Değerli metallerde ekim ayında yaşanan sert satış dalgası, yatırımcıların gündemine oturdu. Ons altın ay genelinde yüzde 6,87 gerileyerek 3 bin 875 dolar seviyesine çekilirken gram altın da yüzde 5 kayıpla 6 bin 220 TL'ye kadar düştü.
Özellikle cuma günü ons altında yüzde 3'ü aşan değer kaybı yaşanması, düşüşün boyutunu daha da dikkat çekici hale getirdi.
Altın fiyatlarındaki gerilemede küresel piyasalardaki ekonomik ve siyasi gelişmelerin yanı sıra yatırımcıların değişen faiz beklentileri de belirleyici oldu.
PETROL FİYATLARI VE JEOPOLİTİK GERİLİM BASKI OLUŞTURDU
Orta Doğu'da çatışmaların yeniden alevlenebileceğine yönelik endişeler, petrol fiyatlarında yükselişi beraberinde getirdi. ABD ile İran arasında yeni bir gerilim yaşanabileceği ve 3 Kasım'daki ABD ara seçimlerinin ardından bölgede askerî hareketliliğin artabileceği beklentisi, enerji piyasalarındaki riskleri artırdı.
Brent petrolün son 6 ayın zirve seviyelerine yönelmesi, küresel enflasyon endişelerini de güçlendirdi.
Enerji maliyetlerindeki yükselişin enflasyonu yeniden hızlandırabileceği beklentisi, merkez bankalarının faizleri daha uzun süre yüksek tutabileceği değerlendirmelerini öne çıkardı. Yüksek faiz beklentisi ise faiz getirisi bulunmayan altının cazibesini azaltarak fiyatlar üzerinde baskı yarattı.
FED'İN FAİZ POLİTİKASI ALTINI ETKİLEDİ
Altındaki düşüşün önemli nedenlerinden biri de ABD Merkez Bankası'nın (FED) para politikasına ilişkin beklentiler oldu.
FED, 28 Ekim'deki toplantısında politika faizini yüzde 3,75-4,00 aralığında sabit tuttu. Ancak piyasaların aralık ayına ilişkin faiz beklentilerinde değişim yaşandı. Faiz artırımı ihtimalinin güçlenmesi, altın talebinin zayıflamasına neden oldu.
St. Louis FED Başkanı Alberto Musalem'in açıklamaları da sıkı para politikası beklentilerini destekledi. Enflasyon risklerinin hâlâ yüksek olduğuna dikkat çeken Musalem, yakın dönemde ilave para politikası sıkılaştırmasının gerekli olabileceğini belirtti.
GÜÇLÜ ABD VERİLERİ ALTINA DESTEK VERMEDİ
ABD ekonomisinden gelen güçlü büyüme verileri de altın fiyatlarındaki toparlanmayı zorlaştırdı.
Üçüncü çeyrekte ekonominin yüzde 3,4 büyümesi, yüzde 3,2 seviyesindeki beklentileri geride bıraktı. FED'in yakından takip ettiği PCE fiyat endeksinin eylül ayında aylık yüzde 0,5, yıllık yüzde 3,6 artması da enflasyon baskısının sürdüğüne işaret etti.
Güçlü ekonomik büyüme ile yüksek enflasyonun aynı anda görülmesi, FED'in faiz indirimine gitmek için yeterli alanının bulunmadığı yönündeki beklentileri güçlendirdi.
Bu gelişmeler, yatırımcıların faiz getirisi bulunmayan altın yerine farklı yatırım araçlarına yönelmesine zemin hazırladı.
YAPAY ZEKÂ HİSSELERİNDEKİ SATIŞLAR ALTINI DA VURDU
Altın fiyatları üzerinde etkili olan bir diğer gelişme ise ABD borsalarında yaşanan satış dalgası oldu. Özellikle yapay zekâ odaklı teknoloji şirketlerinin yüksek yatırım harcamalarının beklenen getiriyi sağlayıp sağlayamayacağına ilişkin endişeler, hisse senetlerinde sert kayıplara yol açtı.
Borsalardaki düşüş nedeniyle nakit ihtiyacı duyan yatırımcıların altın pozisyonlarını da azaltması, değerli metaldeki satış baskısını artırdı.
Normal şartlarda belirsizlik dönemlerinde güvenli liman olarak görülen altın, bu kez yatırımcıların nakde yönelmesiyle satışlardan kaçamadı.
ALTININ YÖNÜNÜ HANGİ GELİŞMELER BELİRLEYECEK?
Analistler, önümüzdeki dönemde altın fiyatlarının seyrinde üç temel başlığın belirleyici olabileceğine dikkat çekiyor:
- Petrol fiyatlarının küresel enflasyon üzerindeki etkisi.
- Orta Doğu'da yaşanabilecek yeni jeopolitik gelişmeler.
- FED'in aralık ayındaki faiz toplantısına ilişkin beklentiler.
Küresel piyasalarda faiz politikası, enflasyon ve jeopolitik riskler arasındaki dengelenmenin, altının önümüzdeki dönemdeki yönü açısından kritik önem taşıması bekleniyor.




