DEM Parti Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan, Halk TV’de Deniz Bayramoğlu’nun sunduğu “Gün Doğarken” programına konuk oldu. Bakırhan, “Terörsüz Türkiye” sürecine ilişkin değerlendirmelerinde, toplantılarda kendilerine “İktidara güveniyor musunuz?” sorusunun yöneltildiğini belirtti.
Bakırhan, bu konuda güvendikleri unsurun iktidar değil, kendi tabanları, barışa inananlar ve söz konusu sorunları yaşayan insanlar olduğunu söyledi.
“BU SÜREÇ SÖYLEM OLARAK BAŞKA, PRATİKTE BAŞKA BİR ŞEKİLDE İLERLEMİYOR”
Daha önceki çözüm süreçlerinden ders çıkardıklarını belirten Bakırhan, mevcut sürecin toplumsallaşması için daha fazla çaba gösterilmesi gerektiğini ifade etti.
Bakırhan, ayrılık amacı taşımadıklarını, demokrasi, demokratik hukuk ve adaletin oluşması için mücadele ettiklerini savundu. Sürecin söylem ve uygulama bakımından farklı ilerlemediğini belirten Bakırhan, Türkiye’de birlikte yaşamaya dayalı bir hukuk oluşturulması gerektiğini söyledi.
Türkçenin resmi ve ortak iletişim dili olmasına ilişkin herhangi bir sorunlarının bulunmadığını belirten Bakırhan, Türkiye’de yaşayan farklı kimliklerin kendi dillerini yaşatabilmelerini savundu. Kürtçe konuşmanın, okumanın ve yazmanın ülkeyi bölmeyeceğini söyleyen Bakırhan, Kürtlerin hukukunun reddedilmesinin bölünmeye hizmet edeceğini öne sürdü.
“VERİLEN 467 OY SÜRECİ DESTEKLEYEN OYLARDI”
Meclis’ten büyük destekle geçen “çerçeve yasa”ya da değinen Bakırhan, söz konusu oylamada verilen 467 oyun iktidara yönelik bir destek olarak değerlendirilmemesi gerektiğini söyledi.
Bakırhan, bu oyların çatışmasızlık, çözüm ve barış sürecine yönelik olduğunu savundu.
“YOL TEMİZLİĞİ YAPILMASI GEREKİYOR”
PKK’nın kendisini feshetmesine ilişkin kararın 27 Kasım’da Milli Güvenlik Kurulu’nda alınabileceğini söyleyen Bakırhan, bundan önce “yol temizliği” yapılması gerektiğini belirtti.
Türkiye’de hukuksuzluk ve ekonomik adaletsizlik bulunduğunu savunan Bakırhan, Mersin Büyükşehir Belediye Başkanı Vahap Seçer ile Esenyurt ve benzeri yerlerde gerçekleştirilen operasyonların sürece yönelik inancı ve güveni azalttığını söyledi.
Bakırhan, süreç devam ederken demokrasi, hukuk ve ekonomi alanlarında yapılması gerekenlerin de iktidar tarafından bir an önce hayata geçirilmesi gerektiğini savundu.
Meclis Komisyonu’nun raporundaki 6 ve 7’nci maddelere de dikkat çeken Bakırhan, raporda Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararlarına ilişkin bütün siyasi partilerin imzası bulunduğunu söyledi.
Bakırhan, AİHM kararları, Kobani davası, Can Atalay, Tayfun Kahraman, Selçuk Kozağaçlı, Selahattin Demirtaş ve Figen Yüksekdağ hakkında “Neyi bekliyor?” sorusunu yöneltti.
“İNCE’YE VE KILIÇDAROĞLU’NA OY VERDİK”
“Terörsüz Türkiye” sürecinin iktidarın seçim yatırımı olduğunu düşünen kesimlerin bulunduğunu ve bu kaygıları anladığını belirten Bakırhan, operasyonlara karşı muhalefetle dayanışma içinde olduklarını söyledi.
Muhalefetin ayrışmasının iktidarın politikalarını güçlendirdiğini savunan Bakırhan, muhalefetin Türkiye’nin ve 86 milyon kişinin yararına olduğunu düşündüğü süreci birlikte desteklemesi halinde diğer baskıların durdurulabileceğini ifade etti.
Bakırhan, DEM Parti’nin AKP ile seçim pazarlığı yapmadığını belirterek, böyle bir iş birliğinin partinin geçmişteki yaklaşımına aykırı olacağını söyledi.
Son beş seçimde iktidarla iş birliği yapmakla suçlandıklarını belirten Bakırhan, DEM Parti ve önceki siyasi zemininin ana muhalefet partisinin adaylarına oy verdiğini söyledi. Bakırhan, Muharrem İnce’ye oy verdiklerini, Kemal Kılıçdaroğlu’nu ise ikinci turda desteklediklerini ifade etti.
Son iki yerel seçimde CHP ile “kent uzlaşısı” yaptıklarını belirten Bakırhan, 25 yıldır alınamayan bazı belediyelerin kazanılmasında partilerinin büyük çaba ve katkı ortaya koyduğunu savundu.
