CHP'li belediye başkanlarının da yargılandığı 16’sı tutuklu 200 sanığı bulunan Aziz İhsan Aktaş Suç Örgütü davasının üçüncü duruşma günü sona erdi. Davada 5 kişi hakkında tahliye kararı verildi.

Silivri'deki Marmara Kapalı Cezaevi 3 No’lu Duruşma Salonu'nda İstanbul 1.Ağır Ceza Mahkemesi’nce görülen davada, şubat ayında yapılan ara değerlendirme ile Adana Büyükşehir Belediye Başkanı Zeydan Karalar dahil dokuz isim, ara kararın açıklandığı 27 Şubat'ta ise aralarında İSFALT ve BELTAŞ çalışanlarının olduğu yedi isim hakkında tahliye kararı verilmişti. Celse aradında ise eski İSFALT Genel Müdürü Burak Sırali tahliye oldu.

5 İSİM HAKKINDA DAHA TAHLİYE KARARI!

Görülen duruşmada Mahkeme Başkanı Oğuzhan Gül, tutukluluklara ilişkin ara kararını açıkladı.

Ceyhan Belediye Başkanı Kadir Aydar,

CHP'li Murat Emir'den İtalyan Lisesi'ne tepki
CHP'li Murat Emir'den İtalyan Lisesi'ne tepki
İçeriği Görüntüle

Beşiktaş Belediyesi Temizlik İşleri Müdürü Çağdaş Ateşçi

Beşiktaş Belediyesi destek hizmetleri personeli Gülşah Ocak

Beşiktaş Belediyesi Destek Hizmetleri Müdürü Ferit Tutşi

Beşiktaş Belediyesi Destek Hizmetleri eski müdürü Gülal Erdovan Anıl hakkında tahliye kararı verildi.

11 İSMİN TUTUKLULUĞUNA DEVAM KARARI!

Beşiktaş Belediye Başkanı Rıza Akpolat

Seyhan Belediye Başkanı Oya Tekin

Avcılar Belediye Başkanı Utku Caner Çaykara'nın da aralarında bulunduğu 11 ismin tutukluluğu devam edecek.

3 İSİM İÇİN TAHLİYE TALEBİ!

Bugün duruşmanın başlamasıyla birlikte savcı tutukluluklara ilişkin mütalaasını verdi. Duruşma savcısı, tutukluluğa ilişkin mütalaasında; Beşiktaş Belediyesi Temizlik İşleri Müdürü Çağdaş Ateşçi, Beşiktaş Belediyesi Destek Hizmetleri Personeli Gülşah Ocak ve Beşiktaş Belediyesi Destek Hizmetleri Müdürü Ferit Tutşi'nin tahliyesini talep etti.

CHP’li Başkanlar dahil diğer 13 ismin tutukluluğunun devamı talep edildi.

“ÖMRÜMÜN KALANINI BAŞKALARI GİBİ UTANÇ İÇERİSİNDE GEÇİRECEK HİÇBİR İŞ YAPMADIM”

Duruşma, tutuklu isimlerin mütalaaya karşı tahliye talepleri ile devam ediyor.

Beşiktaş Belediye Başkan Yardımcısı Ali Rıza Yılmaz, üzerine atılı suçlamaları reddetti. Yılmaz, “Ben mahkemenizde yargılamaktan korkmuyorum, kaçmıyorum. Hiçbir zaman maddi kazanç kaygısı içerisinde olmadım. Ben ahlaki değerleri olan, yıllarca vergisini ödemiş, toplum menfaati, ülkesi için çalışmış, topluma değer katmış, sevilen, sayılan bir adamım. Ben kendimi itibarsızlaştıracak, ailemin başını öne eğecek, ömrümün kalan kısmını başkaları gibi utanç içerisinde geçirecek hiçbir iş yapmadım. Ben bu süreçte ne yazık ki devlet babanın adaletini hissetmedim” dedi.

