YENİ Parti Adana Milletvekili Ayhan Barut, limon üreticisinin ürününü maliyetinin altında satmak zorunda kaldığını belirterek, "Çiftçi üretir, kazanamaz ama maalesef çiftçinin alın terinin, elinin nasırının karşılığını bir başkaları kazanır" dedi. Barut, meyve ve sebzede üretici ile tüketici arasında oluşan fiyat farkının giderilmesi için hal yasası dahil gerekli düzenlemelerin yapılması ve aracıların denetlenmesi çağrısında bulundu.

YENİ Parti Adana Milletvekili Ayhan Barut, ANKA Haber Ajansı'na, sebze ve meyvede üretici ile tüketici arasında oluşan fiyat farkı ve limon üreticelerinin sorunlarını anlattı.

Türkiye'de yıllık yaklaşık 34 milyon ton sebze ve 19 milyon ton meyve üretildiğini belirten Barut, "Ülkemizin yıllık 54 milyon ton yaş sebze ve meyve üretimi var. Bunun da parasal büyüklüğü bir yılda 2 trilyon TL civarında. Dolara vurduğunda 45-50 milyar dolar yıllık tarımsal anlamda yaş sebze ve meyvenin bu ülkeye koymuş olduğu bir katma değer var" diye konuştu.

Limon üretiminin uzun süreli emek ve masraf gerektirdiğini vurgulayan Barut, fidan dikildikten sonra en az 3-4 yıl ürün alınmadan bakım yapıldığını, 4 yıldan sonra verimin başladığını ve 5-6 yıldan sonra üretimin düzene girdiğini belirtti.

"ÜRETİCİ MALİYETİ 10 LİRA OLAN LİMONU SATAMIYOR"

Limonun 2026 yılında üreticiye kilogram maliyetinin en az 10 lira olduğunu belirten Barut, buna karşın üreticilerin ürünlerini 6, 7 ve 8 liradan satmak zorunda kaldığını söyledi. Barut, "Çiftçimizin üretmiş olduğu bir limon 2026 yılında 1 kilogramının üreticiye maliyeti 10 lira. Minimum 10 lira. Ama bundan daha iki ay önce bu limonları İstanbul'da, büyük şehirlerde, marketlerde 200 TL'ye yakın fiyatlardan tüketiyorlardı" ifadelerini kullandı. Üreticinin emeğinin karşılığını alamadığını dile getiren Barut, şöyle konuştu:

"Bugün gelinen noktada da şu anda çiftçi bu ürününü bu yazın sıcağında 45 derece, elinin nasırı, alnının teriyle üretti. Bir kar yapıp çiftçiliğini, üretimi devam ettirmek ve bu ülkenin vatandaşlarının karnını doyurmak için bir kar yapması lazım. Limon üretiminin yüzde 90'ı Adana, Hatay ve Mersin bölgesinde. Üçte biri de Adana'da üretiliyor ve işin göbeğindeyiz. Buradaki dalındaki 10 liraya ürettiği üreticinin 6 liraya, 7 liraya, 8 liraya boğmaya kalkan, çiftçiyi boğmaya kalkan alıcıların elinden markete gidiyor. Adana'daki markette 80 liraya satılıyor. 8 lira üretici, 80 lira tüketici" dedi.

"ÜRETİCİYLE TÜKETİCİ ARASINDA 7, 8, 10 KAT FARK OLUŞUYOR"

Ev ve arsa satışlarında yeni dönem: Tapuda para transferi değişiyor
Ev ve arsa satışlarında yeni dönem: Tapuda para transferi değişiyor
İçeriği Görüntüle

Yıllardır üretici ile tüketici arasındaki aracıların kaldırılması gerektiğini savunduğunu belirten Barut, "Siyasi partimizin il başkanlığını, milletvekilliğini yaptığım bu dönemde de üreticiyle tüketicinin arasındaki aracıları kaldırın dedim. Üreticilerden bir mal çıktığı zaman tüketiciye ulaşıncaya kadar 7, 8, 10 katı bulan farklar oluşuyor. Bu aradaki farkı kim kazanıyor? Kimlerin cebine gidiyor? Kimler yiyor diye bunu defalarca sorduk" diye konuştu.

