Güncel

Ayşe Tokyaz davasında kadın örgütleri bazı sanıklar hakkında istenen cezalara tepki gösterdi: Bu cezalar ceza değil ödül

Eski polis memuru Cemil Koç tarafından öldürülerek bavul içerisinde yol kenarına bırakılan 22 yaşındaki üniversite öğrencisi Ayşe Tokyaz cinayeti davasında savcının sadece iki sanık hakkında 'tasarlayarak, canavarca hisle nitelikli kasten öldürme' suçundan ağırlaştırılmış müebbet istemesi, diğer sanıkların çoğu hakkında 'suç delillerini yok etme, gizleme veya değiştirme' gibi 'yatarı olmayan' cezalar istemesi kadın örgütlerinin tepkisini çekti.

Eski polis memuru Cemil Koç tarafından öldürülerek bavul içerisinde yol kenarına bırakılan 22 yaşındaki üniversite öğrencisi Ayşe Tokyaz cinayeti davasında savcının sadece iki sanık hakkında 'tasarlayarak, canavarca hisle nitelikli kasten öldürme' suçundan ağırlaştırılmış müebbet istemesi, diğer sanıkların çoğu hakkında 'suç delillerini yok etme, gizleme veya değiştirme' gibi 'yatarı olmayan' cezalar istemesi kadın örgütlerinin tepkisini çekti. Duruşma sonrası adliye önünde açıklama yapan kadınlar, "Bir cinayeti mümkün kılmamışlar da, herhangi bir suçun herhangi bir delili ortadan kaldırılmış gibi 6 aydan 5 yıla kadar cezası olan, yatarı neredeyse olmayacak olan bu suçtan ceza istenmesi bu kişiler için ceza değil ödüldür, yeni suçlara teşviktir" dedi.

Eski polis memuru Cemil Koç tarafından öldürülerek bavul içinde yol kenarına bırakılan 22 yaşındaki üniversite öğrencisi Ayşe Tokyaz cinayetinin 11 sanıklı davasının üçüncü duruşmasına Küçükçekmece 2. Ağır Ceza Mahkemesi’nde devam edildi. Sabah 10.20 sıralarında başlayan duruşmada sanıklardan Oğuz Kal'ın "çirkefçe konuşuyor" şeklindeki sözlerine tepki gösteren Ayşe Tokyaz'ın ikizi Esra Tokyaz salondan çıkarıldı.

CEMİL KOÇ HAKKINDA AĞIRLAŞTIRILMIŞ MÜEBBET İSTENDİ

Bir süre sonra mütalaasını açıklayan duruşma savcısı, eski polis memuru Cemil Koç ile Oğuz Kal'ın, 'tasarlayarak, canavarca hisle nitelikli kasten öldürme, şantaj, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma' suçlarından, sanık Cemal Arslan için 'nitelikli kasten öldürme suçuna yardım etmek'ten, sanıklar Necmettin Eser, Erhan Girgin, Barış Can Aydın ve Yusuf Ziya Sancak'ın ise 'suç delillerini yok etme, gizleme veya değiştirme' suçundan cezalandırılmaları istendi. Mütalaada, sanık polis memurları Necdet Çetinkaya ve Zülfü Bektaş'ın ise 'görevi kötüye kullanma' ile 'kişisel verileri hukuka aykırı olarak verme, yayma veya ele geçirme suçunu kamu görevlisi sıfatıyla işledikleri' gerekçesiyle cezalandırılmalarını talep etti.

TÜM SANIKLARIN TUTUKLULUĞUNUN DEVAMI İSTENDİ

Diğer sanıklar hakkında da değişik hapis cezaları isteyen savcı ayrıca, hüküm ile birlikte sanıklar Cemil Koç, Cemal Arslan, Oğuzhan Kal, İlker Umut Uğurlu, Necmettin Eser, Barışcan Aydın, Erhan Girgin, Yusuf Ziya Sancak ve Necdet Çetinkaya'nın tutukluluk hallerinin devamına, sanık Zülfü Bektaş hakkında uygulanan adli kontrol tedbirinin de devamına karar verilmesini talep etti.