“98 YAŞINDAKİ ANNEM BENİ YURT DIŞINDA BİLİYOR"

Yılmaz, sözlerine şöyle devam etti:

“Ben ihaleye fesat karıştırmadım. Ben evrakta sahtecilik yapmadım. Ben suç örgütüne yardım etmedim. Ben yıllardır suç örgütleriyle mücadele etmiş bir adamım. Ben kamuya zarara uğratacak, kamuyu dolandıracak hiçbir suç işlemedim. Benim annem 98 yaşında. Şu anda benim hapiste tutuklu olduğumu bilmiyor. Benim yurt dışında olduğumu biliyor. Annem cumhuriyet kadınıdır. Lakabı da ‘hükümet’tir. Eğer buradan birisi gitse anneme, ‘Senin oğlun Ali Rıza Yılmaz bu suçu işlemiştir. Bunları yapmıştır’ dese annem ‘Ona söyleyin. Bir daha benim kapıma gelmesin. Ona sütümü haram ediyorum’ der. Ben böyle bir gelenekten, böyle bir aile terbiyesinden geliyorum. Dolayısıyla benim bu suçları işlemem mümkün değildir.”

“10 AYDIR TUTUKLUYUM, YATARIMI YATTIM”

Daha sonra kürsüye gelen, Rıza Akpolat'ın eniştesi Burak Kangal da üzerine atılı suçlamaları reddederek, “10 aydır buradayım, yatarımı da yattım. Annemi kaybettim, babam kolon kanseri oldu, hala tedavisi devam ediyor. Burada olduğum süreçte de demans hastalığı başlamış. Babamı, kızımı 10 aydır görmedim. Kızım beni Amerika’da çalışıyor biliyor. Eşim tek başına uğraşıyor. Kızıma her akşam masal okuyan bir babaydım. İlkokula başladı yanında olamadım. Okuma yazma öğrenirken yanında olmak isterdim” dedi.

“BEN HİÇ ÇELİŞKİLİ İFADE VERMEDİM AMA HAKKIMDAKİ ÇELİŞKİLİ İFADELER NEDENİYLE 10 AYDIR TUTUKLUYUM”

Ardından, tutuklu Adıyaman Belediye Başkan Yardımcısı Ceyhan Kayhan, tahliye talebinde bulundu. Kayhan, sözlerine, “Gözaltına alındığımdan itibaren verdiğim ifadelerin hiçbirinde çelişki yok. Tutarlı ifade verdim, hiçbir zaman da şüpheye düşmedim. Ama benimle ilgili ifade veren kişilerin ifadelerindeki çelişkiyi hepimiz gördük. Ben bu çelişkilerden söz etmek istiyorum çünkü 10 aydır tutukluyum. Eylem 62’de Adıyaman Belediyesi'ndeki tüm sanıklar dinlendi ve deliller toplandı. Sanıklar beni tanımadıklarını, benimle görüşme yapmadıklarını ifade etti” diyerek başladı.

“NEYİN SUÇUNU İŞLEDİK DE BUNLARI YAŞIYORUZ?”

Ceyhan Kayhan, şöyle devam etti:

“Kaldığımız koğuşta, bir metre kare yer düşmüyor bize. İnsanların üstüne basmadan yürümeye çalışıyoruz. Bu nasıl bir vicdansızlık, biz neyin suçunu işledik de bunları yaşıyoruz? Orada yatan herkese yazık. 21 kişi için yapılmış cezaevinde 70 kişi yatılır mı? Bu neyin vicdansızlığı? Bize mezar verseniz orada yatmaya razıyız. ‘Tekim’ derim en azından. İşlediğimiz suç ne? 170 bin lira için insana bu kadar eziyet edilir mi? Yazık bize.”

“ORTADA RÜŞVET YOKKEN NASIL ARACILIK EDEBİLİRİM?”

Avcılar Belediye Başkan Yardımcısı Erhan Daka ise, “Temelsiz iddialarla bir yıldır tutuklu bulunuyorum. Ortada ne rüşvet var ne aracılık. Etkin pişmanlıktan yararlanan Aziz İhsan Aktaş ile Akın Kumanlı rüşvet olmadığını söylüyor. Ortada rüşvet yokken nasıl aracılık edebilirim. Savcının rüşvet iddiasını neye dayandırdığını anlamış değilim. Tamamen içi boş, temelsiz bir iddiayla bir yıldır tutukluyum. Dosyada tüm deliller toplandı. Hakkımda toplanacak delil, dinlenecek kişi olmadığını göz önüne alarak 11 aylık tutukluluğumu sonlandırmanızı talep ederim” dedi.

