10 Ekim Ankara Gar katliamı davası, firari sanık Ömer Deniz Dündar'a, aile avukatlarının sorularıyla devam etti. Mahkeme başkanının tahammülsüz davranışları sonrasında sorgulamaya devam edemeyen avukatlar ve aileler, protestoyla duruşmayı terk etti.
10 Ekim 2015'te Ankara Tren Garı önünde düzenlenen Emek, Barış ve Demokrasi Mitingi'ne yönelik IŞİD saldırısında 104 kişi yaşamını yitirmiş, yüzlerce kişi yaralanmıştı. Katliamın firari sanıklar yönünden devam eden duruşması bugün Ankara 4. Ağır Ceza Mahkemesinde görülmeye başlandı. Duruşmada kırmızı bültenle aranan ve Suriye'de yakalanan firari sanık Ömer Deniz Dündar ifade verdi.
Duruşmanın başında, geçici mahkeme heyetindeki hakimin sesinin duyulmamasına aileler tepki gösterdi. Hakim “Sesim bu kadar çıkıyor benimle kavga etmeyin” derken “Mikrofon yok mu” sorusuna ise “Yok” cevabını verdi.
Sesin duyulmaması tepkiyle karşılanırken, hakim tepki gösteren kişinin salondan çıkarılmasını istedi.
Duruşmada savunma yapan Dündar “Etkin pişmanlıktan yararlanmak istiyorum. Tüm samimiyetimle TEM Şube'de ifade verdim. 21 değil 90'a yakın kişi tespit ettim. Hatay'daki dosyadaki suçlamaları reddediyorum” dedi.
Hakimin, 23 Haziran 2017’de Hatay’da durdurulan araçta ele geçirilen canlı bomba kemerinde tespit edilen parmak izlerinin kendisine ait olduğu yönündeki rapora ilişkin sorusu üzerine “Abdulhaki kod adlı Ahmet Güneş, dini eğitimler veriyordu. Örgüt dışarıya göndereceği bombalı eğitimlerde görevliydi. Örgütte patlama eğitimini veriyordu Kendisinin evine misafir olduğum zaman tuttum kemeri. Parmak izim o şekilde ortaya çıkmış. Sadece tutmamı istedi, kendisi için olduğunu söyledi” yanıtını verdi.
"TÜRKİYE'YE GİRİŞ ÇIKIŞ YAPMADIM"
Örgütteki pozisyonu ilişkin soruyu da yanıtlayan Dündar, “Örgütteki görevim kamplarda spor dersleri vermekti. Örgüte 2014'ün 8. ayında Mustafa Dokumacı vasıtası ile katıldım. 2017 yılında Haziran ayında İdlib bölgesindeydim. O zaman HTŞ kontrolündeydi” dedi.
“Hiç çatışmaya girdin mi” sorusuna ise “2014’te Münbiç'te, PKK ile küçük çatışmalara girdim” şeklinde yanıtladı. Hatay’da yakalananları tanıyıp tanımadığının sorusu üzerine “Resimleri bana gösterilmedi” dedi. Savunmasında Türkiye’ye hiç giriş çıkış yapmadığını söyleyen Dündar, “2017'de örgütün Türkiye'de gerçekleştirmek istediği eylemlere ilişkin bilgim yok” ifadelerini kullandı.
Ardından söz alan Dündar’ın avukatı ise, müvekkilinin Gar katliamına katıldığına yönelik hiçbir delilin olmadığını savunarak, “Müvekkil uzun süredir zaten tutukludur. Tutuklama ceza değil, istisnai nitelikte bir koruma tedbiridir. Dosyanın geldiği aşama itibarıyla da deliller zaten büyük ölçüde toplanmıştır. Müvekkilin delilleri karartma ihtimali bulunmamaktadır. Yargılamanın ulaşabileceği tüm deliller resmî kurumların elindedir. Bu nedenle tutukluluğun devamı artık ölçülülük ve orantılılık ilkeleriyle bağdaşmamaktadır. Müvekkilin Türkiye’de gerçekleştirilmiş herhangi bir silahlı eyleme katıldığına, talimat verdiğine, imkan sağladığına veya organizasyon içerisinde karar verici konumda olduğuna ilişkin hiçbir şekilde somut bir delil bulunmamaktadır" diyerek müvekkilinin beraatini talep etti.
Avukatın savunmasının ardından, katliamda hayatını kaybedenlerin ailelerinin avukatları katliama ilişkin Dündar'a sorular yöneltti.
Duruşmaya 1 saat ara verildi.
Ara sonrası aile avukatları tarafından Dündar'a, “dosyadaki deliller birlikte değerlendirildiğinde bomba eğitimi aldığı ve canlı bombaların hazırlanmasında görev alıp almadığı” soruldu. Dündar bu soruya, “Kesinlikle bunu kabul etmiyorum. Böyle bir bomba eğitimi almadım. Buna gönüllü olanları gönderiyorlardı. Böyle olsaydı, gerçekten bir eylem yapmış olurdum. Türkiye Cumhuriyeti’ne karşı bir eylemim olmadı” diye yanıt verdi.
Diyarbakır Nevruz kutlamalarına yönelik planlanan saldırıyı bildiğini kabul eden Dündar’ın, “Eylem yapılmazsa örgüt yöneticileri kendi aralarında konuşuyordu. Ben de oradan duydum” demesi üzerine, bunu kimden duyduğu soruldu. Dündar, “Yöneticilerin yanında olan Muhammed Zana Alkan vardı. Diyarbakır Nevruz planını onlardan duydum” dedi.
