Washington’un Suriye’ye ilişkin söylemleri, önceki yıllardaki tonunu yitirdi. IŞİD’le mücadelede destek verdiği SDG gibi eski ortaklara yönelik mesajlar sertleşirken, Şam’dan yükselen iddialı açıklamalar, bölgedeki yeni dengelerin işaretlerini veriyor. Uzmanlar, yaşananların sadece taktiksel bir ayarlama olmadığını, daha kapsamlı bir yön değişikliğinin sinyali olduğunu belirtiyor.
ABD SDG İLE İŞBİRLİĞİNİ SONLANDIRIYOR
ABD’nin Suriye Özel Temsilcisi Tom Barrack, SDG’nin IŞİD’le mücadeledeki görevini tamamladığını duyurdu. Bunun ardından Suriye Dışişleri Bakanlığı’ndan Kuteybe İdlibi, “ABD artık örgütle değil, Suriye hükümetiyle işbirliğini tercih ediyor” açıklamasında bulundu. İdlibi, SDG’nin önceki ateşkes anlaşmalarından geri adım atmasının ABD yönetimini zor durumda bıraktığını iddia etti.
ABD’nin SDG’nin Şam yönetimi altında entegrasyonunu teşvik ettiğini vurgulayan İdlibi, Suriye ordusunun ülke genelinde otorite tesis etme görevinden alıkonulmaması gerektiğini ifade etti. Şam yönetimi ise SDG ile ateşkes ilan ederek Kürt güçlerine devlete entegre olma çağrısında bulundu.
BARRACK: “SDG GÖREVİNİ TAMAMLADI”
Tom Barrack, X hesabından yaptığı paylaşımda, SDG’ye sunulan entegrasyon teklifini “Kürtler için büyük bir fırsat” olarak nitelendirdi. Barrack, ABD’nin uzun vadede Suriye’de kalıcı bir varlık sürdürme niyetinin olmadığını belirtti. SDG de Şam’la yapılan ateşkesi kabul ederek saldırı olmadığı sürece askeri faaliyette bulunmayacağını açıkladı.
KÜRT POLİTİKASINDA RADİKAL DEĞİŞİKLİKLER
ABD ile SDG arasındaki ilişkiler, Başkan Donald Trump’ın geçen yıl göreve gelmesi ve Şam’a “tam destek” açıklaması sonrası belirgin biçimde değişti. Washington, Suriye’nin toprak bütünlüğünü desteklerken, SDG’nin talep ettiği federalizm veya siyasi adem-i merkeziyetçilik taleplerine karşı duruyor.
Trump, SDG’ye yönelik askeri ve mali desteğin sona ermesi gerektiğine işaret ederek, “Kürtleri beğeniyorum ama verilen destek onlar için daha çok kendileri için oldu” ifadelerini kullandı.
BU GELİŞMELER NE ANLAMA GELİYOR?
1980’lerden bu yana ABD’nin bölgedeki stratejisi, maliyeti düşük ortaklarla hedefe ulaşmak ve iş tamamlandığında stratejik önceliklere odaklanmak üzerine kuruldu. Suriye özelinde yaşananlar, Washington’un artık devlet dışı aktörlerle uzun vadeli bağ kurmak istemediğini ve yeniden merkezi devletlere yöneldiğini gösteriyor.
ABD’nin yeni politikası, SDG’nin entegrasyonu ve mali-askeri desteğin sınırlandırılmasıyla sahadaki Kürt aktörlere “koruma şemsiyesinin kalıcı olmadığı” mesajını veriyor. Bu durum, Türkiye’nin güvenlik hassasiyetleriyle uyumlu bir zemine işaret ederken, Suriye’nin kuzeyinde gerilimi de artırabilir.
İSRAİL’E ETKİLERİ
Washington’un geri çekilmesi, İsrail’in tutumunu da şekillendirecek. Tel Aviv, Kürtlerle temas kanallarını sınırlı biçimde açık tutabilir ancak tek başına yüksek maliyetli bir angajmana girmesi zor görünüyor.