“AZİZ İHSAN AKTAŞ, 1.5 MİLYON ALACAĞI İÇİN DEĞERİNİN 5 KATI FAZLASINA DAİRE Mİ SATIN ALMIŞ?”

Ceyhan Belediye Başkanı Kadir Aydar da, tahliye talebinde bulunarak şunları söyledi:

“Aziz İhsan Aktaş’ın 25 Temmuz'da belediyeden toplam alacağı 1.5 milyondur. Şimdi bu insan, o 1.5 milyonu alabilmek için zorla değerinden dört-beş katı fazlasına daire mi satın almış? Mahkeme buna itimat etmemeli. Ben bu yüzden 13 aydır tutuklu olmamalıydım. Aziz İhsan Aktaş diyor ki, ‘4 milyonluk daireyi bana değerinden dört-beş katı fazlasına sattılar.’ Birincisi, benim bu ticaretle ilgim ve alakam yoktu. İkincisi, 4 milyon rakamı dairenin tapuda gösterildiği rakamdır. Dairenin çıplak halinin bile 16 milyon olduğu savcılık ve bilirkişi raporlarıyla sabittir. Şimdi siz benim beyanıma da Aziz İhsan Aktaş'ın beyanına da itibar etmeyin. Bunlar sadece beyandır. Ama dosyada bir gerçek var ki Sayın Başkanım, hem savcılık hem bilirkişi raporlarıyla bu dairenin çıplak halinin 16 milyon olduğunu göstermektedir. O yüzden itibar edilmesi gereken bilirkişi raporları değil midir? Hani nerede değerinden dört-beş kat fazlasına daire satmak?

“DAİRE SATMAK SUÇ DEĞİL DE PARASINI ALMAK MI SUÇ?”

Ben İhsan Aktaş'tan 300 bin doları falan almadım. Eğer almış olsaydım bunu saklamazdım. Çünkü babam ev satmış, aralarında bir ticaret olmuş. Ne için inkar edeceğiz? Burada açık açık söylüyorum. Daire satmak suç değil de parasını istemek, onun parasını almak mı suç? Eğer almış olsaydık aldık derdik Başkanım.

“BÜTÜN İFADELERİ YALAN VE İFTİRA”

İhsan Aktaş'ın bütün ifadeleri yalan ve iftira niteliğindedir. İhsan Aktaş, iki buçuk ay boyunca noktasına virgülüne kadar avukatlarıyla hazırladığı etkin pişmanlık ifadesinde, araç satışlarıyla alakalı bir şey söylemiyor. 25 Temmuz'da babam Mustafa Aydar'la yaptığı görüşmeyi hatırlıyor ama her ne hikmetse aracı ve 31 Temmuz tarihini hatırlamıyor. Başkanım, noktasına virgülüne kadar avukatlarıyla hazırladığı ilk ifadede araçla ilgili bir şey geçmiyor. Ve daha sonra huzurunuzda biz araçla alakalı evrakları sununca bu sefer mecbur kalıyor ve evin yanına bu sefer aracı ekliyor.

“NASIL OLUYORSA SATIŞIN YARISI RÜŞVET, YARISI KARLI TİCARET OLUYOR…”

Bu şahıs babamla bir ticaret yapmış. Babamdan iki adet daire, bir araç satın almış. Ama nasıl oluyorsa bu satışın yarısı rüşvet, yarısı kârlı ticaret oluyor. Yani, daire satışına rüşvet, araç satışına kârlı ticaret diyor. Sonuçta bir ticaret oluyor, yarısı siyah, yarısı beyaz oluyor. Lütfen bana kulak verin.. 12 metrekarede 12 aydır ağır müebbetlik mahkumların yattığı şartlarda, evimden 1000 kilometre uzakta yatan, sadece adalet isteyen bu şahsın söylediklerini duyun. Ben zaten işlemediğim bir suçtan dolayı bir yıla yakındır cezaevindeyim. Yatarımın bile çok üstünde…”

Mahkeme salonunda yaşanan gerilimin ardından duruşmadan çıkarılmasına ilişkin de konuşan Aydar, “Geçen gün yaşananlardan dolayı özür dilerim. Altında yatan bir neden yoktu, yanlış anlamayın, anlık gelişen bir olaydı” dedi.

