Türkiye'nin en kanlı katliamlarından biri olan 16 Mart Katliamı’nın yıldönümü. İstanbul Beyazıt Meydanı’nda 16 Mart 1978’de 7 öğrencinin katledildiği 50’den fazlasının yaralandığı bombalı saldırının üzerinden 48 yıl geçti.
İstanbul Üniversitesi’nden çıkan öğrencileri hedef alan bir grubun gerçekleştirdiği katliamda, öğrenciler Abdullah Şimşek, Baki Ekiz, Cemil Sönmez, Hamit Akıl, Hatice Özen, Murat Kurt ve Turan Ören yaşamını yitirdi. 16 Mart katliamı, 1977 1 Mayıs, Maraş ve Çorum katliamları gibi bir kırılma noktası oldu. İktidarların her dönem hâkim olmaya çalıştığı üniversitelere müdahalenin bir parçası olan Beyazıt Katliamı’yla birlikte karanlık bir döneme girildi.
Bu katliamlarla 12 Eylül darbesine giden yolun kapısı aralandı. Ülkenin bugün içine sürüklendiği karanlığın temel tuğlalarını döşedi. 1993 Sivas ve 1995’deki Gazi katliamları ile bugünkü rejimin önü açıldı.
SORUMLULAR HESAP VERMEDİ
Diğer katliamlar gibi 16 Mart Katliamı’nın da sorumluları hesap vermedi. Katliamın ardından açılan dava “zamanaşımı” kararıyla düşürüldü, sanıklar ise cezasızlıkla ödüllendirilerek yaşananların üzeri örtülmek istendi. Ancak aradan geçen 48 yılda yaşanan her şey yurttaşların hafızlarında ilk günkü canlılığıyla kaldı.
16 Mart Katliamı hakkında gerçekleştirilen soruşturma kapsamında dönemin Ülkü Ocakları İstanbul İl Başkanı Orhan Çakıroğlu, Mehmet Gül, dönemin MHP İstanbul İl Başkanı Kazım Ayaydın ve Ahmet Hamdi Aksoy gözaltına alındı. Saldırıyla bağlantısı olduğu tespit edilen Sıddık Polat ise Elazığ’da gözaltına alındı. 17 kişinin yargılandığı davada yalnızca Polat hakkında 11 yıl hapis cezası verilirken bu karar daha sonra Askeri Yargıtay tarafından bozuldu. Öğrencilerin üzerine bombayı atan Zülküf İsot daha sonra katliamı kendisinin gerçekleştirdiğini ve polis aracıyla üniversiteye geldiğini anlattı. İsot, itirafçı Lütfi Aktı tarafından öldürüldü. İtirafçı Ali Yurtaslan ise öğrencilerin üstüne atılan bombayı Abdullah Çatlı’nın temin ettiğini öne sürdü.




