Anahtar Parti Genel Başkanı Yavuz Ağıralioğlu, Türkiye’deki ekonomik ve siyasi koşulları 2001-2002 dönemine benzeterek, "Şartların 2001'e döndüğünü düşünüyorum. 2002 gibi bir fırtına geliyor. Bu fon rezaletini o yüzden 2001'e benzetiyorum. Seçmen kırgınlığına sebep olduğu büyük bir tsunami geliyor" ifadelerini kullandı.
Anahtar Parti Genel Başkanı Yavuz Ağıralioğlu, Elazığ’da düzenlenen halk buluşmaları programına katıldı. Program kapsamında basın mensuplarıyla bir araya gelen Ağıralioğlu, gündemdeki gelişmelere ilişkin açıklamalarda bulundu.
2027 yılı Merkezi Yönetim Bütçesi'ni değerlendiren Ağıralioğlu, enflasyon hedeflerinin gerçekçi olmadığını ve seçim sürecinde kamu harcamalarının artacağını savundu.
Bütçenin olağanüstü bir özellik taşımadığını belirten Ağıralioğlu, Orta Vadeli Program'da enflasyon hedefinin yüzde 21 olarak açıklanmasına karşın kamu harcamalarındaki artışın yüzde 42,5 seviyesinde olduğuna dikkat çekti.
Ağıralioğlu, bu tablonun enflasyon hedeflerine inanılmadığını gösterdiğini ileri sürerek, seçim döneminde dezavantajlı gruplara yönelik desteklerin artmasının enflasyon üzerinde etkili olacağını söyledi. Mali disiplinin mevcut durumda sağlanamadığını savunan Ağıralioğlu, seçim döneminde bu durumun daha da kötüleşeceğini ifade etti.
“BOLLUK İÇİNDE BATAN ÇİFTÇİLER DÖNEMİNE GİRDİK”
Türkiye’de üreticilerin üretim yapmalarına rağmen kazanç elde edemediklerini savunan Ağıralioğlu, tarım sektöründe planlama ve alım politikalarının yetersiz kaldığını belirtti.
Bu yıl ürün miktarının yüksek olmasına rağmen çiftçilerin ürünlerini satmakta zorlandığını ifade eden Ağıralioğlu, Toprak Mahsulleri Ofisi'nin (TMO) süreci yönetemediğini öne sürdü.
Ağıralioğlu, şöyle konuştu:
"Evladımız mutsuz. Üreticilerimiz var ama kazançsız. Sanayicilerimiz var, üreterek batıyorlar. Bolluk içinde batan çiftçiler dönemine girdik. Bu sene mahsul çok oldu ama planlama yapılamadı, alım yapılamadı, TMO yönetemedi. Ne konuşursanız konuşun, nereyi konuşursanız konuşun memleketin artık iyi yönetilemediğine alamet bir şeyi konuşmuş olursunuz."
“FON REZALETİ DENETİM SİSTEMİNİN ÇÖKTÜĞÜNÜ GÖSTERDİ”
Fon krizine de değinen Ağıralioğlu, yaşananların yalnızca bireysel suçlar üzerinden değerlendirilemeyeceğini, kamu denetim mekanizmalarının da sorgulanması gerektiğini söyledi.
Fon krizinde milyonlarca kişinin mağdur olduğunu belirten Ağıralioğlu, kamu kurumlarının ve denetim sisteminin yaşananları önceden tespit edememesini eleştirdi. Nepotizm ve buna bağlı atamaların denetim mekanizmalarını işlevsiz hale getirdiğini savunan Ağıralioğlu, şu değerlendirmede bulundu:
"En son fon rezaletinde de ortaya çıkmıştır ki memlekette tecrübe ettiğimiz sistem de çalışmamaktadır. Yani mesele sadece magazinel olarak kim çaldı, ne kadar çaldı değildir. Mesele bu kadar çalınanın engellenememesi, önceden fark edilememesi, milyonlarca insanın mağdur olmasına sebep olan bu büyük yıkımdan hükümetin haberdar olmaması yahut haber mekanizmalarının, denetim mekanizmalarının çalışmamasıdır. Bir sürü adamın bu işe bulaşması, bir sürü insanın nepotizm yapması, nepotizme bağlı atamaların beraberinde getirdiği denetim mekanizmalarının kapatılmasından zarara uğratılması, kamunun ve milletimizin bu mekanizmayla yönetilmesi. Dolayısıyla memleket kötü yönetiliyor."
“AKP’YE KIZAN SEÇMEN ARTIK ERDOĞAN’A DA KIZIYOR”
Türkiye’de siyasi değişim sürecinin başladığını savunan Ağıralioğlu, mevcut ekonomik ve siyasi koşulları 2001 ve 2002 yıllarındaki tabloya benzetti.
Önceki krizlerde Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın siyasi açıdan yara almadan çıkmayı başardığını belirten Ağıralioğlu, bu kez AKP'ye tepki gösteren seçmenin Erdoğan'ı da eleştirdiğini öne sürdü.
