Müyesser Yıldız, Oğuzhan Güngör’e yönelik saldırı hazırlığı yapıldığına ilişkin bir ihbar mektubunun İstanbul, Ankara, Adana ve Mersin emniyet müdürlüklerine gönderildiğini aktardı.
Gazeteci Müyesser Yıldız, konuya ilişkin şunları yazdı:
Şimdilerde “Cumhuriyet’in kuruluşu kadar önemli bir demokratikleşme sürecinin başlangıcındayız” diyerek, İmralı’daki “karargâhından” yeni bir “cumhuriyet/devlet” kurmaya yeltenen ve statüye kavuşturulan teröristbaşının idamdan nasıl kurtulduğunu/kurtarıldığını biliyorsunuz.
Önce idam cezası TBMM’ye gönderilmeyip Başbakanlık’ta bekletildi… Birkaç yıl sonra da idam cezası tümden kaldırıldı.
Bu icraatlara imza atan, dönemin ANASOL-M koalisyon hükümetinin ortaklarından birisi MHP’ydi.
TBMM Anayasa Komisyonu’nda idamın kaldırılması görüşülürken, bazı AKP’liler teröristbaşının kapsam dışı bırakılması yönünde önerge verdi. Ancak önerge bizzat MHP milletvekillerinin oylarıyla reddedildi.
Sürece ve gidişata şiddetle tepki gösteren isimlerden birisi MHP İçel Milletvekili merhum Ali Güngör’dü. Bu yüzden partiden ihraç edildi. O günlerde Bahçeli’yle yaptığı görüşmeyi yıllar sonra açıklayan Güngör, “Eğer bunlara ‘evet’ dersek, millet de MHP’liler de ülkücüler de affetmez” dediğini, Bahçeli’nin ise, “Ali Ağa unuturlar, merak etme” karşılığını verdiğini belirtti.
Ali Güngör’ün yaşadıklarından tam 25 yıl sonra; Devlet Bahçeli, 22 Ekim’de teröristbaşı için, “Gelsin Mecliste konuşsun, örgütün lağvedildiğini haykırsın. Umut hakkından yararlanmasının önü de ardına kadar açılsın” çağrısında bulununca, MHP’de ikinci Güngör krizi çıktı.
Ali Güngör’ün oğlu Oğuzhan Güngör MHP TBMM Grubu’nda danışmandı. Bu çağrı üzerine sosyal medya hesabından Bahçeli’ye hitaben 4 sayfalık bir mektup yayımlayan Oğuzhan Güngör, kısa süre öncesine kadar terör örgütünün siyasi uzantısı HDP hakkında söylediklerinden sonra 21 gün içinde bu noktaya gelinmesine ilişkin olarak, “Bütün bunlar neden oldu? Bütün bunların anlamı nedir? Sorumlusu kimdir? Buradan nereye gidiyoruz? Vatanımın ve milletimin başına daha neler gelecek?” sorularını yöneltti.
Teröristbaşının idamdan kurtarılmasına karşı babasının Meclis’te yaptığı konuşmaya atfen, “Şimdi bebek katiline umut hakkı hâlâ konuşuluyorsa, babam gibi haykırarak söylüyorum ki, bu durumu ülkücülerin kabul etmesi hiçbir şartta mümkün değildir.” diyen Oğuzhan Güngör, mektubunu şu ifadelerle sonlandırdı:
“Annesi ve babasını kanserden kaybeden, yalnız başına ağlarken şehitlerin evlatlarından utanıp kendini ayıplayan, şehit evlatlarını, ana-babalarını düşündüğünde utanan biri olarak şunu söylüyorum: Şayet ortada bir hak varsa bu hak, yüce Türk Milletinin kendisine, mirasına ve emanetine ihanet edenlerden sonsuza kadar hesap sorma hakkıdır. Bu hak şehidimin evladının, anasının, babasının, eşinin hakkıdır. Yoklukla, azimle, bu milletin gözyaşıyla var edilen, kutsal kılınan gazi olan Meclisimiz hiçbir necisin temizlenme yeri değildir, necasetini millete sıçratma kürsüsü olamaz… Bebekleri katleden Yenidoğan çetesine nazire yaparcasına, en büyük bebek katilinin gazi Meclisimizde muhatap alınmasını izleyecek kadar çaresiz de cesaretsiz de değiliz. Biz bu davanın sahipleri buna izin vermeyiz.”
