Bir zamanlar verimli tarım arazileri ve hayvancılığıyla öne çıkan Kahramanmaraş’taki Afşin-Elbistan Ovası, yaklaşık yarım asırdır kömür madenciliği ve termik santralların etkisi altında. TEMA Vakfı tarafından hazırlanan “Yavaş Ölüm: Afşin-Elbistan’da Kömürün Gölgesinde Yaşam” belgeseli, enerji üretiminin bölgedeki doğa ve insan yaşamı üzerindeki sonuçlarını bölge halkının tanıklıklarıyla gündeme taşıdı.

TEMA Vakfı Genel Merkezi’nde düzenlenen özel gösterimde izleyiciyle buluşan belgesel, ani bir felaketten ziyade yıllar içerisinde gündelik hayatın parçası haline gelen çevresel yıkıma odaklandı. Belgeselde yer alan “Doktorlar ovada yaşayanları ciğerlerinden tanıyor” ifadesi, bölgedeki hava kirliliğinin yaşam üzerindeki etkisini ortaya koydu.

Bir yurttaşın “Santralın nefes alması, bizim almamamız demek” sözleri ise belgeselin dikkat çeken tanıklıkları arasında yer aldı.

TARIM ARAZİLERİ VE SU KAYNAKLARI ETKİLENDİ

Kömür çıkarılması amacıyla yürütülen susuzlaştırma çalışmalarının bölgedeki dere ve pınarları etkilediği, bunun tarımsal üretimde de kayıplara yol açtığı belirtildi.

Geçmişte pancar, fasulye, çeltik ve pamuk yetiştirilen ovada bugün maden ve döküm sahalarının genişlediği aktarıldı. Bölge sakinlerinden biri, yaşanan değişimi şu sözlerle anlattı:

“Herkesin bağı kendini beslerdi. 70 bin dönüm arazimiz gitti”

Termik santrallardan yayılan küllerin otlakları da etkilediği, bu durumun hayvancılıkla geçinen yurttaşları zor durumda bıraktığı ifade edildi. Bir başka bölge sakini ise yaşadıklarını şöyle anlattı:

“Bacaların külü, otun üstünü kapıyor. Hayvanlar aç kalınca yiyor, yiyince hasta oluyor”

GÖÇ ARTTI, BAZI MAHALLELER BOŞALDI

Yeşil pasaport bekleyen 10 meslek grubu için gözler Meclis’te: Yeni teklifler gündemde!
Yeşil pasaport bekleyen 10 meslek grubu için gözler Meclis’te: Yeni teklifler gündemde!
İçeriği Görüntüle

Santralın Çoğulhan üzerindeki etkileriyle birlikte bölgedeki göçün de arttığı belirtildi. Elbistan’dan en az 50 bin kişinin göç ettiği tahmin edilirken, termik santrallara yakın bazı mahallelerin tamamen boşaldığı aktarıldı.

Bölgede yaşamaya devam eden yurttaşların ise topraklarını terk etmek istemediği ifade edildi. Belgeselde yer alan bir tanığın,

“Ben kımıldamak istemiyorum buradan ama külden duramıyoruz”

sözleri, bölge halkının yaşadığı ikilemi gözler önüne serdi.

Belgeseldeki bir başka tanığın,

“Burada 1.000 kişi ölse ne olacak ki? İnsandan ucuz bir şey yok”

ifadeleri de yaşanan yıkımın insanlar üzerindeki etkisini ortaya koydu.

2007-2025 YILLARI ARASINDA 826 MADENCİ YAŞAMINI YİTİRDİ

Kömür üretiminin bedelinin yalnızca çevresel etkilerle sınırlı kalmadığına dikkat çekilen belgeselde, maden işçilerinin yaşamını yitirdiği iş kazalarına ilişkin verilere de yer verildi.

TEMA Vakfı’nın paylaştığı Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) verilerine göre, Türkiye’de 2007-2025 yılları arasında kömür ve linyit madenciliğinde meydana gelen iş kazalarında 826 işçi hayatını kaybetti.

Bu dönemde yılda ortalama 43,5 madencinin yaşamını yitirdiği belirtilirken, söz konusu verilerin kayıt dışı çalışanları kapsamadığına dikkat çekildi.

TEMA VAKFI: KÖMÜRÜN GÖRÜNMEYEN BEDELİ DOĞA VE YAŞAM

TEMA Vakfı Yönetim Kurulu Başkanı Deniz Ataç, belgeselin özel gösteriminde kömürün enerji üretiminin ötesindeki etkilerine dikkat çekti.

Ataç, “Kömürün görünen yüzü kullandığımız enerji; görünmeyen bedeli ise doğa ve yaşam üzerinde yarattığı tahribat” dedi.

Gösterimin ardından konuşan akademisyen Aslı Odman ise yurt kavramının doğayla ilişkisine vurgu yaparak, “Yurt dediğimiz şey sudur, topraktır, ağaçtır; insanın ait olduğu yerdir. Sermaye değildir” ifadelerini kullandı.