Ağıralioğlu, değerlendirmesinde şu ifadeleri kullandı:
"Şartların 2001'e döndüğünü düşünüyorum. 2002 gibi bir fırtına geliyor. Sahada görüyorum. Bu fon rezaletinde ortaya çıkan bir şey var. Tayyip Bey, çok daha buna benzer çok daha büyük krizlerde siyaseten yara almadan çıkabilmiştir. Başarmıştır bunu. Ama bu sefer AK Parti'yi, Tayyip Bey'den ayırarak, 'AK Parti'ye kızıyorum' diyen seçmenin daha önceki krizlerde, bu sefer Tayyip Bey’i de ayırmadan kızdığını gördüm. Bu fon rezaletini o yüzden 2001'e benzetiyorum. Seçmen kırgınlığına sebep olduğu büyük bir tsunami geliyor. Bize karşı olan teveccühün ve her geçen gün artan yönelmenin arkasında bu memnuniyetsizlik var. Tayyip Bey nasıl geldiğini, neyin kendisini getirdiğini bilir. İktidarların hangi duyguyla iktidara devam ettiğini, ne yapamadıkları için iktidardan gittiklerini çok iyi bilir. Kendisi böyle şartlarda iktidara geldi. Mevcut durumun 2002'ye benzediğini düşünüyorum. Büyük bir fırtına geliyor."
Anahtar Parti'nin bu süreçte alternatif olmaya hazırlandığını belirten Ağıralioğlu, partinin Türkiye'nin sorunlarına çözüm üretmek için çalışmalarını sürdürdüğünü söyledi.
Ağıralioğlu, "Anahtar Parti bu fırtınanın önünde milletin tutunabileceği kuvvetli bir çınar, milletin yükünü çekebilecek büyük bir lokomotif olabilmek hazırlığındadır. Türkiye'yi ayağa kaldıracağız. Türkiye'nin olağanüstü büyük liderliğe ihtiyacı yok. Devletinizin, milletinizin büyüklüğüne uygun davranın yeter" dedi.
“KARARSIZ DEĞİL, SESSİZ BİR SEÇMEN VAR”
Kamuoyu araştırmalarında kararsız olarak nitelendirilen seçmenlerin aslında kararlarını verdiğini ancak tepkilerini açıkça dile getirmekten kaçındığını savunan Ağıralioğlu, bu kitlenin seçim sonuçları üzerinde etkili olacağını ileri sürdü.
AKP'nin oy oranının yüzde 21-22 seviyelerinde göründüğünü söyleyen Ağıralioğlu, yüzde 37-38 bandındaki kararsız seçmen kitlesinin sessiz olduğunu belirtti.
Ağıralioğlu, şöyle konuştu:
"Yüzde 37-38 bandında kararsız diye tarif edilen ama ben kararsız olmadıklarını, çok kararlı olduklarını ve belki sessiz diye tarif edilmesinin daha doğru olduğunu düşündüğüm bir seçmen fırtınası vardır. Kafa bile sallamamaktadır seçmen. Partisine kızdığını göstermemektedir. İfade ederken imtina etmektedir. Ama sandıkta büyük patlama gösterecektir. Göreceksiniz. 2002 geliyor."
“ÜÇ Y HÂLÂ ÜÇTE DURUYOR, KATMERLİ HALE GELMİŞ”
AKP'nin iktidara gelirken yoksulluk, yolsuzluk ve yasaklarla mücadele vaadinde bulunduğunu hatırlatan Ağıralioğlu, bugün aynı sorunların daha ağır biçimde yaşandığını savundu.
Sosyal yardımlardan yararlanmak zorunda kalan kişilerin sayısındaki artışa ve cezaevlerindeki tabloya dikkat çeken Ağıralioğlu, 2002 yılında verilen vaatlerle mevcut durum arasında karşılaştırma yaptı.
Ağıralioğlu, açıklamasında şunları kaydetti:
"Tayyip Bey 2002'de neyin çözümünü sunuyorsa, o yıl neyi vaat etmişse programın bütün detaylarına bakılır. Çözmek için ortaya koyduğu vizyonun arkasında yığılan enerjiyi gördüm. Meclis'in içini dışına, dışını için aldı millet 2002'de. 30-40 yıllık partilerini dışarıya, yeni kurulmuş partilerini içeriye aldı bu millet. Tayyip Bey, 'Yoksulluk, yolsuzluk ve yasaklarla mücadele edeceğim' demiş. Ama şu an yoksulluk, yasaklar ve yolsuzluk var. Fon da var, 17,5 milyon fakir de var, yasaklar da var. Cezaevleri ortada, sosyal yardımlaşmadan istifade etmek zorunda kalan insanların sayısındaki artış da ortada. Şimdi siz üç Y ile başlamıştınız. Bu üç Y hala üçte duruyor. Katmerli hale gelmiş."




