İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 23. Ceza Dairesi'nde 13 Ocak'ta silahlı bir saldırı yaşandı. Kadın hâkim Aslı Kahraman, Anadolu Adliyesi'nde görevli savcı Muhammed Çağatay Kılıçarslan tarafından silahla vuruldu. Savcı, "öldürmeye teşebbüs" suçundan tutuklandı. Savcı Kılıçarslan'ın, 2022-24 yılları arasında Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığı Kadına Şiddetin Önlenmesi Bürosu'nda görev yaptığı öğrenildi. Savcı Muhammed Çağatay Kılıçarslan hakkında düzenlenen iddianamede Kılıçarslan'ın 5 ayrı suçtan 20 yıl 2 aydan 42 yıl 3 aya kadar hapis cezası istendi. İddianamede, savcı Kılıçarslan'ın açtığı sahte bir hesap aracılığıyla hâkim Kahraman'ın aile bilgilerinin yer aldığı bir dosyayı ilettiği tespiti yer almıştı. Savcılık, Kılıçarslan'ın Kahraman'a 1 TL para göndererek açıklama kısmına “Perşembe dayak için güzel bir gün ne dersin?“ diye tehdit mesajı bıraktığını tespit etti. İddianamede; Kılıçarslan'ın, hâkim Kahraman'ın evinde bulunan altınlarını ve pasaportunu çaldığı da belirtilmişti. Tutuklu bulunan Kılıçarslan, bugün İstanbul 35. Ağır Ceza Mahkemesi’nde hâkim karşısına çıkıyor.
Hâkim Kahraman ve avukatları, davanın ilk duruşmasına mağdur taraf olarak katıldı. Duruşmaya Kahraman’a destek olmak üzere Bölge Adliye Mahkemesi’nden meslektaşları da geldi.
Savunma yapan Kılıçarslan, "Sayın başkanım kıymetli meslektaşlarım, amacım sizleri yormak değil. Elimden geldiğince esasa ilişkin konuşacağım. Ben hatalarımın bedelini ödemeye hazırım. Geldiğimiz noktada bana bunun fazlası ödetilmeye çalışılıyor. Bunun nedeni de Cumhuriyet Savcısı olmam, eyvallah. Sözlerime başlamadan önce de onu da yıpratmak istemiyorum. Müştekiden de burada özür dilemek istiyorum." dedi.
Kılıçarslan, şunları kaydetti:
"Müşteki ile nisan sonu gibi tanıştık. Hâkime hanımın duruşma savcısı ile sorunlar yaşaması ile kendisinin mahkemesine görevlendirildim. Öncesinde tanımıyordum kendisini. Mayısın ilk haftasında duruşmalara çıkmaya başlayınca aramızda duygusal bir yakınlık oldu. Bu zamanla ilerledi daha da bağlandık birbirimize. Sosyal ve medeni hallerimizin el vermemesine rağmen bu bizi durdurmadı.
Kendisinin başka bir mahkemeye tayini çıktı, birlikte tatile gittik. Bu tatilde hamile olabilir gibi söylemlerde bulunmuştu. Bu tatilden sonra hamile olduğunu öğrendik. Benim müşteki ile evlenme gibi isteğim vardı. Nisan ve mayısta yaşadığımız hadiseler evlilik kararından beni soğutmuştu. Aşk çıkrığı olmayan bir kuyuya benzer. Ben de çıkamadım. Kendisine bebeği aldırma konusunda baskı yapmadım, evlenme teklifinde de bulunmadım. Kürtaj olmasının ardından ciddi bir psikolojik baskı gördüm. Kendisi İzmir’e gitti bana bazı mesajlar attı. Bana kötü niyetlerle yaklaşmadı. O da bana aşık oldu, hamile kaldı sonuçta. Yanlış hatırlamıyorsam tatilimizin ardından istinaf mahkemesinde görevine başladı.
