Dünya

ABD ile İran arasında tansiyon yeniden yükseldi! İki taraftan da tehditler...

İran Devrim Muhafızları Ordusu (DMO), ABD ordusunun Sirik ve Keşm Adası'na yönelik saldırısı sonrası, bölgedeki ABD üslerinin füzelerle hedef alındığını duyurdu. İki taraf da birbirlerini tehdit etti. İşte son durum...

İran Devrim Muhafızları Ordusu (DMO), ABD ordusunun Sirik ve Keşm Adası'na yönelik saldırısı sonrası, bölgedeki ABD üslerinin füzelerle hedef alındığını duyurdu. İran devlet televizyonuna göre, Devrim Muhafızları Ordusu, bölgedeki ABD üslerinin hedef alınmasına ilişkin bildiri yayımladı. Bildiride, "Çocuk katili ve terörist ABD ordusunun Sirik ve Keşm Adası'na yönelik saldırısı sonrası, düşmanın bölgedeki üsleri Hava ve Uzay Kuvvetlerinin füzeleriyle vuruldu." ifadelerine yer verildi.

Devrim Muhafızları Ordusundan karşılıklı saldırıların detayına ilişkin yapılan açıklamada ise 4 petrol tankerinin yerel saatle 01.30’da Hürmüz Boğazı’ndan izinsiz geçmeye çalıştığı, bunun üzerine 4 petrol tankerinden birisinin hedef alındığı ve ardından yine yerel saatle 02.00’de ABD’nin Sirik ve Keşm Adası’ndaki iki iletişim kulesine füze saldırısı gerçekleştirdiği belirtildi. Açıklamada, yaşanan bu gelişmelerin ardından Devrim Muhafızları Ordusunun ABD'nin Kuveyt'teki Ali es-Salem Hava Üssü ile Bahreyn'deki Beşinci Filo Karargahını hedef aldığı kaydedildi.

Kuveyt ordusu, hava savunma sistemlerinin füze ve İHA saldırıları nedeniyle devreye girdiğini açıkladı.

Bahreyn İçişleri Bakanlığının ABD merkezli X şirketinin sosyal medya platformundaki hesabından yapılan açıklamada, ülkede sirenlerin devreye girdiği belirtildi. Kuveyt’te patlama seslerinin duyulmasının Bahreyn'de de sirenlerin devreye girmesi üzerine Bahreynliler ve ülkede yaşayan yabancılardan sakin kalmaları ve en yakın güvenli bölgelere yönelmeleri istendi.

Açıklamada ayrıca gelişmelere ilişkin haberlerin resmi kanallar üzerinden takip edilmesi çağrısında bulunuldu.

CENTCOM: 4 İRAN İHA'SI DÜŞÜRÜLDÜ

ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı (CENTCOM), ABD ordusunun Hürmüz Boğazı üzerinde deniz trafiğine acil tehdit oluşturan 4 İran insansız hava aracını (İHA) düşürdüğünü bildirdi. CENTCOM'un ABD merkezli X şirketinin sosyal medya platformundaki hesabından konuya ilişkin açıklama yapıldı. Açıklamada, ABD ordusunun, Hürmüz Boğazı üzerinde bölgesel deniz trafiğine acil tehdit oluşturan 4 İran İHA'sını düşürdüğü belirtildi. ABD ordusunun "daha fazla saldırıya karşı savunma amacıyla" Goruk bölgesi ve Keşm Adası'ndaki İran kıyı gözetleme radar tesislerini de vurduğu kaydedilen açıklamada "Amerikan güçleri, haksız İran saldırganlığına karşı öz savunma amacıyla teyakkuzda." ifadeleri kullanıldı.

"İRAN'DAN ÇOK KISA SÜREDE AYRILACAĞIZ"

ABD Başkanı Donald Trump, Wisconsin eyaletinde tarım üretimi yapılan bölgeleri ziyaretinde yaptığı konuşmada, gündemdeki konuları değerlendirdi. Trump, ülkedeki ekonomik durumu düzeltmek için yola çıktıklarını ancak İran'ın nükleer silaha sahip olmaması için bu ülkeye yönelik askeri eyleme başladıklarını savunarak bu durumun yakında sona ereceği mesajını verdi.

ABD Başkanı, "İran'dan çok kısa sürede ayrılacağız, ister bir anlaşma yoluyla isterse çok sert bir yöntemle olsun, her halükarda bu gerçekleşecek. Belki en sert yöntemler en kolay yol olabilir ama biz oradan çıkacağız." diye konuştu. İran'ın nükleer silaha erişmesini engellemek zorunda olduklarını ve bunun için harekete geçtiklerini savunan Trump, "(İran) Nükleer bir tehdidi ortadan kaldırmak zorundaydık. Bunun olmasına izin veremezdik. Kimse bunun olmasını istemiyordu. Bu işi büyük ölçüde hallettik. Göreceksiniz, öyle ya da böyle bu iş bir şekilde sonuçlandı." değerlendirmesini yaptı. Trump ayrıca, İran'la ilgili sürecin bitmesinin ardından ABD'deki enerji fiyatlarının kısa sürede düşeceğini savunarak Amerikalılardan biraz sabırlı olmalarını istedi.