İşte bu mektuptan sonra babasıyla aynı akıbeti yaşadı; MHP’deki görevinden alındı. Bunun üzerine de şu açıklamayı yaptı:
“Bebek katiline umut hakkı vermeyi taahhüt edip, yüce Meclisimizde konuşmasını teklif edebilenler, bunu alkışlayabilenler, bir Türk milliyetçisinin söylenmesi gerekeni söylemesinden rahatsız olmuşlardır. Bebek katilinin gazi Meclisimizi kirletemeyeceğini söylemenin bedelini, Ali Güngör’ün oğlu olmanın verdiği gurur ve aziz Türk Milleti’nin bir evladı olarak şerefle kabul ediyorum. Makam ve şahsi ikbal için her şeyini vermeye hazır olanlara inat, dün olduğu gibi bundan sonra da eğilmeden, şahsi ikbal gütmeden yoluma devam edeceğim. Zira bana ve milyonlarca vatan ve devlet aşığı Türk milliyetçisine ilham veren fikriyatın temeli budur. Türk milliyetçiliği, Türk Milleti’nin sinesinden çıkmış olup, yalnız ve yalnız ona aittir. Ülkücülük ise Başbuğ’dan ve nice şehitten bize mirastır. Milletimizi ve ülkümüzü, geçmişimiz ve geleceğimiz için tek kişi kalıncaya kadar müdafaa etmeye devam edeceğiz.”
“Vurun İndirin”
Bunları niye mi hatırlattık?
Bahçeli’ye açık mektubundan sonra Oğuzhan Güngör’e tehditler gelmeye başlamış. Bu tehditler, PKK yasasının TBMM Adalet Komisyonu’nda görüşülüp kabul edilmesi sürecinde daha da artmış.
Hatta “vurun, indirin” talimatı verildiği bilgisi gelmiş.
Ancak halen İYİ Parti Teşkilât Koordinasyonu’ndan sorumlu genel başkan yardımcısı olan Oğuzhan Güngör, bu tehditleri umursamamış. Ta ki, 10 gün önce bir program için Ankara dışına çıktığında kendisine saldırı düzenleneceğine yönelik, emniyete gönderildiği belirtilen ihbar mektubuna kadar.
Oğuzhan Güngör’ün yaşadıklarına ilişkin olarak kulislerde konuşulan iddialar şöyle:
Söz konusu ihbar mektubu İstanbul, Ankara, Adana ve Mersin emniyet müdürlüklerine gönderilmiş. Bunun üzerine, gittiği ilde Oğuzhan Güngör’le irtibata geçilip kendisi polis refakatinde Ankara’ya getirilmiş. Burada da polis tarafından karşılanıp evine bırakılan Güngör, ertesi gün yine polis refakatinde emniyete gidip ifade vermiş. Güngör’e tehdit alıp almadığı ve kimlerden şüphelendiği sorulmuş. İfadesinin ardından da kendisine iki yakın koruma verilmiş.
Emniyetin alarma geçtiği o günlerde Oğuzhan Güngör’ün sosyal medya hesabından yaptığı dikkat çekici bir paylaşımı da aktaralım. Şunları yazdı:
“Şehit evlâtlarından, analarından, babalarından mesajlar yağıyor. 22 Ekim 2024’de yapılan açıklamaya tepki gösterdiğimde, ‘Senin ailende şehit mi var ki?’ demişti bir şeref yoksunu. Benim ailemde şehit çok. Hepsi benim abim, ablam. Hepsi benim ailem. Hepsi benim kardeşim. Ben tarafımı seçtim. Emirler verilmiş! Verilsin! Dayak yiyip evimize sığındığında anam temizlemişti kanını! Biz kimsenin ardına sığınmayız. Ardımız Allah! Eyi bilir!”
Ez cümle; teröristbaşının engin fikir ve projeleri sayesinde ülkemize özgürlük ve demokrasi (!) gelecek ya; işte böyle geliyor!..