Kendisi orada yalnız bırakıldı. Kürtaj olayı ve dairesinde yaşadığı hadiseler nedeniyle bu sorunla ilişkimize yansıdı. Herhangi bir faaliyette bulunmadım. Oğlu evde olsa da ben o evde kalıyordum. Müştekinin anahtarı da bende vardı. Onun evinde yaz ayında da kış ayında da kürtaj sonrasında da kaldım. Oğlu varken de yatılı olarak kalıyordum. Biz bir nevi evli gibiydik. Sonraki süreçte müştekinin evine gittiğimde biraz sohbet ettik ve tekrar hamile kaldığını söyledi. Ben orada doğrusu biraz şaşırdım. Burada onu da suçlamak istemiyorum. Olayın sıcaklığı ve düştüğü aşk çukurundan çıkamadı o da. Söyleme şekli de beni hazırlama şeklinde değildi. Hamilelik hadiseleri bu şekilde yaşandı.
Ufak bir iddianame eleştirisi yapmak isterim. Burada hiçbir ek değerlendirme yapılmamış. Mahkemeler delil toplama yeri değildir. Soruşturma savcısı bazı şeylerden kaçınmış. Kendisine beslediğim sevgi saygı bakidir. Kendisinden ve yargı camiasından özrü dilerim. 7 yıllık Cumhuriyet Savcısı'yım. Babam 30 yıl bu mesleğe emek verdi. Yargı camiasının böyle bir şeyle anılması beni üzdü.
Bugün burada yalan söylemeyeceğim. O mesajları ben attım. Gitmesini istediğimi söyledim. Kendisi beni tersledi. İkinci gebeliğin de doğru olduğuna ve çocuğun benden olduğuna inanıyorum. Daha sonra aramızda hararetli bir tartışma oldu. Kendisine asla vurmadım. Kendisi bana çok vurdu. Alnıma yumruklar attı. Odaya kahramanımız çaycı girdi. Hâkime hanım çaycıya bana saldırıyor deyince çaycı bana müdahale etmeye çalıştı. Hâkime hanımla aramıza girdi. Çekildim cep telefonumu aldım. Çaycı 30 saniyelik olayda 4-5 tane yalan söylüyor. Müştekinin çantasına doğru yöneldiğini ve bana silah çıkaracağını düşündüm. Tabancayı gören çaycı çekildi zaten. Tabancayı aşağıya doğrulttum. Tabanca ile ilk atışımı yaptım. İlk atışta vurulmadığına eminim. Kendisi bacağından yararlandı. Çantasına hamle yapmaktan vazgeçmemesi ile silahımın namlusunu yine doğrulttum. Kendisini öldürmek istesem zaten öldürürdüm. Savcıyım, suçunun ne olduğunu biliyorum.
Daha sonraki süreçte polis memurları içeriye girdi. Tabancama kimse dokunamaz. Polis memurlarında biraz akıl olsa beni zaten vururlardı. Çok uzun bir derdest edilme müdahalesi yapıldı. Polis memurlarımız bu konuda çok becerikli değil biliyorsunuz. Asansörde savcı olduğumu söyledim. Bunun üzerine kelepçemi de çıkardılar. Aralarında silahı kendisi bıraktı diye konuştular. Nezarethane teslim tutanağı nerede dedim. Karakolda tanzim edeceğiz dediler. Orada da belgenin saatini değiştirdiler diye tahmin ediyorum.
İkinci savcılık beyanlarında polis memurları biz silaha dokunmadık dedi. Özellikle bana kasten yaralamadan işlem yapamayacaklarını bildikleri için ifade değiştirdiler. Sırf meslektaşınız olmam nedeniyle böyle beyanlarda bulundular. Çaycı da diyor ki yere yatırdım falan, orada kahraman olmaya çalışmış. Silahın sürgüsünü her atışta çekmeye gerek yok. Şarjördeki mermiler bitene kadar ateş edebilirdim. Basın bunları görmez, artık görecekler. Başsavcı vekilimiz de iyi niyetli değil. Ercan Bey ile ilgili de çok sıkıntılı hususlar var. Kısıtlı bir dosya nasılsa basında yayımlandı. Bunu neden yaptığını biliyorum. Bu olay böyle yaşanmıştır.