Mütalaanın ardından sanıklar ve avukatlarının savunmalarına geçildi.

Cemil Koç, Ayşe Tokyaz’ın yaşamını yitirdiği gün evinin bulunduğu siteden ayrılmış kısa süre sonra ise beraberinde Oğuz Kal’la eve geri gelmiş, bir süre sonra da Koç ve Kal, Ayşe Tokyaz’ın cansız bedeninin içinde bulunduğu valiz ile birlikte araç ile ikametten ayrılmıştı.

ESRA TOKYAZ'A MAHKEMEDE HAKARET

Avukatı savunmasında Kal’ın, Koç’un evinde sadece kısa bir süre kaldığını ve bu sürece cinayete iştirak edemeyeceğini savunurken, Esra Tokyaz’ın kardeşi Ayşe Tokyaz’a ulaşamaması üzerine kardeşinin bulunduğu Cemil Koç’un evinin kapısına gittiğini anımsatarak, "Oğuz Kal, Cemil’in yanında bir kaç dakika kaldı diye (öldürmekten) yargılanıyorsa, Esra Tokyaz da Cemil’in yanında bulunmuş o zaman onun da aynı şekilde yargılanması lazım” şeklinde konuştu. Esra Tokyaz’ın “Sen ne diyorsun, ben mi öldürdüm?” şeklinde tepki göstermesi üzerine avukat Tokyaz’a “Bir sus be” dedi, ardından ise Tokyaz’a hakaret etti.

SANIK VE İZLEYİCİLER ARASINDA ETTEN DUVAR

İzleyicilerin de avukatın Esra Tokyaz’a yönelik ifadelerine tepki göstermesi üzerine sanık Oğuz Kal da izleyicilere dönerek tartışmaya girdi. Kal’ı tavırları nedeniyle uyaran mahkeme başkanı Kal’ın da aralarında bulunduğu tutuklu sanıkların oturduğu alanın arkasındaki polislerin ayağa kaldırarak sanık ve izleyiciler arasında etten duvar oluşturdu.

DURUŞMA 9 EYLÜL'E ERTELENDİ

Savunmaların ardından ara kararını açıklayan Küçükçekmece 2. Ağır Ceza Mahkemesi tutuklu sanıkların tutukluluklarının devamına karar vererek duruşmayı 9 Eylül’e erteledi.

Duruşma sonrası Kadın Cinayetlerine Karşı Feministler tarafından yapılan açıklamada, "Bu dosyada yazılan iddianamenin çok önemli bir tarafı vardı: Dosyada bu suça karışan, Esra’yı oyalayan ve yanlış yönlendirenlerin, Ayşe’yi bavula koyanların, günlerce oradan oraya götürenlerin, failler çevirmeye takılmasın diye yanında giden polislerin, bavulu gömmeye çalışanların, kısaca tüm erkeklerin 'kadına karşı tasarlayarak ve canavarca hisle kasten öldürme suçundan' yargılanıyor olmasıydı. Yani bir suç ağı, ‘ben görmedim, bilmiyordum’ cümleleri altında gizlenemiyor, tam da bu kişilerin suçu örtbas etme organizasyonunun Cemil Koç’un işlediği cinayeti mümkün kılan şey olduğu söyleniyordu" denildi.