"DÜŞÜNMEDİKLERİ ŞEYLERİ YAPMAK ZORUNDA KALACAKLAR"

ABD Başkanı Donald Trump, Amerikan NBC kanalına verdiği röportajda ülkesinin İran ile sürdürdüğü müzakerelerin gidişatına dair değerlendirmede bulundu. İran liderlerinin "savaşı sona erdirmek" için ABD ile henüz bir anlaşmaya varamamalarının nedeninin "güçlü" ve "gururlu" olmaları olduğunu belirten Trump, ancak "nihayetinde bir anlaşmaya varmaktan başka seçeneklerinin olmadığını" savundu. Trump, "Güçlüler, gururlular, asla yapacaklarını düşünmedikleri şeyleri yapmak zorunda kalacaklar. Başka seçenekleri yok ve bu biraz zaman alıyor." ifadelerini kullandı.

ABD kamuoyunda "İran ile hızla bir anlaşmaya varması gerektiği" yönündeki çağrılara karşı çıkan Trump, "Bu tür şeyler yıllar alır." dedi. Süreci Vietnam Savaşı ile karşılaştıran Trump, şunları kaydetti: "Oldukça hızlı ilerliyorum. Üç aydır bu işin içindeyim. Biliyorsunuz, Vietnam 19 yıl sürdü. Üçüncü ayımdayım ve tek yaptıkları 'Vay canına, ne zaman kazanacaksınız?' demek. Eğer Demokrat olsaydım, kimse böyle konuşmazdı ama benim için fark etmez. Buna çok alıştım."

Trump, şöyle devam etti: "İnsansız hava aracı fabrikalarının çoğu, fırlatma rampalarının çoğu ve füze üretim alanlarının çoğu devre dışı bırakıldı. Ancak yine de kapasiteleri var. (İran'ın) Bazı füzeleri, bazı insansız hava araçları var. Yüzde olarak belki füzelerinin yüzde 21-22'si diyebilirim. Çok sayıda füze var ama ilk saldırdığımız zamanki gibi değil."

İRAN ANLAŞMA ŞARTINI AÇIKLADI

İran lideri Ayetullah Mücteba Hamaney'in danışmanı ve eski Devrim Muhafızları Ordusu Genel Komutanı Tümgeneral Rızai, CNN televizyonuna verdiği röportajda, ABD ile yürütülen dolaylı müzakerelerde İran'ın 24 milyar dolarlık dondurulmuş varlığının serbest bırakılmasını şart koştuğunu söyledi.

Bunu "güven inşa etme" aşaması olarak nitelendiren Rızai, "Eğer (ABD Başkanı Donald Trump) İran ile bir anlaşmaya varmak istiyorsa bu 24 milyar dolar İran'ın Trump'a karşı sahip olmak istediği güvenin bir sınavıdır. Bu ABD'nin geçmesi gereken bir sınavdır. Bu bizim kendi paramız, Amerika'nın parası değil." ifadelerini kullandı.

ABD'nin savaşı yeniden başlatması ve deniz ablukasını kaldırmaması halinde İran'ın savaşı Basra Körfezi'nin ötesine taşıyacağını ve askeri operasyonlarını Hürmüz Boğazı'ndan Hint Okyanusu'na, Babul Mendeb Boğazı'na, Kızıldeniz'e ve Akdeniz'e genişleteceğini aktaran Rizai, İran'ın daha önce saldırmadığı ABD üslerini vuracakları uyarısında bulundu.

Bu durumda ABD'nin kayıplarının çok yüksek olacağını ifade eden Rızai, "savaş olasılığını düşük bulduğunu" vurguladı.

Trump'ın, İran lideri Hamaney ile görüşme talebine ilişkin Rızai, Trump ile herhangi bir görüşmenin gerçekleşmeyeceğini belirtti.

Rızai, ABD Başkanı Trump'a herhangi bir mesajı olup olmadığının sorulması üzerine, "Trump'ın, İsrail'den bağımsız karar alması gerekiyor. İran halkının haklarını teslim etmeli, ablukayı durdurmalı ve İran'ın varlıklarını serbest bırakmalıdır. Bu İran ve ABD arasındaki ilişkilerde yeni ufuk açacaktır. Trump, kendi çıkarlarını kenara bırakıp Amerikan halkının çıkarlarını düşünmelidir. Eğer Trump cesaret gösterirse birçok sorun çözülebilir." ifadelerini kullandı.

KATAR'DAKİ MERKEZ KULLANILAMAZ HALE GETİRİLDİ

Virginia merkezli ABD Hava-Uzay Kuvvetleri Derneği'nin aylık çıkardığı dergide saldırı hakkında bilgi sahibi üst düzey bir Amerikalı yetkilinin ifadelerine dayandırılan haberde, ABD'nin Orta Doğu'daki hava harekatlarını 20 yılı aşkın süredir yöneten Ortak Hava Operasyonları Merkezi adı verilen komuta merkezi, İran'la savaş sırasında çok sayıda doğrudan isabet aldı.