Tanıklara da soru sormak istiyorum ben. Bu olay öldürmeye teşebbüs olarak adlandırıldı. İnsanın aklıyla alay ediliyor. Cezaevine gitmemin ardından çokça destek mesajı aldım. Biz kötü insanlar değiliz, yanlış şeyler yaptık. Kastım öldürme olsa kafasına tek kurşunla öldürebilirim. Tanığı da öldürmek istemedim. Aramızda çok kısa bir mesafe var. Hatalıyım ama kendisinden özür diliyorum. Bir insanın hatalarını ödetmeye çalışmanın ne demek olduğunu hepimiz biliyoruz. Tutukluluk sürem hayli uzamıştır. Güvenlik gerekçeleriyle şehir dışındayım. Tutukluluk anlamında doldum. Ben artık bu olaydan sıyrılmak ve olayı unutmak istiyorum. Hatalarımın bedelini kat be kat ödeyeceğim. Hakkımda bir ihraç kararı çıkmadı. Müşteki beni iyi tanır. Aklım ve sıhhatim yerinde olduğu sürece müştekinin bu olayı unutmasını diliyorum. Benim bu olayı unutmam herkesin kârı."
Mahkeme başkanı ve sanık savcı arasında soru cevap..
Hâkim: Mağduru önceki günlerde aramanız var. Bunun nedeni nedir?
Savcı: Odasında olup olmadığını öğrenmek istedim.
Hâkim: Aranızdaki ilişkiyi bitimek istediğiniz söylemişsiniz, anlamı nedir?
Savcı: İkinci hamilelikten sonra çocuğu doğuracağını söylemişti. Yıpratmak ve detaylandırmak istemiyorum. Çok yıpranmıştım. Aramızdaki münasebeti görme durumundaydım İlişkimizi bitirmek istedim.
Hâkim: Bu olay sonrasında Hâkime hanım size saldırdı doğru mudur?
Savcı: Yüksek sesli bir tartışmamız olmadı. Ben bana vurunca bağıracak değilim sonuç olarak.
Hâkim: Odasında yaklaşık 10 dakika kadar kaldınız. Tabancamı kurup kurmadığımı hatırlamıyordum.
Savcı: Bu kadar detayları hatırlamıyordum.
Hâkim: Yere doğru ateş ettim demişsiniz ama buradaki ifadenizde farklı bir şey dediniz.
Savcı: İki defa ateş ettim. Çok hızlı gelişti anlayamadım. Hızlıca iki kez ateş ettim.
Hâkim: Hesaptan yapılan havale işlemleri var.
Savcı: Bunları kabul ediyorum.
Hâkim: Farklı bir mail adresinden atılan mailler var. Bunlar nedir? Dövecektim seni demişsiniz. Bunlar nedir?
Savcı: Bu hesabı sadece ben kullanmıyordum. Hatırlamıyorum.
Hâkim: Tabanca görselli paylaşımlar var. Bunlar nedir?
Savcı: Onu ben göndermedim. Mesajları da ben göndermedim. Birbirimizin çocukluk fotoğrafları bizdeydi. Ailesinin bilgilerini aldığım söyleniyor. UYAP’tan mı sorgulamışım?
Hâkim: Müşteki annesi ile mi yaşıyordu?
Savcı: İlişkimizden 5-6 ay sonra annesini evinden gönderdi. Bu aşamadan sonra ben onların evinde kalmaya başladım. İstinafa atamasından itibaren neredeyse hep onun evinde kaldım.
Hâkim: Kendisini aradığınız kayıtlar var.
Savcı: Evet onları ben yaptım.
Hâkim: Eklemek istediğiniz husus var mı?
Savcı: Müştekiyi tanıdığımda 29 yaşındaydım. Kadın örgütleri geldilerse hoş gelmişler. İyi ki de gelmişler. Bu kadına karşı işlenmiş bir suç olarak görülmemeli. Tamamen bir aşk hadisesi. Benim de kız kardeşim var. Ben kimsenin kazara hamile kalacağına inanmıyorum. Bunu yaptığı için kimseye kızgın ya da kırgın değilim. Bunu çok düşündüm. Sürekli de düşünüyorum Özellikle de kız kardeşime teşekkür ederim.
