toplumun haber alma hakkının engellendiğini savunan Taylan, yaşananlara sessiz kalınmaması gerektiğini belirtti. Basın meslek örgütleri ve gazetecilerin sokağa çıkma çağrısını yerinde ve anlamlı bulduğunu söyleyen Taylan, eyleme destek verilmesi gerektiğini vurguladı.
Taylan, sözlerini şu ifadelerle tamamladı:
“Toplumun haber alma hakkının engellendiği bir hukuksuzlukla karşı karşıyayız. Ne yapacağız, bunu oturup seyredecek miyiz? Bu yüzden basın meslek örgütlerinin ve gazetecilerin sokağa çıkma çağrısını çok yerinde ve anlamlı buluyorum; destek verilmesi gereken bir eylemdir. Biz de cumartesi günü, 24 Ekim'de, Tele1'e kayyum atanmasının yıl dönümünde sokakta olacağız.”




