İslamcı yayınevi Timaş, sosyal medya hesaplarından bir paylaşım yaparak Roger Garaudy'i andı.
Yapılan paylaşımda, "Ona 'Yeni Marx' diyorlardı ama tek bir cümleyle tarihten silindi" denildi. Fransız yoldaşları gerçekten de Garaudy için, "Karl Marx’ın bütün eserleri kaybolsa Garaudy onları yeniden yazabilir" diyordu...
70'e yakın kitabı olan Garaudy'nin tarihten silindiği iddiasını Timaş'ın cehaletine değilse de olayları abartma seviyesinin büyüklüğüne bağlayalım...
35 yıl boyunca Fransız Komünist Partisi'nin çeşitli kademelerinde görev alan Garaudy, 1980'lerde "Beni komünist yapan ne ise Müslüman yapan da odur!" diyerek müslüman oldu.
Roger Garaudy’nin "Sosyalizm ve İslamiyet" kitabını 1965'te -Timaş Yayınları henüz dünyada yokken- sosyalist hareketin sembol isimleri Doğan Avcıoğlu ve Mihri Belli Türkçe’ye çevirdi.
İslamcı yazar Mustafa İslamoğlu’nun "sosyalist bir mümin" dediği Doktor Hikmet Kıvılcımlı hakkındaki sözleri de son günlerde sosyal medya gündeminde.
Müslüman olmak, Timaş'ın hayal dünyasında olduğu gibi sosyalistler için bir "aforoz" sebebi olsaydı Dr. Hikmet Kıvılcımlı aforoz edilmez miydi?
Menderes hükümeti komünist Hikmet Kıvılcımlı'yı “şeriat propagandası yapmak, dini siyasete alet etmek” suçuyla yargıladı.
Yakında Sultan Galiyev'i de keşfederler.
Öğrenmenin sonu yok, şaşırmayalım...
* * *
Tam da bu noktada Garaudy'nin kimi görüşlerini aktaralım:
- İslamcılık, İslamın bir fesadı ve hastalığıdır.
- Hiçbir problem dar bir cemaat ve onların doğmalarına dayanılarak çözülemez.
- Softalıklar karşılıklı olarak birbirine kuvvet verir.
- Kurân eğitimi üzerinde yapılan geleneksel kalpazanlık, Kurân’ın reddettiği babadan oğula geçen monarşinin ilk kaynaklarına kadar uzanır. Emevîlerin ilki Muaviye şöyle diyordu: 'Yeryüzü Allahındır ve ben de Onun vekiliyim.' Bir asır sonra II. Abbasî hükümdarı Ebu Cafer el-Mansur aynı nakaratı tekrarlar: 'Ey insanlar Allah’ın bize bahşettiği hukuk sayesinde sizlere baş oldum ...ben Allah’ın yeryüzündeki vekiliyim.' Fesadın kaynağı işte burada: Peygamberin sadece bir 'halefi' olan halife, kendini 'Allah’ın vekili' olarak görebilmektedir.
- 'İslâmcılar' şeriat adına, düşmanlarının vermek istedikleri itici görüntüyü İslâm’a vermektedirler. Bu görüntünün Kurân’ın mânâ ve ruhunu yansıttığı söylenebilir mi?
- Kurân, dinî ve ahlâki bir çağrıdır, hukukî bir kanun kitabı değildir.
Garaudy'nin bu tespitleri komünist olduğu yıllara ait değil. 1990 yılında yayımlanan "Entegrizm" kitabından alıntıdır. Garaudy bu satırları yazarken müslümandır.
Timaş Yayınları kitabı 2019 yılında "Yobazlıklar" başlığıyla Türkçeye çevirir.
Peki Garaudy bugün yaşasaydı ve "babadan oğula geçen monarşi ve hilafet fikri Kurân üzerinde yapılan bir kalpazanlıktır" ya da "İslamcılık, İslamın bir hastalığıdır" deseydi ne olurdu?
İşte görürdük o zaman "aforoz" edilmek neymiş.
Keşke Timaş biraz da "Yobazlıklar" kitabını tanıtsa...
Sinan Acıoğlu
babaocagi.com.tr