İYİ Parti Genel Başkan Yardımcısı Selçuk Türkoğlu, sermaye piyasalarındaki gelişmelere ilişkin açıklamalarda bulundu. Türkoğlu, Pusula Holding’in sahibi Serdar Turhan’ın savcılık ifadesinde de yer alan Katılımevim’e ait Bursa’daki arazi önünde açıklama yaptı.
Türkoğlu, söz konusu taşınmazın satışı ve satıştan elde edildiğini öne sürdüğü gelirle ilgili çeşitli sorular yöneltti.
“BU ARAZİ EMLAK KONUT’A SATILDI” İDDİASI
Türkoğlu, söz konusu arazinin halen Katılımevim’in üzerinde olduğu yönünde kamuoyunda bir algı bulunduğunu belirterek, ellerinde bunun aksini gösterdiğini öne sürdüğü bir tapu belgesi bulunduğunu söyledi.
Türkoğlu, tapu belgesine dayandırdığı iddiasında arazinin 7 Ağustos tarihinde Emlak Konut’a satıldığını öne sürdü.
Bursa’nın merkezinde bulunan arazinin yaklaşık 1,5 yıl önce 300 küsur milyon dolar seviyesinde değerlendirildiğini belirten Türkoğlu, Emlak Konut’un söz konusu araziyi neden satın aldığını ve hangi bedelle aldığını sordu.
Türkoğlu, Emlak Konut ile Katılımevim’in bu satışı Kamuoyu Aydınlatma Platformu’na (KAP) neden bildirmediğinin de açıklanması gerektiğini ifade etti.
“BUNUN ADI MAL KAÇIRMA DEĞİL MİDİR?”
Türkoğlu, satışın operasyonların başlamasından yaklaşık 40 gün önce gerçekleştiğini öne sürerek, işlemin zamanlamasına ilişkin soru yöneltti.
Türkoğlu, “Operasyonlar başlamadan yaklaşık 40 gün önce bu satışın anlamı nedir? Bunun adı mal kaçırma değil midir?” ifadelerini kullandı.
Söz konusu satışta yaklaşık 20 milyar liralık bir rakamdan bahsedildiğini öne süren Türkoğlu, “Bu para nerededir?” diye sordu.
Türkoğlu, elde edildiğini öne sürdüğü paranın çeşitli işlemler aracılığıyla yurt dışına çıkarılmış olup olmadığının da araştırılması gerektiğini savundu.
“EMLAK KONUT KAMUOYUNU BİLGİLENDİRMEK ZORUNDA”
Emlak Konut’un konuya ilişkin kamuoyuna açıklama yapması gerektiğini belirten Türkoğlu, “Emlak Konut acilen bu konuyla ilgili kamuoyunu bilgilendirmek zorundadır” dedi.
Türkoğlu, devlet kurumlarının ve devlet teşekküllerinin şaibeli olduğunu öne sürdüğü kurumları kurtarmak gibi bir görevinin bulunup bulunmadığını da sordu.
Türkoğlu ayrıca operasyonların önceden sezilmesinin ardından şirketin içinin boşaltılmasına yönelik bir işlem yapılıp yapılmadığını ve devlet kurumlarının buna aracılık edip etmediğini sorguladı.
Türkoğlu, açıklamasında şu ifadeleri kullandı:
“Devlet kurumlarının, devlet teşekküllerinin bu şekilde şaibeli kurumları kurtarmak gibi bir görevi var mıdır? Veya operasyonlar sezildikten sonra yapılan firma içini boşaltma işlemlerine aracı olunmuş mudur?”