"BAHSİ GEÇEN 'SUÇ DELİLİ' AYŞE'NİN BİR BAVULA SIĞDIRILMIŞ BEDENİ"

Açıklamada, duruşmadaki gelişmeler ve savcının mütalaasına ilişkinse şu bilgiler verildi:

"Bugün içeride verilen mütalaa, bir yandan Cemil Koç’un onca manipülasyonuna ve yalanına rağmen kadına karşı canavarca hisle kasten öldürme suçundan ceza almasını talep ediyor. Oğuz Kal’ın ve Cemal Arslan’ın da bu suçu onunla beraber söylüyor. Bu önemlidir. Ama öte yandan aynı mütalaada, Ayşe’nin içinde olduğu bavulu oradan oraya taşıyan, gömmek için para karşılığı harekete geçen erkekler Barış Can, Yusuf Ziya, Erhan ve Necmettin’in, Cemil’e içeriden bilgi sızdıran polislerin, çevirmeye takılmasın diye o gece sabaha karşı yanına giden polis İlker’in ise sadece 'suç delillerini ortadan kaldırma' suçundan ceza almaları istendi. Bahsi geçen 'suç delili' Ayşe’nin bir bavula sığdırılmış bedeni!

BAZI SANIKLAR HAKKINDA "YATARI OLMAYAN SUÇTAN CEZA İSTENMESİ CEZA DEĞİL ÖDÜLDÜR"

Bir cinayeti mümkün kılmamışlar da, herhangi bir suçun herhangi bir delili ortadan kaldırılmış gibi 6 aydan 5 yıla kadar cezası olan, yatarı neredeyse olmayacak olan bu suçtan ceza istenmesi bu kişiler için ceza değil ödüldür, yeni suçlara teşviktir. Tam da bu erkek dayanışmasıyla Ejegül Ovezova’yı öldürüp üstünü örtmeyi başardığını gördüğümüz, pişkinliğine bir salon dolusu kadın olarak tanık olduğumuz Cemil Koç, bir telefonuyla gelecek bir Cemal, hemen yardıma koşacak bir polis İlker, Esra’yı karakolda oyalayacak başka polisler, Necmettin tarafından yapılacak bir ortadan kaldırma operasyonu olduğunu adı gibi biliyordu. Esra, onun, 'ifadende bak şunları şunları söylemişsin, benim başıma bir şey gelmez' diye içeriden bilgiyle tehdit ettiği ilk kadın değildi.

"CEMİL GİBİ SUÇ ŞEBEKESİ DE KASTEN ÖLDÜRMEYE YARDIMDAN CEZALANDIRILMALI"

Biz içeride de söylendiği gibi, şiddete uğradığımızda ve bir karakola şikayete gittiğimizde, faillere bilgi sızdırılmayacağına, polis kimliğinin bir katili çevirmeden korumak için kullanılmayacağına güvenebilmek istiyoruz, ama bu davada gördüğümüz tam tersi. Bir erkek bir kadına karşı suç işlediğinde, destek için aradığı dostlarının tek soru sormadan kokan bir bavul gömmeye girişmek yerine suçluyu adalete teslim etmesinin normal olduğu bir ülkede yaşamak istiyoruz. Eje’nin, Ayşe’nin, içeride iki gün önce dinlediğimiz kadın tanığın yaşadığını başka hiçbir kadın yaşamasın istiyoruz. Bunun için sadece Cemil’in değil, dahil olduğu suç şebekesinin de, yalnızca herhangi bir suç delilini ortadan kaldırmaktan değil en azından kasten öldürmeye yardım suçundan cezalandırılması gerekir. Bu adamların kurduğu şey bir suç şebekesi değilse, suç şebekesi nedir biz bilemiyoruz.

"MAHKEME HUZURUNDA BÖYLE KONUŞAN KAPALI KAPILAR ARDINDA ALIKOYDUĞU BİR KADINA NE YAPMAZ?"