Tarım sektörünün çoğu zaman ulusal medyada gündeme gelmediğini ifade eden Barut, son dönemde yapılan operasyonun yıllardır dile getirdikleri sorunlar açısından önemli olduğunu belirterek, "Bunu da bir şans olduğunu değerlendirerek bugün yıllarca söylediğimiz bu operasyon geç kalınmıştır" dedi.

Yaş sebze ve meyve sektöründe manipülasyon yapıldığını savunan Barut, "45 milyar dolarlık bir sektörün içerisinde oynanan oyunlardır. Oynanan manipülasyonlardır" ifadelerini kullandı.

"HAL YASASI DAHİL GEREKLİ DÜZENLEMELER YAPILMALI"

Sebze ve meyvede üretici ile tüketici arasında oluyan fiyat farkını kazananlara ve haksızlık yapanlara karşı mücadelenin sürdürülmesi gerektiğini belirten Barut, Çiftçi Kayıt Sistemi (ÇKS) üzerinden yapılan haksız kayıtlara ve ölülerin adına makbuz kesilmesine dikkati çekerek, "Müstahsil makbuzunu çiftçiden 27 liraya alıp 23 liraya gösterenler, gösterilenlerle amansız mücadeleye devam edilmelidir. Özetle bu işi çözecek olan devlettir" diye konuştu.

Barut, üretici ile tüketiciyi buluşturacak bir sistem kurulması gerektiğini vurgulayarak, "Kanunları, yönetmelikleri çıkaracak ve Meclis'ten gerekiyorsa tepeden tırnağa hal yasası da dahil olmak üzere değiştirerek üreticiyle tüketiciyi buluşturacak bir hal sistemi kurmamız gerekiyor" dedi.

Mevcut başıboşluğun sürmesi halinde çiftçinin zarar görmeye devam edeceğini belirten Barut, "Bunu göstermelik yapmış ol, yarın bir gün geri çekilirlerse de bu aynen aynı senaryo devam eder" ifadelerini kullandı.

"ÇİFTÇİ ÜRETİR, KAZANAMAZ"

Tarım ve Orman ile Ticaret bakanlıklarına çağrıda bulunan Barut, "Yıllardır feryat ettiğimiz bu konulara gelin çözüm bulun. Bu çiftçinin kanayan yarası haline geldi" dedi.

Üreticinin emeğinin karşılığını alamadığını, aracıların ise kazanç sağladığını kaydeden Barut, "Oysa ki çiftçi yağmurda, yaş, doluda, taş, sıcakta sıcaklık yaşadı ama diğer bunu kazanan aracılar maalesef avantadan para kazanıyorlar. Buna kim müsaade ediyor? Ben müsaade etmiyorum. Benim elimde böyle bir yetki yok. Buna devlet yani hükümet ya da iktidar müsaade ediyor" ifadelerini kullandı.

Devletin bu alanda sıkı denetim yapması gerektiğini belirten Barut, "Çiftçi de ürettiğinden kazanacak. Tüketici de pahalıya tüketmeyecek. Burada iki kesim zarar ediyor. Üretici sürekli zararına tüketiyor. Tüketici de maalesef pahalıya tüketiyor" diye konuştu.

Marketlerdeki fiyatları gören tüketicilerin üreticinin yüksek kazanç sağladığını düşünebildiğini belirten Ayhan Barut, sözlerini şöyle tamamladı:

"İstanbul'da, İzmir'de, Ankara'da yaşayan vatandaşlarımız tarımı, çiftçiliği bilmeyen insanlarımız şunu düşünebilir. Şu limon burada sizin şahitliğinizde 8 liraya, 9 liraya, 7 liraya satılırken marketlerde 80 liraya satıldığında şöyle düşünüyor olabilirler. Çiftçinin elinden kaç liraya çıktığını bilmeden, '80 liraya, 100 liraya limon satılıyor. Bu çiftçi çok büyük para kazanıyor.' Çiftçi kazanamıyor. Biraz önce de söylediğimiz gibi o aradaki haksız kazancı elde edenler kazanıyor. Dolayısıyla bu sistem çürümüştür. Yıllardır bağırıyorduk. Artık bu sistemin bu çürümüşlüğünü ortadan gidermek hükümetin görevidir ve ilgili bakanlıkların görevidir."