Hâkim: Annenize attığı mesajlar olduğu söyleniyor. Bunlar nedir?
Savcı: Anneme bu ilişkiyi bitirmesi için mesaj atılmadı. Ben müştekiyi bu konuda yıpratmak istemediğim için bazı şeyleri anlatmayacağım. Anneme mesaj atmak yerine bana atabilirdi.
Hâkim: Küçük bir oda olduğunu söylediniz. O sırada mağdurun çantasına yöneldiğini görmeniz üzerine neden çıkıp gitmediniz?
Savcı: Oda dikdörtgen şeklinde. Masanın önünde misafir koltuğu bile yok. Ben hatalı olduğumu kabul ediyorum.
EVİMDE HIRSIZLIK YAPILDI
Mağdur hâkim Aslı Kahraman da beyanlarında şu ifadeleri kullandı:
“Sanık ilişkinin bittiğini kabul etmemesine rağmen beni sürekli rahatsız etmeye devam etti. Kendisini engellememe rağmen bu sefer de iş yerime gelmeye başladı. Kendisi ile tekrar görüşme talebim olmadı. Evimde hırsızlık olduğunu fark ettim. Zaman zaman bunları sayarım. Sayımım ardından tatilin ardından eksiklik olduğunu fark ettim. Mutfakta kullandığım keskin bir bıçak vardı. Onun kaybolduğunu fark ettim. Altınlarımı da sayarken eksiklik olduğunu fark ettim. Valizin kapağının kesildiğini fark ettim. Çanta içerisinde arabamın yedek anahtarı da vardı onu da almış kendisi. İçerisindeki harici bellekte geçmişim var. Onların hepsi çalınmıştı. Bütün işaretler beni sanığa yönlendirdi. Reddetti kendisi ama şikâyetçi olacağımı söyleyince bana pasaportumu getirdi. Hırsızlığı onun yaptığını anladığımı söyleyince sürekli odama geldi.
Ben yalnız yaşayan bir insan değilim. Evimin anahtarını kimseye vermem. Sanığın evime girmesi mümkün değildi. Çakısı ile evin kapısını açmış. Ortalığı karıştırmış. Evimde hırsızlık yapan bir kişinin getirdiği paranın gerçek olduğundan emin olamadım. Bunu benimle bir görüşme aracı olarak kullandı. Ödeme yapacağı zaman parayı çekmeden gelmiş. Benimle vakit geçirmeye gelmiş. İlişkimiz içerisinde beni defalarca kez sıkıştırmıştı. En son olarak kendisini engelledim. Telefondan engelleyince odama daha fazla gelmeye başladı. Sanık bir seferinde odanın kapısını kapattı. Üye hakimin odasına gitmemi kıskandığı için sıkıştırmaya başladı beni. Sanık annesiyle konuşurken annesi de beni sıkıştırması üzerine sanığa telefonda dakikalarca bağırmıştı.
"ODAMA GELİP BANA TOKAT ATTI"
Çok uzun bir süre tedirgindim. Kapımı kilitleyerek çalıştım uzun bir süre. Benimle görüşmenin bir yolu olarak bu sefer de ehliyetimi çaldı. Ben kendisiyle görüşmemek için yeni ehliyet çıkardım. Numarayı gizleyince engelli kişiler de arayabiliyormuş. Sanık para göndererek benimle iletişime başlayınca da bu dekontları arkadaşlarıma gönderdim.
HTS kayıtlarından görülecektir. Sanık odama baskın yaparak geliyor. Sanık sen benim annemi nasıl ararsın diyerek bana tokadı bastı. Sanık silah fotoğraflarını kendisini atmadığını söylüyor. Sanık beni tekrar rahatsız etmeye başladığı gibi çevremdeki kişilerle tanışmaya başlamış. Ankesörlü telefondan beni aradı. Aşağı inmemi ve konuşmamı istedi. Annesine bana attığı mesajları yeniden gönderdim. İnsan evladında konduramıyor ama durumun ciddiyetini anlamaları gerekiyordu. Ben sanığı istemediğim sürece görmüyorum. Ben ve o yakın değiliz o bana yakın.