Cemil Koç’a göre Ejegül Ovezova 8. kattan düştü, Ayşe Tokyaz da uyuşturucuya bağlı denge kaybıyla merdivenden düştü. Cemil Koç’a göre kadınlar hep düşüyor ve o bir şekilde bu işten sıyrılıyor. Bu iki günde, Cemil Koç mahkeme heyetinin karşısında bile rahatça 'yüzüne bir tane yapıştırdım', 'birkaç tane çaktım', 'vurdum ama erkek gibi vurmadım' diyebildi. Mahkeme huzurunda böyle konuşan, kapalı kapılar ardında alıkoyduğu bir kadına ne yapmaz? Bu tavrıyla bütün bir mahkeme salonu, Ayşe’nin ailesi, izlemeye gelen kadınlar, hepimiz bir katilin şiddetine maruz kaldık. Çünkü her ağzını yaya yaya 'yüzüne yapıştırdım' dediğinde salondaki tüm kadınlar bunu hissetsin istedi. Önce uyuşturucu etkileri ve kanda çıkma sebeplerine dair, sonra belli ki Adli Tıp Kurumu’ndan daha iyi bildiği ekimoz renklerine, kafa kemiği kırıklarına, yok nazal kemiklere dair savunma adı altındaki derslerini saatlerce dinledik"

"BU ŞAHSIN BİR ZAMANLAR POLİS OLMASI, BUGÜN KATİL OLMASI KADAR ÜRKÜTÜCÜDÜR"

Açıklamada savunmalara ilişkinse şu değerlendirme yer aldı:

"Bizimle, mahkemeyle, hayatını kaybeden Ayşe’yle, ailesiyle dalga geçti aslında. Bu şahsın bir zamanlar polis olması, bugün katil olması kadar ürkütücüdür. Biz kadınlar bizi şiddetten koruma yükümlülüğü olan bu devlete, emniyete, yargıya soruyoruz: Bir kadını öldürüp bavula koyabilmiş eski polis memuru bir erkeğin mahkemede bunca pişkin olmasını sağlayan nedir? Cemil Koç mahkemeyi yönetircesine bir edayla, 'şimdi buyrun soru sorun, şimdi savunma yapmıyorum, yarın yine savunma yapmıyorum, 20 sayfa okudum ama o savunma değildi, olay anını değil sonrasını anlatacağım, sabahtan beri yemek yemedim önce bir yemek yiyeyim sonra savunmama devam ederim' ve dahasını deme cüretini nereden buldu? SEGBİS'ten alaycı bir tonla, nasıl kadın dövdüğünü nasıl rahatlıkla anlatabildi? Ölümden çok Ayşe’nin hayatını, arkadaşlarıyla mesajlarını konuşma hakkını kendinde nasıl buldu? Uyuşturucudan ihraç edilmiş bu eski polis memurunun, öldürdüğü kadını itibarsızlaştırarak cinayetten yırtabileceğini düşünmesi nedendir? Faillerden örneğin Oğuz Kal’ın avukatının tahrik edercesine 'Binaya üç dakika girmek suç ıspatıysa maktulün kardeşi Esra da üç dakika girmiş' diyebilmesi nedendir? Kadın cinayetleri tüm bu soruları cevaplamadan engellenmez! Biz kadın cinayetlerinin önlenmesi için de, Ayşe’nin ve Ejegül’ün katili Cemil Koç ve suç şebekesinin ceza alması için de mücadeleye devam edeceğiz"

"İÇERİDE SANIKLAR, AVUKATLARI BENİ TEHDİT EDİYOR, KÜFÜR EDİYOR"

İkizi katledilen Esra Tokyaz duruşmada kendisine yönelik saldırılardan söz ederek şunları söyledi:

"İçeride sanıklar, avukatları beni tehdit ediyorlar, küfür ediyorlar. Neden Cemil Koç'un evine o gün gittiğim sorgulanıyor. Neden 3 dakika sonra ayakkabılarıyla çıktığım sorgulanıyor. Kendinize gelin artık. Ben Ayşe'nin adaletini sağlamaya çalışıyorum. Ben diğer kadınların adaleti sağlamaya çalışıyorum. Eğer bir ses duyuruyorsam herkesin sesi duyurmaya çalışıyorum. Suçlu ben mi oluyorum? Ben anlamıyorum artık. Hiçbir şey anlamıyorum. Gerçekten çıldırmak üzereyim. Sorgulanan ben oluyorum, suçlanan ben oluyorum. Cemil Koç gevşek gevşek ‘yemek yemek istiyorum’, ‘su içmek istiyorum’, ‘ara verilsin’ istiyorum. Bildiğiniz oyun oyun oynuyorlar bizimle"

"CEMİL KOÇ, KENDİSİNE YANDAŞ, HALEN GÖREVLİ OLAN MEMURLAR BULMUŞTUR"

Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu adına açıklama yapan Şirin Yalıncakoğlu da, “Cemil Koç ihraç edilmiş bir polis olabilir. Ama polislik mesleğini yapmış ve nasıl suçtan korunacağını öğrenmiş bir kişilik. Halen ilişkide olduğu kamu görevlilerinin desteğini almayı, organize etmeyi, suçu, işlediği cinayeti gizlemeyi ve Ayşe'nin cansız bedenini bir bavulun içine koyup ortadan yok etmeyi tasarlamış ve kendisine yandaş, halen görevli olan memurlar bulmuştur. Bizim burada aklımıza gelen şu. Kadınlar her türlü şiddete maruz kaldığında adliyeye gittiğinde veya karakola gittiğinde çok basit olan 6284 sayılı kanunun koruma maddesini şablon halinde eline verebileceklerken bunu yapmayıp vazgeçirdiklerini de gördük” dedi.

"TOPLUMUN KAMU GÖREVLİLERİNE GÜVENİ SARSILIYOR"

Mayıs ayında 33 kadının şüpheli bir biçimde yaşamını yitirdiğini belirten Yalıncakoğlu, “Bu şu anlama gelir; demek ki bu kadınların öldürüldüğü yerde etkili bir soruşturma yapılmamış, etkili bir kovuşturma yapılmamış, olay yeri inceleme yapılmamış ki bu kadınların ölümünün cinayet olma olasılığı çok yüksekken şüpheli bırakılmıştır” diyerek şöyle devam etti:

“Biz kamuoyuna açıkça şunu söylüyoruz; bize ulaşan kadınlardan, basına düşen haberlerden, takip ettiğiniz davalardan, daha önceki yıllarda hiç rastlamadığımız biçimde kamu görevlilerinin de suça ortak olmaya başladığını görüyoruz. Kamu görevlilerinin asli varoluş nedenleri suçu önlemek olması gerekirken suçun üstünün örtüldüğüne şahit oluyoruz. Bu, toplumun kamu görevlerine güvenini sarsıyor, adalete olan güveni sarsıyor.”

AVUKATA, AVUKATTAN TEPKİ

Önce Kadınlar ve Çocuklar Derneği adına duruşmayı izleyen avukat Begüm Osma Yılmaz, meslektaşının Esra Tokyaz'a ilişkin sözlerine tepki gösterdi. Yılmaz "Duruşma salonunda, bir sanık müdafiinin müvekkilimiz Esra'ya yönelik sinkaflı söylemlerde bulunması ve el kol hareketleri eşliğinde 'git be şuradan' şeklindeki çirkin yaklaşımı tüm detaylarıyla duruşma tutanakları ile kayıt altına alınmıştır. Buradan açıkça beyan etmek isteriz ki; savunmanın da bir sınırı vardır. Avukatların, dosyanın tarafıymışçasına fütursuzca hareket etmelerinin ve meslek onuruna yakışmayan tavırlarda bulunmalarının hukuken kabul edilebilir hiçbir yanı yoktur. Acılı bir aileye duruşma salonunda sergilenen bu etik dışı ve hadsiz saldırıya karşı ayrıca yasal yollara başvurma haklarımız saklıdır" ifadelerini kullandı.