Macaristan’da yapılan seçimler, Türkiye’de de siyaset gündemine girdi. Başbakan Viktor Orbán’ın 16 yıllık iktidarının sona erdiği, seçim yarışını Tisza Partisi ve Lideri Peter Magyar’ın önde tamamladığı belirtildi. Tisza’nın parlamentoda anayasa değişikliği yapabilecek üçte ikilik çoğunluğa ulaştığı aktarıldı.

Sonuçların ardından CHP Genel Başkanı Özgür Özel ile tutuklu cumhurbaşkanı adayı Ekrem İmamoğlu, Peter Magyar’ı tebrik etti. AKP çevrelerinde ise uzun süre sessizlik hâkim oldu.

AKP'NİN DERİN MACARİSTAN SESSİZLİĞİNİ İHRAÇ İSİM BOZDU

Bu sessizliği bozan isimlerden biri, AKP eski MKYK üyesi Mücahit Birinci oldu. İBB borsası iddialarının ardından AKP'den ihraç edilen Birinci, sosyal medya hesabından yaptığı değerlendirmede, Macaristan’daki sonucun Türkiye açısından da dikkatle okunması gerektiğini söyledi.

TÜRKİYE'YE BENZER DEDİ

Birinci, önce 2022’deki Macaristan seçimini hatırlattı. O seçimde geniş muhalefet ittifakına rağmen Orbán’ın kazanmasının Türkiye’de de çok konuşulduğunu belirtti. Birinci bu kez ortaya çıkan sonucun da benzer biçimde yankı yaratacağını savundu.

Birinci şöyle dedi:

“Hatırlarsanız, bir önceki Macaristan genel seçimlerinde, 2022’de, geniş bir muhalefet ittifakı kurulmuş, ancak buna rağmen, Cumhurbaşkanı Viktor Orbán seçimi kazanmıştı. Bu sonuç Türkiye’de de haklı olarak büyük yankı uyandırmıştı. Önümüzdeki seçimler de benzer şekilde ses getirecektir.”

"KIVIRMAYA GEREK YOK" DEYİP AÇIK AÇIK KONUŞTU

Birinci, Macaristan’ı Avrupa Birliği (AB) içinde Türkiye’ye siyasal yapı ve yönetim tarzı bakımından en çok benzeyen ülkelerden biri olarak tanımladı. Orbán’ın uzun yıllardır iktidarda olmasının, iki ülke arasında benzer dinamikler oluşturduğunu ifade etti. Birinci, bu nedenle seçim sonuçlarının yalnızca dışarıdan izlenecek bir gelişme değil, doğrudan ders çıkarılması gereken bir tablo olduğunu söyledi.

Birinci şunları dile getirdi:

“Açık konuşmak gerekirse, bu konuda kıvırmaya gerek yok. Macaristan, Avrupa Birliği içinde, Türkiye’ye siyasal yapı ve yönetim tarzı bakımından en çok benzeyen ülkelerden biridir. Özellikle Viktor Orbán’ın uzun yıllardır iktidarda olması, birçok açıdan benzer dinamikler oluşturmuştur.

Bu nedenle seçim sonuçları dikkatle analiz edilmelidir. Eğer muhalefet 5 puan ve üzeri bir farkla kazanırsa, bu farkın mutlaka doğru okunması ve iyi değerlendirilmesi gerekir.”

Birinci’nin değerlendirmesinde siyasal yönelim ve seçmen davranışına çekip ABD Başkanı Donald Trump ile aynı çizgide duran siyasetin seçmen açısından risk oluşturabileceğini söyledi.

Birinci otoriterleşme eğilimi gösteren ve toplumun geniş kesimlerinin beklentilerini görmezden gelen yönetimlerin zamanla destek kaybedebileceğini ifade etti.

Birinci yeni kuşakların temel beklentisinin değişim olduğunu, bu talebi dikkate almayan siyaset tarzının geride kalacağını savundu.

