Güncel

Ahmet Özer'den Devlet Bahçeli'ye sitemli teşekkür: Artık icraat bekliyoruz

Terör iddiasıyla hapis cezasına çarptırılmasının ardından MHP lideri Devlet Bahçeli'nin açıklamasına ilişkin Esenyurt'un seçilmiş Belediye Başkanı Ahmet Özer ilk kez konuştu. Özer, "Teşekkür ediyorum. Tabii ki gerçeği söylemiş. Ama biz artık icraat bekliyoruz." dedi. Özer, şu açıklamaları yaptı...

Esenyurt'un seçilmiş Belediye Başkanı Ahmet Özer, dün terör iddiası ile açılan Kent Uzlaşısı davasında 6 yıl 3 ay hapis cezası aldı. Özer, bu cezanın ardından bugün Esenyurt Cumhuriyet Meydanı'nda açıklamalarda bulundu.

İBB Başkanı ve Cumhurbaşkanı adayı Ekrem İmamoğlu'nun eşi Dilek İmamoğlu ile CHP Genel Başkan Yardımcısı Suat Özçağdaş da açıklamaya katıldı.

Özer'in konuşmasının sonunda bir gazeteci, MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli'nin dün verilen hapis cezasına gösterdiği tepkiyi sordu. Bahçeli, İmralı Süreci'ne dikkat çekip Özer hapisteyken tahliye edilmesi gerektiğini söylemişti.

Özer, Bahçeli'nin açıklaması ile ilgili şunları ifade etti:

"Sayın Bahçeli'nin bu beyanına teşekkür ediyorum. Tabii ki gerçeği söylemiş. Tabii ki bu dosya bomboş, bunun ne saikle verildiğini bizzati iktidarın ortağının ağzından bunun tescilidir. Ama beklentimiz şu.

Sayın Bahçeli de, Sayın Feti Yıldız da zaman zaman hukuka dair hepimizin de altına imza atacağı doğruları söylüyorlar.

Ama biz artık icraat bekliyoruz. Biz artık bunun uygulamalarını bekliyoruz. O nedenle bunları tabii ki önemsiyoruz.

Bundan dolayı kendilerine teşekkür ediyoruz. Ama ittifak ortaklarına da artık bu haksızlıklara, hukuksuzluklara son verebilmeleri için adım atmalarını bekliyoruz."

BAHÇELİ NE DEMİŞTİ?

Bahçeli, dün Özer için X hesabından şu paylaşımı yapmıştı:

“Terörsüz Türkiye” hedefi geride kalan son bir asrın en müessir atılım ve amacıdır. Barış, huzur, istikrar ve güvenlik Türk milletinin hem hakkı hem de tartışılmaz arzu ve arayışıdır. Bu kapsamda herkes ve hepimiz buna binaen hareket ve hizmetle mükellef olduğumuzu unutmamız gerekmektedir.

Esenyurt Belediye Başkanı Sayın Prof. Dr. Ahmet Özer’e, “Silahlı terör örgütüne üye olma” suçunun reva görülmesinden dolayı 6 yıl 3 ay hapis cezası verilmesi evrensel hukuk ilkeleriyle çeliştiği gibi “Terörsüz Türkiye” gaye ve gayretiyle de taban tabana zıtlık taşımaktadır. Bu kararın mahşeri vicdanda hiçbir karşılığı ve makul bir gerekçesi de yoktur.

İstanbul 14.Ağır Ceza Mahkemesi’nin mahut kararı sorunludur, adil ve hakkaniyet esaslarıyla tezat ve çatışmalıdır. Bu nedenle bahse konu mahkeme kararının temyiz aşamalarında düzeltilmesi, adaletin gerçek manada tecelli etmesi samimi dilek ve temennimdir. Türk hukuk sisteminin önyargılardan uzak şekilde, milli birlik ve beraberlik hissiyatına adli ve ahlaki destek vermesi akut beklentimizdir."

ÖZER'DEN SÜREÇ TALEPLERİ

Ahmet Özer, Bahçeli'nin açıklamasına yanıt vermesinin ardından konuşmasında sürece ilişkin taleplerini sıraladı:

“Bizim taleplerimiz belli. Yani hem bu sürece olan güvenin artması, hem de artık bu gerginliğin azalması ve Türkiye'nin demokrasi yolunda ilerlemesi için tutuksuz yargılanma olmalıdır. Tutuksuz yargılanma esastır. Bu kayyum garabetine son verilmelidir. Hasta tutuklular serbest bırakılmalıdır. AİHM kararları uygulanmalıdır. Artık bir ana muhalefet partisine operasyon yapılarak toplumun yarısı dışlanarak barış yapılmayacağı görülmelidir. Artık adil yargılanma olmalıdır. Düşman ceza hukuku terk edilmelidir. Demokrasi bütün kurum ve kurallarıyla işletilmelidir.”

