2024 yılının Mart ayında Oğuz Murat Aci'nin ölümüne sebep olan Timur Cihantimur'un annesi Eylem Tok, ABD'de tutuklu bulunduğu cezaevinden mektup gönderdi. Tok, mektubunda kaza yerine gitmediğini ve polisin aranmasına engel olmadığını öne sürdü.
İstanbul’un Eyüpsultan ilçesinde 1 Mart 2024’te yol kenarındaki 3 ATV tipi araca çarparak 29 yaşındaki Oğuz Murat Aci’nin hayatını kaybetmesine neden olan 17 yaşındaki Timur Cihantimur’un annesi ABD’de tutuklu bulunduğu cezaevinden avukatı aracılığıyla mektup gönderdi.
Mektubu gazeteci Razı Canıkligil kamuoyu ile paylaştı.
Eylem Tok, mektupta hakkındaki iddialara dair de ifadeler kullandı.
Kaza yerine gitmediğini ve polisin aranmasını engellemediğini söyleyen Tok, “Buna rağmen oluşan algı beni derinden üzmektedir. Oysa gerçekler resmi raporlarda açıkça yer almaktadır” dedi.
Tok ayrıca yaşamını yitiren “Oğuz Murat Aci’nin yasal varisleriyle sulh anlaşması yaptıklarını yaparak helalleştikleri”ni söyledi.
Aci ailesinden konuya dair bir açıklama henüz yapılmadı.
"OĞLUM ÜNİVERSİTE DERSLERİ ALMAYA BAŞLADI"
Tok’un mektubunun tamamı şu şekilde:
“Merhaba, Uzun süre sessiz kalmayı tercih ettim. Ancak zaman geçtikçe, kaza gecesi yaşananlara dair polis ve bilirkişi raporları dikkate alınmadan yapılan eksik, hatalı ve önyargılı yorumların bir linç kampanyasına dönüştüğünü üzülerek gördüm.
Oğlum Timur, kaza günü üniversite sınavına hazırlanan henüz 16 yaşında bir çocuktu. İki yıldır tutulduğu cezaevinde liseyi tamamladı ve üniversite derslerini almaya başladı. O talihsiz kaza anında ben bir anneydim; neyin doğru neyin yanlış olduğunu sağlıklı şekilde değerlendirebilecek bir durumda değildim. Aklımdan çok içgüdülerimle hareket ettim. Tek düşüncem, korkmuş ve sarsılmış olan çocuğumu korumaktı.
Bugün geriye dönüp baktığımda, elbette derin bir sorgulama içindeyim. Eğer bir hata varsa, bunun en büyük sorumluluğu anne ve babası olarak bize aittir. Evladımızı çok sevdik, çok koruduk; belki de bazı anlarda gerekli sınırları koyamadık. Bunun yükünü her gün yüreğimde taşıyorum. Oğlumun nasıl bir çocuk olduğunu onu tanıyanlar bilir. Hassas, vicdanlı ve kalbi temiz bir çocuktur. Ancak o gün yaşananlar onun hayatında da derin izler bıraktı. Bunun bilincindeyim ve inkâr etmiyorum.
Hakkımda en çok konuşulan konulardan birine de açıkça değinmek isterim: Ben kaza yerine gitmedim. Oradan bir telefon almadım ve polisin aranmasını engellemedim. Buna rağmen oluşan algı beni derinden üzmektedir. Oysa gerçekler resmi raporlarda açıkça yer almaktadır.
O gece yaşadığım duyguları tarif etmek çok zor. Oğlum şok halindeydi, ben ise korku ve panik içindeydim. Ne olduğunu anlamaya çalışırken zihnim dağılmış, kalbim sıkışmıştı. Ne yapacağımı bilemez haldeydim. Bir süre uzaklaştım. Bu bir kaçış değil, çaresizlik içinde yönümü bulma çabasıydı. Ancak hiçbir şey düşündüğüm gibi gelişmedi.
"BİR ANNENİN KENDİ ÇOCUĞUNU KORUMA ÇABASI, BAŞKA BİR AİLENİN ACISINI HAFİFLETMEZ"
Bu olayda en büyük acının, hayatını kaybeden Oğuz Murat Aci'nin ailesine ait olduğunu biliyorum. Bir anne olarak, onların yaşadığı acının tarifi olmadığını tüm kalbimle hissediyorum. Kendisine Allah'tan rahmet, ailesine sabır diliyorum. Bu kaybın telafisi yok, biliyorum. Ancak yasal varislerle bir sulh anlaşması yaparak helalleştiğimizi de belirtmek isterim.
Bir annenin kendi çocuğunu koruma çabası, başka bir ailenin acısını hafifletmez. Bunun bilincindeyim ve bu gerçekle yaşamayı öğrenmeye çalışıyorum. Hayatım boyunca çocuklar için emek verdim; onları anlamaya ve korumaya çalıştım. O gece benim oğlum da bir çocuktu... Ve ben sadece onu korumak istedim. Belki eksik kaldım, belki yanlış yaptım... Bunun muhasebesini her gün, her gece yapıyorum.
Şunu tüm içtenliğimle ifade etmek isterim: Biz kimseye bilerek ya da isteyerek zarar vermedik.
Süreç boyunca yaşananlar yalnızca hukuki değil, aynı zamanda derin bir insani sınav oldu. Hakkımızda söylenenler ve yapılan yorumlar zaman zaman beni çok yordu. Ancak kimseye kırgın değilim. Çünkü insanlar çoğu zaman gerçeği değil, kendilerine anlatılanı görüyor.
Benim gönlüm herkese açıktır. Kırdığım ya da üzdüğüm kim varsa affını diliyorum. Tek isteğim, gerçeklerin bilinmesi ve kalplerin biraz olsun yumuşamasıdır. Bu satırların bir savunma olarak değil, bir annenin yüreğinden dökülen duygular olarak görülmesini isterim. Saygılarımla”
NE OLMUŞTU?
1 Mart 2024’te İstanbul Kemerburgaz’da meydana gelen kazada Timur Cihantimur’un kullandığı araç, Oğuz Murat Aci’ye çarpmış,
Aci olay yerinde hayatını kaybetmişti.
Kazanın ardından Timur Cihantimur, annesi Eylem Tok tarafından önce Mısır’a, ardından ABD’ye götürülmüştü.
Olayın kamuoyunda büyük tepki çekmesinin ardından Eylem Tok ve oğlu Timur Cihantimur 15 Haziran 2024’te ABD’de yakalanarak tutuklanmıştı.
Oğuz Murat Aci davasıyla ilgili hazırlanan iddianamede, anne Eylem Tok ve baba Bülent Cihantimur dahil beş kişi hakkında 10'ar yıl hapis cezası talep edilmişti.
Beş kişi hakkında ise “suç delillerini yok etme, gizleme veya değiştirme” ile “suçluyu kayırma” suçlarından yargılanması istenmişti.
Eylem Tok ile Bülent Cihantimur 13 Temmuz’da hakim karşısına çıkacak.