Birinci seçmenin artık “nasıl olsa lider bir çözüm bulur” yaklaşımına eskisi kadar güçlü biçimde bağlanmadığını da belirtti:

“Genel çıkarımlar şunlardır:

•Donald Trump ile açık şekilde aynı çizgide duran siyasi yaklaşımın seçmen nezdinde risk oluşturabileceği görülmektedir.

•Otoriterleşme eğilimi gösteren ve toplumun geniş kesimlerinin beklentilerini gözardı eden yönetimler zamanla destek kaybedebilir.

•Yeni neslin temel beklentisi değişimdir; bu beklentiyi görmezden gelen siyaset anlayışı geride kalır.

•“Nasıl olsa lider bir çözüm bulur” yaklaşımı seçmen davranışında zayıflamaktadır.”

Birinci, seçime iki yıl kala bütün enerjinin iç politikaya ve ekonomik iyileşmeye yöneltilmesi gerektiğini söyledi:

“Özellikle şu noktalar kritik önem taşımaktadır:

•Ekonomik süreçlerde, seçime iki yıl kala tüm enerjinin iç politikaya ve ekonomik iyileşmeye yönlendirilmesi gerekir.

•Toplumun tamamını kapsayan, ekonomi odaklı, somut sonuçlar üreten ve bunu etkili şekilde anlatabilen politikalar izlenmelidir.

•Yapılanların yanısıra, yapılacakların da net ve güven verici biçimde ifade edilmesi büyük önem taşır.”

Birinci, savunma politikaları ve bölgesel krizler üzerinden kurulan söylemin iç politikadaki etkisinin artık sınırlı kaldığını da dile getirdi:

“Bununla birlikte şahsi gözlemim şudur:

Savunma politikaları ve bölgesel krizler üzerinden üretilen söylemlerin iç politikadaki etkisi artık sınırlanmaktadır.

Toplumun beklentisi daha nettir:

Acil ekonomik düzenlemelerle daha öngörülebilir, daha stressiz bir yönetim anlayışına geçiş.

Bu sağlandıktan sonra dış politikada daha sert ve kararlı adımlar atılması zaten mümkün olacaktır.”

Sakarya'da deniz 100 metre içeri girdi, villalar çöktü
Sakarya'da deniz 100 metre içeri girdi, villalar çöktü
İçeriği Görüntüle

"DOST ACI SÖYLER"

Birinci, değerlendirmesini açık bir uyarıyla tamamladı. Macaristan seçimlerinin her yönüyle dikkatle takip edilmesi gereken kritik bir örnek olduğunun altını çizen Birinci, şunları yazdı:

“Sonuç olarak;

Dost acı söyler. Vakit varken toparlanmak ve gerekli adımları atmak şarttır.

Bu açıdan bakıldığında Macaristan seçimleri, her yönüyle dikkatle takip edilmesi gereken, kritik bir örnektir.

Sevgiler, saygılar...”

TAYYAR FARKLI DÜŞÜNÜYOR!

AKP'li Şamil Tayyar ise Binici'nin aksi yönünde açıklamada bulundu. Tayyar şu ifadeleri kullandı:

Macaristan’daki Orban yenilgisi üzerinden Türk siyaseti okunmaz.

Her ülkenin siyasi dinamikleri ve seçmen davranışlarını etkileyen faktörler farklıdır.

Bir ara Yunanistan’daki Çipras rol model olmuştu.

Şimdi ne yapıyor bilmiyorum.

Ali Koç’un Aziz Yıldırım’ı yenmesi bile siyasete uyarlanmıştı.

O da yerini Saran’a bıraktı.

Başkasının zaferiyle iktidar hayali kurarsanız, hayal kırıklığı yaşarsınız.

Elbette, iktidarın da muhalefetin de çıkarması gereken fazlaca dersler var.

İktidar kendini toparlamalı, muhalefet topluma güven vermelidir.

Rakibin kötü olması sizi iyi yapmaz, ilave iyi olmanız gerekir.

İyi olmanız da yetmez, kötüden de uzak duracaksınız.

Zira, hâl sirayet eder.

Eğer, başarı isteniyorsa.