Özer'in Cumhuriyet Meydanı'ndaki konuşmasından öne çıkanlar da şöyle:

"Dediler ki Ahmet Özer sen Esenyurt'ta iki kişiden birinin oyunu aldın. Biz Esenyurt'u kaybettik. Sen ver Esenyurt Belediyesi'ni gir içeriye. Suçunun ne olduğuna sonra karar veririz diyerek beni içeri attılar. Meselenin temel mantığı da bu. Ve Sayın Genel Başkanımızın deyimiyle Esenyurt Belediyesi'ne çöktüler, Esenyurt Belediyesi'ni işgal ettiler. Niye? Çünkü sizin seçtiğiniz insanlar değil. Bir kayyum marifetiyle Esenyurt belediyesini işgal ettiler. Oysa demokrasilerde halk iradesi bütün iradelerin üstündedir. Halk iradesinden bahsedenler halk iradesini gasp ettiler. Bir yıl cezaevinde özgürlüğümden mahrum kaldım. Çıktıktan sonra da çok sevinemedim. Çünkü orada dostlarımı, başta Ekrem Başkan olmak üzere belediye başkanlarımızı, bürokratlarımızı, meclis üyelerimizi içeride bıraktık. Şimdi de gönlümüz yüreğimiz onlarla atıyor.

Ve halkımız caddede, sokakta adeta yürünemez olan bana başkanım göreve ne zaman dönüyorsunuz diye kayyumun gidişiyle ilgili tepki gösterdi, baskılarını gösterdi, kendi belediye başkanlarının göreve gelmesini söyledi. Bu talep günden güne büyüdü. Bundan korkanlar dün düzmece ve boş bir dosyayla bana 6 yıl 3 ay ceza verdiler örgüt üyeliğinden. Şimdi soruyorum size. Sizler hepiniz beni tanıyorsunuz.

Ben ömrümü barışa, kardeşliğe adamış bir akademisyenim. Sizlerin içinden çıkıp geldim. 10 binlerce öğrenci yetiştirdim. 42 tane kitap yazdım. Bütün kitaplarımda, bütün televizyon konuşmalarımda hep barışı, kardeşliği, demokrasiyi savundum. Benim bu tarzımı, duruşumu bilenler her fırsatta bundan faydalandılar. Türkiye Büyük Millet Meclisi'ne çağırdılar. Meclis Başkanı, Çözüm Komisyonu Başkanı orada saatlerce sunumlar yaptım. Sadece o da değil. Çıktıktan sonra da bütün genel başkanları ziyaret ettim. Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanı'nı da ziyaret ettim. Şimdi dün avukatım da olan kızım çok haklı bir soruyu öfkeyle, isyanla dile getirdi. Şu an devletin tepesindeki insanlar o zaman bir terör örgütü üyesiyle mi görüştüler? O zaman bunu nasıl açıklayacaklar? Peki iddialar neydi değerli kardeşlerim? 12 yıl önce İmralı'da benim tarafı olmadığım bir konuşmada çözüm sürecine katkıda bulunması gereken insanlar arasında benim de adım sayılmış. Ama aynı konuşmada Meclis Başkanı Sayın Numan Kurtulmuş'un da adı sayılmış. Bundan dolayı ben nasıl suçlu Addediliyorum? Kaldı ki hepinizin gözü önünde her gün içinde herkesin olduğu heyetler İmralı'ya gidip gelmiyor mu? E peki onlar gidiyor, geliyor konuşuyorlar suç değil de 12 yıl önce üstelik ben gitmemişim de benim dışımda bir konuşma olmuş ve bundan dolayı ben suçlanıyorum. Şimdi soruyorum. Türkiye'nin vicdanına sesleniyorum. Bu hak mı? Bu hukuk mu? Bu adalet mi? Peki adalet çürürse ne olur.
Ama hukuk bugün hiçbir dönem olmadığı kadar tarafgir ve siyasallaşmış durumda. İşte bu kararlar da bunun en somut delilidir. Sonra bir taziye telefonundan suç çıkarmaya çalışıyorlar değerli kardeşlerim. Her gün herkese taziyede bulunuyoruz
Ben çözüm süreci olduğu için beraatımı istemiyorum. Zaten bir örgüt üyesi olmadığım için dosyamda buna dair tek bir delil olmadığı için ak ve pak olduğum için istiyorum.
Size şimdi iki tane soru soracağım. Ben eğer burada CHP'nin değil, AKP'nin belediye başkanı olsaydım, bana ceza verirler miydi? Ben Kürt olmasaydım bana ceza verirler miydi? Kürt olmayı terörle eşleştirme mantığıyla barış süreci, çözüm süreci başa götürülebilinir mi? Ben burada kardeşlik ve barış festivalı yaptım. Geldiğim günden beri barış ve kardeşlik şehri dedim. Şimdi kendini belediye başkanı sanan vekil buraya geldiğinde Türk bayraklarını astı. Türk bayrakları hepimizin bayrağıdır. Benim Çanakkale'de iki dedem şehit oldu. Onunla bir tür bölücülük kendisi yapmıyor mu? Kimin Türk bardağıyla bir sorunu var ki bunu yapıyor. Dolayısıyla halkın sinir uçlarıyla oynamasınlar, halkı aptal yerine koymasınlar ve halk iradesinin dışında işlere de kalkışmasınlar. Bugün yasalara ve anayasaya aykırı davrananlar yarın mutlaka bunun hesabını hukuk önünde verecekler."