"SANIĞIN ATEŞ EDECEĞİNİ HİÇ DÜŞÜNMEDİM"
Olay günü sabah saatlerinde odama vardım. Dahili telefonum çalmaya başladı. Numaranın gözükmemesinden onun aradığını anladım. Telefonun fişini çektim. Zaten onun aramalarından telefonun fişini çekerek çalışıyordum. Beni yeniden arayınca odada hâkim bey olduğu için telefonu açtım. Yine tehdit etmeye başladı.
Beni buradan kovmaya çalışıyordu. O sırada hâkim bey kapıya kadar geldi. Sanık hemen önümdeydi. Odanın şeklini de dosyaya sunabilirim. O benim önümde durduğu sürece geçemiyorum. Kalemi arayıp güvenlik çağıracaktım. Kalemi aramaya çalıştığım sırada sanık arkamdan telefonu kapatıp elimi ve kolumu arkadan birleştirdi. Baktım güç yettiremiyorum. O sırada silahını çıkardı. Sanığın ateş edeceğini hiç düşünmedim. Biraz daha sakinledim. Silahı beline soktu. O sırada çaycı geldi. Bana saldırıyor dedim ona. Çaycı da bize doğru yaklaştı ve bizim aramıza girdi. Sanığı geriye doğru ittirmeye başladı. Tekrar çıkmamaya başlayınca kalemi aradım. Önümü döndüğümde tabanca tekrar elindeydi. Bana hangi eliyle ateş ettiğini görmedim. O sırada ilk atış sesi geldi. Kasığımdan girip duvarı delmiş mermi. Şaşkınlıkla vuruldum diye bağırdım. Bütün gücümle imdat diye bağırmaya başladım.
"SANIK AKILLI, SAVCI DA OLDUĞU İÇİN SUÇLAMALARI BİLİYOR"
Sonrasında da hastaneye intikal ettirildim. Sanığın geri planda nasıl oyunlar çevirdiğini bilmiyordum. Sanık zaten olayın en başından bugüne “bana şantaj yapıyor” gibi iftiralarda bulunmuş. Bunların duyulduğunu öğrendim. O yüzden hiç planlı değildi falan demesin. Sanığın dijital incelesinde çıkan Aslı yazılı dosyanın içindeki her şey benim evimdeki bellekten çalınan fotoğraflardan oluşuyor. Bu hususta hırsızlıktan da bir ihbarda bulunulması gerektiğini düşünüyorum. Sanık akıllı, savcı da olduğu için suçlamaları biliyor.”
Sanık avukatından, mağdur hâkime soru: Neden ikinci kere hamile kaldınız?
Sanık avukatı: Öncesinde silahı kafanıza dayadığınızı söyledi. Sizin kafanıza sıksa ölmez misiniz? Geriye dönüp baktığınızda sizce aranızdaki bu ilişki normal mi? Bu ilişki hâkimlik mesleği ile bağdaşıyor mu? Bir kere hamile kaldı, tamamdır. İkincisi nedir? Bunu neden yaptınız?
Hâkim: Özel hayatları bizi ilgilendirmez. Siz hakimlik mesleği itibariyle bu ilişki doğru mudur diye soramazsınız.
Sanık avukatı: İlk sorumu yineliyorum o zaman, öldürebilir miydi öldüremez miydi?
Aslı Kahraman: Öldürebilirdi.
TANIK: SİLAHI ALMAYA ÇALIŞTIM
Verilen aranın ardından yeniden başlayan duruşma tanık beyanlarıyla devam etti.