Ankara Gar Katliamı'nın talimatına ilişkin soruya ise Dündar, "Örgüt böyle bir talimat vermedi. Örgütün çizdiği çerçeve ile Yunus Durmaz böyle bir karar almış” dedi.
"Etkin pişmanlık" ifadesinde Rahip Brunson, Türkiye LGBTİ ve Ekrem İmamoğlu eylem planları" sorulan Dündar, "Eylemlere Dokumacı karar veriyor, kendisi Türkiye’yi takip eden ve iyi bilen biri. Ben bomba eğitimi almadım. Ben Türkiye Cumhuriyeti’ne karşı hiçbir zaman bir suç işlemedim. Böyle de bir kapasitem yok benim" derken, Dosyaya giren Yunus Durmaz ile yaptığı yazışmalarda yer alan “Türkiye'ye erken gelmesi” ifadelerine yönelik sorulara da,“Türkiye'ye gelip eylem yapmak gibi bir niyetim olmadı” şeklinde yanıt verdi.
"KİMLİĞİMİ KAYBETTİM"
Kimliğini kaybettiğini ve 2017’de PKK’nin o kimlikle bir hat aldığını söyleyen Dündar’a avukatlar, “2015'te kaybettiği kimliğin 2017'de kullanılması mümkün değil. Senin örgüt içinde daha aktif olduğun dönemde para transferini gerçekleştirmişsin" dedi.
Duruşmada, örgüt üyeleri arasındaki haberleşmeye ilişkin de sorular yöneltildi. Dündar, “Nusret Yılmaz'ın Ökkeş Durmaz'a mesajına ben aracılık ettim. O yazar kapatır, ben de şifrelerdim” dedi.
Aile avukatlarınınn Mehtap Sakinci'nin, ikinci canlı bombanın kimliğine ilişkin sorusu üzerine Dündar, "Ben de sadece Suriye uyruklu olduğunu biliyorum. Benim bulunduğum yerde sadece Türkler vardı. Kesin Suriyeli ama ismini bilmiyorum" dedi.
Sakinci'nin, “Bu mahkeme sizi 11 yıldır bekliyor. Etkin pişmanlık kapsamında samimi misiniz? Katliamın aydınlatılması için neden daha önce gelmediniz de şimdi geldiniz?" sorusunu yanıtlayan Dündar, "Karşınızda hatasını anlayan, girdiği yoldan dönen biri var. Pişmanlığımı HTŞ tarafından tutuklandığımda fark ettim. Dini bilgilerimin eksik olduğunu anladım. 2021 yılında HTŞ tarafından alındığımda her şeyi anlattım. Zalim olarak yaşamaktansa mazlum olarak ölmeyi tercih ederim" ifadelerini kullandı.
Dündar'ın "pişmanlık" yönündeki beyanları üzerine duruşma salonunda gerginlik yaşandı. Katliamda yaşamını yitirenlerin yakınları, “Çocuklarımız toprak altında çürüyor”, “Siz hiç evlatlarınızı kaybettiniz mi?” ve "Katilleri koruyun" sözleriyle tepki gösterdi.
Mahkeme başkanı, salondaki tepkilerin sürmesi üzerine duruşmaya 5 dakika ara verdi.
AİLELER VE AVUKATLAR PROTESTO ETTİ
Aranın ardından mahkeme heyeti yeniden salona geldi. Mahkeme başkanı, ailelerin benzer tepkilerinin devam etmesi halinde duruşmayı sonlandıracağını söyledi.
Bunun üzerine aileler ve avukatlar, mahkeme başkanının tahammülsüz davranışlarını gerekçe göstererek bu aşamadan sonra beyanda bulunmayacaklarını mahkeme heyetine bildirdi.
Duruşmanın ardından katliamda yakınlarını kaybeden aileler, yaralılar ve dayanışma için adliyede bulunan yurttaşlar, mahkeme salonunu alkışlarla protesto ederek adliyeden ayrıldı. Adliye önünde bir araya gelen kitle, "10 Ekim'i unutma, unutturma", "Hak, hukuk, adalet" ve "Katil IŞİD, işbirlikçi AKP" sloganları attı.
Dava avukatlarından Erkan Ünüvar, Dündar’ın “etkin pişmanlık” ifadesine ilişkin gazetemize verdiği değerlendirmede, Dündar’ın zaten dosyada olduğunu ve kendi pozisyonunu gizlediğini söyledi. Ünüvar “Örgüt pozisyonlarıyla ilgili, özellikle kendisi hakkında farklı ve çelişkili beyanlarda bulundu. Anlattığı isimler zaten dosyada bilinen isimler. Ama özellikle yaptığı şey şuydu: Bombaları yapan kişiler, yelekleri hazırlayanlar ve o işleri organize edenleri gizlemeye çalıştı” ifadelerini kullandı.
Sorguyu geçici mahkeme heyetinin yapmasını değerlendiren Av. Senem Doğanoğlu ise, “Zaten başından beri üç heyet değişti. Şimdi temmuz sonunda dördüncü heyet gelecek. Yani bu dosya zaten 400 klasörü aştı. Daimi olarak heyetlerin değiştiği bir zeminde, IŞİD’in şemasının bilindiği sanılıyor. Hâlbuki çok temel şeyleri bile bilmiyoruz” dedi.
Dosyada ilk kez etkin pişmanlık hükümlerinden yararlanmak isteyen bir sanığın ortaya çıktığını belirten Doğanoğlu, söz konusu sanığın dosya açısından önemli bir gelişme olduğunu ifade etti.