ABD Başkanı Donald Trump, İran ile yürütülen görüşmelerde 'çok olumlu bir gelişme' yaşandığını açıkladı. Trump, tarafların anlaşmaya varması için 'iyi bir fırsat' bulunduğunu söyledi.
ABD Başkanı, İran’ın nükleer silah elde etmemesini garanti altına alacak bir anlaşmadan Washington yönetiminin memnuniyet duyacağını belirtti. Trump ayrıca, diplomasiye şans tanımak amacıyla saldırının ertelenmesi kararını İsrail’e bildirdiğini ifade etti.
Trump ayrıca, kararın Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Salman, Katar Emiri Tamim bin Hamad Al Thani ve Birleşik Arap Emirlikleri Başkanı Muhammed bin Zayed Al Nahyan’ın talebi üzerine alındığını söyledi.
Trump, İran yönetiminin üst düzey askeri ve siyasi yapısının büyük ölçüde etkisiz hale getirildiğini savunarak, "Sanırım şu anda düşündükleri son şey nükleer silahlar. Ama bunu yazılı olarak taahhüt etmeleri gerekiyor" dedi.
TRUMP, SIYRILMAYA MI ÇALIŞIYOR?
Ancak The New York Times’a sızdırılan bilgilere göre Trump’ın saldırıları durdurma nedeni aslında BAE ve Katar’ın talepleri değil, Pentagon’un değerlendirmeleri.
İddialara göre İran, ABD hava operasyonlarını takip etme ve hava savunma sistemlerini etkin biçimde kullanma konusunda giderek daha başarılı hale geliyor.
Bu durum Washington açısından büyük bir utanç olarak görülüyor ve askeri baskının İran’ı müzakere masasına getirmeyebileceği yorumlarına yol açıyor.
The New York Times gazetesi, Amerikalı yetkililere dayandırdığı haberinde, İran’ın onlarca füze sahasını yeniden aktif hale getirdiğini ve olası yeni bir çatışmaya hazırlık kapsamında füze rampalarını farklı bölgelere taşıdığını yazdı.
ABD istihbarat değerlendirmelerine göre Tahran yönetimi, Hürmüz Boğazı boyunca bulunan 33 füze sahasından 30’unda operasyonel kapasiteyi yeniden sağladı. Bu durumun, Körfez’deki deniz trafiği ve ABD donanması açısından yeni güvenlik kaygıları yarattığı belirtildi.
Haberde ayrıca İran’ın, savaş öncesindeki mobil füze rampalarının yaklaşık yüzde 70’ini ve balistik ile seyir füzelerini kapsayan füze stokunun da yaklaşık yüzde 70’ini korumayı başardığı ifade edildi.
'FÜZE ŞEHİRLERİ' YENİDEN DEVREDE
İstihbarat raporlarına göre, yeraltındaki füze depolama ve fırlatma tesislerinin — kamuoyunda 'füze şehirleri' olarak bilinen yapıların — yaklaşık yüzde 90’ı en azından kısmen yeniden kullanılabilir hale geldi. Söz konusu tesisler, son aylarda ABD ve İsrail tarafından hedef alınmıştı.
Ancak Amerikalı yetkililer, İran’ın zarar gören bazı üslerde mobil füze platformlarını kullanmaya devam ettiğini, füzeleri üsler arasında taşıdığını ve yeniden aktive edilen bazı platformlardan doğrudan fırlatma gerçekleştirebildiğini belirtti.
Ayrıca İran’ın, saldırılardan önce bazı füze sistemleri ile rampaları sabit üslerden çıkararak farklı noktalara taşıdığı, böylece kayıpları azaltıp operasyonel kapasiteyi korumayı hedeflediği aktarıldı.
TRUMP’IN AÇIKLAMALARIYLA ÇELİŞİYOR
Söz konusu değerlendirmeler, daha önce Donald Trump ve ABD Savunma Bakanı Pete Hegseth tarafından yapılan “İran’ın askeri kapasitesi tamamen yok edildi” yönündeki açıklamalarla çelişiyor.
Yeni istihbarat raporları ise İran’ın kısa süre içinde füze altyapısının büyük bölümünü yeniden ayağa kaldırdığını ortaya koydu.
Raporda, İran’ın özellikle yeraltı tünel ağları ve güçlendirilmiş sığınak sistemleri sayesinde hızlı toparlanma kapasitesi gösterdiği belirtildi.
Öte yandan ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı’nın (CENTCOM) başındaki General Brad Cooper, İran’ın elinde kalan kapasiteye dair dolaşan bazı rakamların 'abartılı ve doğru olmadığını' savundu.
İRAN TOPARLANDI, SAVAŞA HAZIR
Tüm bu gelişmeler, Washington yönetiminin İran ile varılan kırılgan ateşkesin çökebileceğine dair uyarılarını artırdığı bir dönemde yaşanıyor.
Amerikan basınında yer alan haberlerde Pentagon içinde yeni askeri operasyon ihtimaline karşı yoğun hazırlık yapıldığı öne sürülürken, İran’ın da hava savunma sistemlerini güçlendirdiği ve Hürmüz Boğazı çevresine füze platformları sevk ettiği belirtiliyor.
Uzmanlara göre İran’ın füze üslerini kısa sürede yeniden devreye alabilmesi, savaşta aldığı ağır darbelere rağmen hızlı toparlanma ve yeniden konuşlanma kapasitesini koruduğunu gösteriyor. Bu durumun, bölgede askeri gerilimin her an yeniden tırmanabileceği anlamına geldiği değerlendiriliyor.




