ABD’de görülen Halkbank davası geçen hafta kapatıldı. Dava kapsamında ABD’de uzun süre hapiste tutulan Eski Halkbank Genel Müdür Yardımcısı Hakan Atilla çarpıcı açıklamalarda bulundu.
Hakan Atilla, Halkbank davasının siyasi pazarlıklarla kapatıldığını ileri sürdü; kendisinin “ateşe atıldığını" o kişilerin de hükümet için de 'yuvalanmış' kişiler olduğunu söyledi. Atilla süreci, "“İsrail ile başladı, İsrail ile bitti” sözleri ile değerlendirdi.
Hakan Atilla, T24’ten Cansu Çamlıbel’e verdiği röportajda, Halkbank davasının geldiği son noktaya sert tepki gösterdi. ABD ile yapılan anlaşmada Reza Zarrab’ın davalarının düşürülmesi ve mal varlığının iadesine yer verildiğini hatırlatan Atilla, kendi durumunun ise tamamen yok sayıldığını söyledi.
MASAK VE TÜRK KURUMLARINA ELEŞTİRİ
Atilla, MASAK’a sert eleştirilerde bulundu. Zarrab’ın kurduğu paravan şirketlerin daha önce tespit edildiğini, buna rağmen bankacılık sistemi genelinde etkili bir uyarı yapılmadığını iddia etti. Atilla’nın bu bölüme ilişkin en dikkat çekici sözlerinden biri şöyle oldu:
“MASAK ve Emniyet’in Organize Suçlar birimi benim tutuklandığım 2017’den önce, hatta 17-25 Aralık 2013’ten önce Zarrab’ın kurduğu paravan şirketleri tespit etmiş. Zarrab’ın o dönem iş yaptığı 15-20 banka var, bütün özel bankalar dahil. Hatta çalıştığı bankalar içinde en az çalıştığı kurum Halkbank. MASAK, bu kişinin usulsüz işler çevirdiğini, paravan şirketler üstünden para transferi yaptığını tespit etmiş. Fakat bu raporu ne BDDK’ya ne Bankalar Birliği'ne ne Hazine’ye iletmiş. "
Bu durumun nedenini bilmediğini söyleyen Atilla, burada “başka bir hesap” olabileceğini düşündüğünü öne sürdü.
"HÜKÜMET İÇİNDEN BİRİLERİ"
Atilla, bu süreçte hükümetten değil, “hükûmet içinde birileri”nden söz etmeyi tercih etti. Atilla, “Bizzat olayları yaşayan Halkbank üst düzey ekibinin hukuki savunmaya katkıda bulunmasını engelleyen hükümet miydi?” sorusuna “Hükümet demeyelim de… Hükümet içinde birileri diyelim” dedi.
Atilla, avukat ücretlerinin ödendiğini ancak bunun ötesine geçilmediğini vurguladı. Atilla Savunma yapmasının da çeşitli biçimlerde engellendiğini ileri sürdü.
Atilla, Halkbank ile ilgili protokol hazırlanırken kendi dosyasının ve diğer kamu görevlileri hakkındaki suçlamaların da gündeme getirilmesi gerektiğini söyledi. Bu başlığın pazarlığın parçası yapılmamasını büyük bir eksiklik olarak gördüğünü belirtti.
"DEVLETİN İÇİNDE YUVALANMIŞ KİŞİLER"
Röportajın en çarpıcı bölümü ise Atilla’nın kırgınlığını ve öfkesini açık biçimde dile getirdiği bölüm oldu. Kendisine sahip çıkılmadığı duygusunu “devlet” kavramından ayırarak anlatan Atilla, şu ifadeyi kullandı: “İşte ben onu ‘devlet’ olarak görmüyorum. Ben bu işleri yürütenleri ‘devletin içinde yuvalanmış birtakım insanlar’ diye düşünüyorum.”
"Devletin içinde yuvalanmış birtakım insanlar” kim?" sorusuna da Atilla şu yanıtı verdi:
"Yok hükümetten değil, devlet içindeki bazı kişilerden bahsediyorum ben. Onlar da biliyor kendilerinin kim olduğunu."
Atilla, aynı bölümde şu sert çıkışı yaptı: “Onlara hakkımı da helal etmiyorum elbette.”
Bu sözlerinin kimleri kapsadığı sorulduğunda daha da açık konuştu. Kendisinin suçsuz olduğunu bilen, süreçte ne döndüğünü gören ve buna rağmen onu “ateşe atan” kişilere işaret ederek şöyle dedi:
“Ama sonuçta ben, benim suçsuz olduğumu bilen, oradaki çevrilen işlerin ne olduğunu bilen ve buna karşı kendilerini korumak için beni orada ateşe atanların hiçbirine hakkımı helal etmiyorum.”
Atilla, ABD ile 10 yıllık ticaret yasağının sürdüğünü, bu nedenle iş hayatına dönmesinin de fiilen zorlaştığını anlattı. Kendisinin Türk şirketleri açısından da risk olarak görülebileceğini söyledi. Atilla “Mesela ben bir gün bir şirkette mesela çalışmak istesem ve şirketin Amerika ile işi olsa, benim varlığım şirket için problem olur” dedi.
"İSRAİL İLE BAŞLADI İSRAİL İLE BİTTİ"
Atilla, davanın başından sonuna kadar yalnızca hukukla açıklanamayacağını savundu. Sürecin İsrail yanlısı çevrelerin etkisiyle Halkbank dosyasına dönüştüğünü öne sürdü. Bugün gelinen noktada da İsrail’in bu kapanışa en azından sessiz onay verdiğini düşündüğünü söyledi:
"Bahsedilen rehinler Türk de değil Amerikalı da… İsrailli rehinler. Türkiye’nin İsrailli rehinelerin kurtarılmasına yardımcı olması nasıl oluyor da Amerika’nın dış ticaret konusundaki yaptırımlarının delinmesi davasını kapatmasına vesile oluyor ben anlamadım. İşte o yüzden de “İsrail ile başladı, İsrail ile bitti” diyorum. Anlattım ya, Zarrab ilk tutuklandığında işin Halkbank ile alakası yoktu. Sonrasında İsrail yanlısı düşünce kuruluşu FDD ve FBI’ın ortak çalışması sonucunda iş Halkbank’a döndürüldü. Ben böyle okuyorum süreci."