Bakırhan, kent uzlaşısıyla seçilen belediye meclis üyeleri arasında DEM Parti kökenli isimlerin de bulunduğunu söyledi. Bazı belediye başkanlarının partilerinden ayrıldığını ve bazı belediye meclis üyelerinin de cezaevine girmemek için yön değiştirdiğini belirten Bakırhan, bu kişilerin tutumlarının partilerinin yaklaşımıyla ilişkilendirilmemesi gerektiğini ifade etti.
Adalar ve Tuzla örneklerini de veren Bakırhan, DEM Parti kökenli isimlerin siyasi tutumlarını değiştirmediğini savundu.
“Biz değerlerin yanındayız, biz demokrasinin yanındayız” diyen Bakırhan, masada bulunmalarının başkalarının yaptığı haksızlıkları veya adaletsizlikleri onayladıkları anlamına gelmediğini belirtti.
Bakırhan, “Onun için bir seçim iş birliği yok. Böyle bir şey asla masada yok” ifadelerini kullandı.
Partilerinin gelecekte kimlerle nasıl hareket edeceğine kendi ilkeleri ile karşı siyasi partilerin uygulamalarına bakarak karar vereceğini söyleyen Bakırhan, herhangi bir seçim pazarlığının gündemlerinde olmadığını yineledi.
CHP İLE İŞ BİRLİĞİ İDDİASINA YANIT
Sabah gazetesi yazarı Mahmur Övür’ün DEM Parti ile CHP’nin seçimlerde iş birliği yapacağı yönündeki iddiası da Bakırhan’a soruldu.
Bakırhan, söz konusu iddiayı ilk kez duyduğunu belirterek, seçimlerin gündemlerinde dahi olmadığını söyledi. Bakırhan, seçim konusunda ne yapacaklarını henüz tartışmadıklarını ifade ederek iddianın doğru olmadığını savundu.
ANAYASA İÇİN “KATILIMCI VE ÖZGÜRLÜKÇÜ OLMALI” MESAJI
Anayasa değişikliği konusunda da değerlendirmelerde bulunan Bakırhan, HDP döneminden bu yana bir anayasa taslağı üzerinde çalıştıklarını ve bu taslağı güncelleyerek sürdürdüklerini söyledi.
Bakırhan, Türkiye’nin tarihi, siyasi ve kurumsal sorunlarını çözmeyi amaçlayan, darbe anayasasını ortadan kaldıran, eşitlikçi ve demokratik bir anayasa istediklerini belirtti.
Kürtler, Aleviler, kadınlar, gençler ve çevre hakkının anayasal düzenlemede yer alması gerektiğini savunan Bakırhan, insanların eşit şekilde bir arada yaşamasını sağlayacak bir anayasanın desteklenebileceğini söyledi.
Anayasanın katılımcı, şeffaf, özgürlükçü ve demokratik olması gerektiğini belirten Bakırhan, toplumun sorunlarına ilişkin görüşlerin dikkate alınması gerektiğini ifade etti.
Bakırhan, bu şartları taşımayan ve siyasi bir ajandaya dayalı bir anayasa teklifine destek vermeyeceklerini söyledi.
İMRALI’DAKİ “VİLLA” İDDİASINA İLİŞKİN AÇIKLAMA
Bakırhan, İmralı’da Abdullah Öcalan için villa yapıldığı yönündeki iddialara ilişkin de konuştu.
27 Şubat çağrısı yayımlandığında İmralı’da yaklaşık dört saat kaldıklarını belirten Bakırhan, söz konusu yapının cezaevinin içerisinde bulunan bir yapı olduğunu söyledi. Yapıda bazı iyileştirmeler yapılmış olabileceğini ancak kendisinin sonrasını görmediğini belirten Bakırhan, iddia edildiği gibi havuzlu veya denize açılan bir villa bulunmadığını savundu.
Bakırhan, cezaevi içerisindeki çalışma koşullarını düzenlemek amacıyla bazı tadilatların yapıldığını söyledi.
Yaklaşık 100 yıllık bir mesele ile 40 yıllık ekonomik, siyasi ve sosyal sonuçları bulunan bir sürecin muhatabının 12 metrekarelik bir hücrede çalışmalarını nasıl yürüteceğini soran Bakırhan, yapılan düzenlemelerin çalışma koşullarının iyileştirilmesi amacı taşıdığını savundu.
Öcalan’ın süreçteki rolüne ilişkin de değerlendirmede bulunan Bakırhan, kendisinin Türkiye’deki siyasi ve toplumsal meselelerin çözümünde muhatap alınması gerektiğini savundu. Bakırhan, Öcalan’ı “Türkiyeli bir devrimci” olarak nitelendirdi ve demokrasi, hukuk, adalet, kadın, çevre ve Marksizm üzerine çalışmalar yaptığını söyledi.
Bakırhan, Kürt meselesi ve demokratikleşme konusunda çözüm aranması gerektiğini ve bu sürecin muhatabının Öcalan olduğunu savundu.