Yetkiliye göre, İran, Katar'daki El Udeid Hava Üssü'nde bulunan Ortak Hava Operasyonları Merkezi'ne savaşın ilk günlerinde çok sayıda füze saldırısı düzenledi ve merkez kullanılamaz hale geldi.

Savaşın öncesinde İran'ın tesisi hedef alabileceğini göz önünde bulunduran ABD ordusunun savaşı başından itibaren Güney Carolina'daki Shaw Hava Kuvvetleri Üssü'ndeki bir tesisten yönettiğinin bilgisini veren yetkili, savaş öncesinde merkezdeki personelin de başka bir yere gönderildiğini aktardı.

ABD yönetimi veya Merkez Kuvvetler Komutanlığı (CENTCOM), şu ana kadar CAOC'ye verilen hasara ilişkin herhangi bir açıklama yapmadı.

Haberde, CAOC'un CENTCOM'un hava bileşeni olan Merkez Hava Kuvvetleri'ne bağlı olduğu belirtilirken CENTCOM'un konuyla ilgili sorulara yanıt vermediği ifade edildi.

İran, ABD-İsrail'in 28 Şubat'taki saldırılarıyla başlayan ve 8 Nisan'da geçici ateşkesle duran savaş sırasında İsrail'in yanı sıra ABD'nin bölgedeki askeri üslerine ve hedeflerine füze ve insansız hava araçlarıyla 100 dalga halinde saldırılar düzenlemişti.

LÜBNAN'DAN İRAN'A ÇAĞRI

Lübnan Başbakanı Nevvaf Selam, ikinci acil insani yardım çağrısının başlatılması dolayısıyla Beyrut'ta düzenlenen programda konuştu.

Lübnan'da kendilerine dayatılan savaşın üzerinden 3 ay geçtiğini ifade eden Selam, bu süre içinde 1 milyondan fazla kişinin yerinden edildiğini ve zor şartlarda yaşam mücadelesi verdiğini söyledi.

Yerinden edilenlerin güvenli ve onurlu şekilde evlerine dönmesinin öncelikleri olduğunu vurgulayan Selam, İsrail saldırılarını durdurmak ve işgal ettiği bölgelerden çekilmesini sağlamak amacıyla müzakere yolunu seçtiklerini kaydetti.

ABD arabuluculuğunda 3 Haziran'da duyurulan ve başarısızlıkla sonuçlanan şartlı ateşkes anlaşmasına dair Selam, şu ifadeleri kullandı:

"Lübnan'da ateşkes konusunda bir mutabakata varmayı başardık. Ancak Lübnanlılar, dün İran Devrim Muhafızlarının bu mutabakata ilk karşı çıkan taraf olduğunu şaşkınlıkla gördü.

Bu durum, söz konusu savaşın bizim savaşımız olmadığını ve bizim için değil topraklarımız üzerinde ve halkımızın pahasına yürütüldüğünü bir kez daha gösterdi."

Selam, Lübnan'ın güneyindeki halkın kendi iradesiyle almadığı bir kararın ve kendisine ait olmayan bir savaşın bedelini ödediğini savundu.

Lübnan Başbakanı, sözlerine şöyle devam etti:

"İran'a söyleyecek bir sözüm varsa o da şudur: Güneyimizi rahat bırakın, bölgeyi ve halkını müzakerelerde şartlarınızı iyileştirmek için kullanılan bir koz olarak görmekten vazgeçin.

Biz, başka aktörlerin mesajlarının iletildiği bir posta kutusuna ya da savaşlarının yürütüldüğü açık bir alana dönüşmeyi reddeden bir vatanın sahibiyiz. Lübnan hiç kimsenin masasında bir pazarlık kartı değildir. Güney de hiç kimsenin yedek cephesi değildir."

Güney sakinlerinin İran ile ABD arasındaki savaşın tarafı olmadığını söyleyen Selam, "Lübnan'ın başkalarının savaşlarının sahası olarak kalması ve güney halkının kendi iradesi dışında yapılan hesapların bedelini ödemesi kabul edilemez." değerlendirmesinde bulundu.

Müzakerelerin sürdüğünü kaydeden Selam, "Ateşkesin reddedilmesi, açık ve net şekilde savaşın sürmesi anlamına gelmektedir. Buna bağlı olarak insani kriz de devam etmekte hatta her geçen gün daha da derinleşmektedir." ifadelerini kullandı.

ABD Dışişleri Bakanlığı 3 Haziran'da İsrail ve Lübnan'ın, Hizbullah'ın saldırılarını tamamen durdurması ve tüm unsurlarını Litani Nehri'nin güneyinden çekmesi şartıyla geniş kapsamlı bir ateşkes konusunda mutabakata vardığını duyurmuştu.

Hizbullah ise 4 Haziran'da şartlı ateşkesi reddettiğini açıklamıştı.