DURUŞMAYA ARA VERİLDİ

Tutuklu isimlerin mütalaaya karşı tahliye taleplerinin ardından saat 12.30'da duruşmaya ara verildi. Aranın ardından duruşma saat 13.50'de yeniden başladı.

“İKİ GÜNDÜR YAŞADIĞIMIZ GERGİNLİKLERİN SEBEBİ SORUŞTURMA SÜRECİNDEKİ HAKSIZLIKLAR”

Rıza Akpolat kürsüye gelerek, soruşturma süreci ve iddianameye ilişkin eleştirilerde bulundu. 15.5 aydır tutuklu bulunduğunu anımsatan Akpolat, “12 metrekarelik alanda yaşamaya çalışıyoruz. İddianame hazırlanana kadar ben kamuoyunda konuşulan hiçbir şeye aldırış etmedim. Kovuşturma sürecinde yaşadığımız adeta zulme dönüşmüş uygulamaların hiçbirini kamuoyu ile paylaşmadım, iddianamenin hazırlanmasını ve mahkeme huzuruna gelmeyi bekledim. Son iki gündür yaşadığımız gerginliklerin soruşturma süreci ve orada yaşanan haksızlıklarla ilgili olduğunu düşünüyorum” dedi.

“MECBUR BIRAKILAN İFTİRALAR İFTİRALAR NETİCESİNDE BU TABLOYU YAŞIYORUZ”

Akpolat, sözlerine şöyle devam etti:

“Dosya iki temel dayanak üzerine kurulu: Etkin pişmanlık ifadeleri, sonradan iftiracıya dönüştürülen itirafçılar ve onlara zorla verdirilmeye çalışılan ifadeler. Birtakım iftiralar atmaya mecbur bırakılmışlardır ve tüm bunların neticesinde bu tabloyu yaşıyoruz. İki kişinin aynı odaya aynı saatte alınıp ifade vermesiyle hukuka aykırı olarak başlaya süreç öyle de devam etti. Akabinde diğer iftiracılar birbirleri ile ilgili iftiralarda bulunmuşlardır. Savcılık makamına her gittiklerinde söylediklerini, huzurunuzda hiç söylemediler. Bu sizin de dikkatiniz çekti, sorular sordunuz.

“SAVCILIĞIN VARSAYIMI ÜZERİNDEN SUÇLAMALAR YÖNELTİLMİŞ”

Bu itirafçıların beyanlarıyla 15.5 aydır tutukluyuz. Soruşturma makamı iddianameyi; ‘Rıza Akpolat 2019 yılına kadar hiçbir ticari iş yapmamış, geliri, kazancı olmamış, tüm geliri başkanlıktan sonra kazanmış’ varsayımı üzerine kurmuş. Bu temel varsayım üzerinden de suçlamalar yöneltilmiş. 2 gün önce avukatlarım mahkemeye 500 sayfalık rapor sundular. 2019 yılından önceki 20 seneye dair benim ve ailemin yapmış olduğu tüm işler mevcut. Belgelerin hepsini bulabilirsiniz. Bunları burada konuşmaktan dolayı hicap duyuyorum.