Olay tanıklarından ve savcıya müdahale eden çaycı Yakup Karadağ olay anını anlattı. Karadağ, şöyle dedi:
“Olay günü boşları toplamaya gitmiştim. İçeri girdiğimde Aslı Hâkim'le savcı ağız ağızaydı. Ben içeri giyince savcı kendini geri çekti. 'Yardım eder misin, bana saldırıyor' diyince şaka yapıyor sandım. Öne doğru gidince suratlarında ciddiyeti gördüm, şaka olmadığını anladım. Araya girdim, 'Çekil' dedim. Savcı olduğunu söyledi. 'Savcı olman saldırabileceğin anlama gelmiyor' dedim. Burada ateş etmeye başladı ve koluma direnç oluşturdu. Çıldırmış bir vaziyetteydi. Silahı almaya çalışıyordum. Duvara doğru elini iyice sıktım. O sırada polisler gelmişti zaten. Onu aldılar direkt. Baktım Aslı hâkimi yaralı olarak gördüm. Kemerimi çıkarıp bacağını sıktım kanamayı durdurmak için. Silahın sehpanın üzerinde olduğunu anlattım. İkinci kez ateş edip etmediğini tam olarak hatırlamıyorum."
SANIK SAVCI: KARİKATÜR GİBİ ADAM YA
Sanık savcı Muhammed Çağatay Kılıçarslan, tanık Karadağ beyanlarda bulunurken “Karikatür gibi adam ya” dedi. Ardından duruşma savcısı tanığa, "Silah kurulu muydu?" diye sordu. Tanık Karadağ, "Silah kuruluydu, direkt çıkarıp ateş etti. Silahını hazır getirmişti. Allah orada beni de korudu" diye yanıt verdi.
İDDİANAMEDEN
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 23. Ceza Dairesi'nde 13 Ocak'ta silahlı bir saldırı yaşandı. Kadın hâkim Aslı Kahraman, Anadolu Adliyesi'nde görevli savcı Muhammed Çağatay Kılıçarslan tarafından silahla vuruldu. Savcı, "öldürmeye teşebbüs" suçundan tutuklandı. Savcı Kılıçarslan hakkında hazırlanan iddianamede şu detaylar yer aldı:
1 TL GÖNDERİP...
İddianamede, savcı Kılıçarslan'ın banka hareketlerine de yer verildi. Savcılık tespitine göre Kılıçarslan, hâkim Kahraman'a 1 TL gönderip, açıklama kısmına "Perşembe dayak için güzel bir gün ne dersin? Başka gün dersen / o da olur. Sürpriz mi olsun yoksa. Duruşmam yok bu hafta. Bir mahkeme buldum hiç duruşma olmayan haftalar da var.“ mesajını bırakmış.
GİZLİ NUMARADAN ULAŞMAYA ÇALIŞMIŞ
İddianamede, savcı Kılıçarslan'ı hâkim Kahraman tarafından her türlü iletişim kanalından engellenmiş olmasına rağmen Kılıçarslan'ın gizli numaralar ile suç tarihi ve bir gün öncesine kadar çok sayıda aramalar gerçekleştirdiği ifade edildi.
Savcı, hâkimin kişisel bilgilerini ele geçirip sahte hesap aracılıyla kendisine göndermiş
İddianamede savcılık tespitleri arasında; savcı Kılıçarslan'ın hâkim Kahraman hakkında elde ettiği kişisel verileri sahte bir hesap aracılığıya Kahraman'a gönderdiği yer aldı. Savcı Kılıçarslan hakkında bu eylemi gerekçesiyle Kişisel verileri hukuka aykırı olarak ele geçirme" suçundan da ceza istendi.
SAVCI, HAKİMİN EVİNDEKİ ALTINLARINI VE PASAPORTUNU ÇALMIŞ
Soruşturma kapsamında ifade veren hâkim Kahraman, Kılıçarslan'ın evindeki; 5 çeyrek altın, 27 tam Cumhuriyet altını, 50 gram 24 ayar külçe altın, yedek araba anahtarı dahil birçok eşyasını çaldığını ve suçunu itiraf ettiğini belirtti.
42 YIL 3 AYA KADAR HAPİS İSTEMİ
Savı hakkında; “Kadına karşı kasten öldürmeye teşebbüs, cebir ve tehdit kullanmak suretiyle iş yeri dokunulmazlığını ihlal, silahla ve zincirleme şekilde tehdit, kişisel verileri hukuka aykırı ele geçirme“ suçlarından 20 yıl 2 aydan 42 yıl 3 aya kadar hapis istemiyle iddianame düzenlendi.