“BERAAT EDECEĞİMİZE EMİNİM”

Sözde Beşiktaş’ta rüşvet havuzu kurulmuş otel ve rezervasyon biletlerini bu havuzdan almışım. Bu ödemelerin tamamı, benim yaptığım projedeki bir daire parası etmez. Bunu söylemekten hicap duyuyorum. Ben ailemin neden malvarlığını açıklamak durumunda kalıyorum. İtirafçı babamı tanımaz, ne iş yaptığını bilmez…’Evladımız’ denen insanların neden bu hale dönüştürüldüğünü anlamlandırmaya çalışıyoruz ama ‘vardır bir sebebi’ diyoruz. Aile olarak çok zor şeyler yaşadık ama adalete olan inancımız nedeniyle burada sapasağlam duruyoruz. Beraat edeceğimize eminiz.

“ÇOK MAĞDUR EDİLDİK, AMA GÜNÜN SONUNDA 86 MİLYONUN ÇOCUĞUNU DÜŞÜNÜYORUZ”

Yarın 23 Nisan, 13 ve 10 yaşındaki iki evladım da okulda gösteri yapacaklar ama kızlarımla ilgili bir cümle ederken bile sıkıntı yaşıyorum. Çok mağdur edildik ama günün sonunda 86 milyonun çocuğunu düşünüyoruz. Günü geldiğinde çocuklarımızın bize hak vereceğini ve anlayacağına inanıyorum.

“İSPAT EDİLİRSE İSTİFA ETMEYE HAZIRIM”

Bir kuruşu kendi kişisel harcamalarım için kullandığım ispatlanırsa burada istifa etmeye hazırım. Kurulduğu söylenen rüşvet havuzundan bir kuruşu kendi özel hayatım için kullandıysam burada istifa etmeye hazırım. Zorla oldurulmaya çalışılan eylemden cezalandırılmaya çalışılıyoruz.”

“ETKİN PİŞMANLIK İFADESİNİ DEĞİŞTİREREK BENİ İÇERİDE TUTMAYA ÇALIŞTILAR”

Daha sonra söz alan Avcılar Belediye Başkanı Utku Caner Çaykara da dosyadaki çelişkilere dikkat çekti. İlk celsede yaptığı geniş savunmayı anımsatan Çaykara, “Kamu zararı olmadığının savcılık tarafından tespit edildiğini söylemiştim. Aday olduğum dönemde rüşvet aldığım iddia ediliyor. Belediye başkanı olduğum dönemde firmaya ceza kesiliyor. Belediye başkanı olduğum dönemde hak ediş ödemelerini de eksiksiz yapıyorum. İhaleye fesat suçunun oluşmadığı sabitken neden ihaleye fesat suçuyla yargılanıyorum? Bunun sebebi çok basit; ‘İrtikap’ suçlaması vardı, bu dönemde belediye başkanı değilim diye beni içeride tutmak için etkin pişmanlık ifadesini değiştirerek içeride tutmaya çalıştılar” ifadelerini kullandı.

“BÖYLE BİR CENDERENİN İÇERİSİNDEYİM Kİ…”

Çaykara şöyle devam etti:

“İcbar suretiyle irtikap suçlamasına gelelim, kamu görevlisi olmadığım için işleyemeyeceğimi, benim tarafımdan da işlenmediğini vurguladım. Öyle bir cenderenin içerisindeyim ki… Ben Avcılar Belediye Başkanıyım, iddialar Beşiktaş Belediyesiyle ilgili. Alican Abacı da çıktı ‘hiçbir kurumdan Utku Caner Çaykara için talepte bulunmadım. Soruşturma süreci yaşadık, hakkımda delil bile toplanmıyor. İki günde gelecek rapor gelmiyor. Hakkımda toplanacak delil kalmamıştır, 12 aydır tutukluyum. Türkiye’nin en genç belediye başkanıyım. Siyaseti gençleştirme iddiamız vardı.

“13 AY BELEDİYE BAŞKANLIĞI YAPTIM, 12 AYDIR TUTUKLUYUM”

Ben de bir anne-babanın evladıyım, geride bir eş bıraktım. 13 ay belediye başkanlığı yaptım, 12 aydır tutukluyum. 8 aydır evliydim, 12 aydır tutukluyum. Eşimin 4 ay alacağı var benden. Bize kavuşmayı bekleyen, bizim de kavuşmayı beklediğimiz insanlar var. Sizden sadece adalet talep ediyorum.”